Uzun bir aradan sonra hepinize merhaba🌸🌸
Meraklıları bilir; ülkemizde yayınlanan ve bizi kaliteli edebiyata doyuran birçok dergi var. Ben ise bu dergilerin her birini en az bir defa alıp, her birine bir şans veren dergi aşığı bir okuyucuyum. Ancak öyle bir dergi var ki, bende yeri hep ayrıdır.

Kafkaokur’la yolum 17. sayısında kesişti. Hem de ne kesişme! Dergideki iki yazı beni can evimden vurdu. Bu yazılardan biri bugün sohbet edeceğim Nihan Özkoçak’ın Anımsamak adlı anlatısıydı. O günden beri Nihan Özkoçak’ın ve Kafkaokur’un sıkı takipçisiyim. Dün akşam üstü derginin son sayısını elime aldığımda ise kafamın içinde bir şimşek çaktı ve çok sevdiğim bu yazarı size de tanıtmaya karar verdim. Hoş kendisi çok mütevazı, çok tatlı biri olduğundan henüz kendini yazar olarak görmüyormuş orası ayrı bir konu. O zaman hazırsanız sohbetin detaylarına geçiyoruz!
“Her zaman günlük tutardım. İlkokuldan bu yana 12 tane günlüğüm var. Demek ki hep yazacak şeylerim var diye düşünüyorum...”

Doktorkedi: Öncelikle teklifimi kabul ettiğin için çok teşekkürler. Seni aramızda görmek bizi çok mutlu etti. O zaman klasik soruyla başlayalım; Nihan Özkoçak kimdir? Kısaca kendinden ve buralara nerelerden geldiğinden bahseder misin?
Nihan Özkoçak: 14 Mart 1987 Ankara doğumluyum ve Ankara’da yaşıyorum. İki kız kardeşim daha var, biri ikizim olur. O yüzden kendimi çok şanslı sayarım hep. Başkent üniversitesinde hukuk okudum ve 7 senedir avukatlık yapıyorum. Küçüklükten beri edebiyata merakım vardı. Yatmadan önce kardeşlerimle oturur şiirler yazar birbirimize okurduk. Uykuya mutlaka bir öyku okurken dalardık. Her zaman günlük tutardım. İlkokuldan bu yana on iki tane günlüğüm var. Demek ki hep yazacak şeylerim var diye düşünüyorum.
#Repost @kafasinagoredergi with @get_repost ・・・ Bazen biri gelir ve hayatınızda aksayan yerden tutar sonra da bırakmak ister. #NihanÖzkoçak #KafasinaGoreDergi Nihan Özkoçak (@nihanozkocak)'in paylaştığı bir gönderi (28 Haz, 2018, 12:07öö PDT)
Sonunda daha profesyonel yazmak istediğime karar verdim ve Kafkaokur dergisine ilk anlatımı gönderdim. Onlar da bana 1,5 sene sonra geri dönüş yaptılar ve yazımı yayınlamak istediklerini söylediler. Bu sırada bir yazarlık okuluna da gitmeye başlamıştım ve eş zamanlı olarak Kafasınagöre dergisinde bir öyküm yayınlandı. Bu da biraz bana cesaret vermiş oldu. Şimdi sürekli olarak dergilere yazılar yazıyorum. Mesleğimden öte beni asıl ayakta tutan şey yazmak oldu.
“Yazarların ikinci bir mesleği olmaz!” der Selim İleri bir röportajında, ona katılıyor musun? Sen de avukatlığı bırakıp hayatını yazarlığa adamayı düşündün mü hiç?

Nihan Özkoçak: Şu an değil ama tabii ki mesleğim için “yazar” demeyi çok isterim. Bence insan başka bir mesleği varken de yazabilir, her zaman yazarlığa zaman ayırabilir. Fakat mutlaka işi sadece yazmak olan birine göre bu çok daha zor olacaktır. Hasan Ali Toptaş’ı bu yüzden çok severim. O da icra memurluğu yapmış bir süre. Fakat çalışırken Yunus Nadi Roman Ödülü’nü almış. İsteyince ve sevince mutlaka güzel şeyler olur.
Doktorkedi: Seni çok daha fazla okumayı gerçekten çok isterim.😇
Bir acının hatırası, bir mutluluğun hatırasından daha az can yakar.
Yazısıyla, yaşamıyla sana ilham veren “Bir gün ben de onun gibi olmalıyım!” dediğinin, kendine idol olarak seçtiğin bir edebiyatçı var mı?

Nihan Özkoçak: Tomris Uyar idolüm diyebilirim. Dili çok sıra dışı ve hiçbir yazdığı birbirine benzemiyor. Ayrıca özel hayatında da özgür ruhunu yansıtması beni ona daha çok çekiyor.
“ Şimdi bir yazara en çok sormak istediğim soruya geçeyim o zaman...”

Doktorkedi: ...Yazmak için özel bir hazırlık yapıyor musun? Mesela şu an bu yazıyı yazacağım diyip masanın başına oturuyor musun? Yoksa ilham ne zaman gelirse o zaman mı sarılıyorsun kaleme kağıda?
Nihan Özkoçak: Bir dergiye yazı yetiştirmek durumundaysa oturup ilham gelmesini bekleyemeyebiliyor insan ama bu çok tehlikeli bir durum çünkü zoraki yazılan yazılar çok belli oluyor. O yüzden daha çok merak ettiğim şeyleri önce biraz araştırıyorum ve bir fikir ediniyorum. Sonra bununla ilgili nasıl bir şey yazabilirim diye düşünmeye başlıyorum. Hepsi bir araya gelince ortaya bütün halde bir metin çıkıyor. Bazen de durup dururken aklıma bir şey geliveriyor o zaman hemen not alıyorum zaten çerçeve kafamda oluşmuş oluyor.
Peki yazarken bir tür ayrımı yapıyor musun? Ya da kendini en iyi ifade edebildiğini düşündüğün tür hangisi?
#Repost @kafasinagoredergi with @get_repost ・・・ Bazen biri gelir ve hayatınızda aksayan yerden tutar sonra da bırakmak ister. #NihanÖzkoçak “Aksak Matmazel” adlı yazısıyla #KafasınaGöreDergi yeni sayısında! Nihan Özkoçak (@nihanozkocak)'in paylaştığı bir gönderi (18 May, 2018, 2:42öö PDT)
Nihan Özkoçak: Hayır hiç yapmıyorum hatta biraz kolay yazabildiğim türlerin dışına çıkıp denemeler yapıyorum. “Ben Ölmeden Önce” öyküm absürt komediydi mesela. “Rehargan” öykümde tek kelimeyle ifade edemediğimiz bir duyguya bir kelime yarattım ve o duyguyu anlattım. Şimdi bir novella yazmayı planlıyorum ve tamamen bilimkurgu.
Bu soruyu aslında biraz “Anımsamak” adlı yazına iftafen sormak istiyorum. Yaşadıklarını mı yazıyorsun, yoksa okuduklarımız baştan aşağı hayal gücünün ürünü mü?

Nihan Özkoçak: ”Anımsamak” için konuşacaksak tamamen hissettiğimi yazdım ve o yazı tamamen beni anlatıyor. Kendimi öykülerde çok fazla ortaya koymamaya çalışıyorum ki zaten çoğunda ben yokum, benden aralara biraz serpiştiriyorum. Ama “Anımsamak” öykümü ilk defa sevdiğim kişiye yazdım. Son olarak “Bezirganbaşı” öykümle de aynı kişiye veda ettim.
Doktorkedi: En sevdiğim iki yazın Anımsamak ve Bezirganbaşı’ydı. Bir okur olarak sanırım ben ‘Sen’i okumayı daha çok sevmişim.😇
...Karşı apartmandaki tek bir dairenin ışığı açık. Kitap okuyor yaşlı kadın. Onu hiç, bir başkasıyla görmediğini anımsıyorsun. Ne büyük yalnızlık! O da seni çok uzun zamandır bir başkasıyla görmemiş halbuki. Bu gerçek bölüyor düşünceni. Acımaktan çok, hüzünlendiğin vakittesin şimdi...
Peki, hani hepimizin ne okursak okuyalım tadını damağımızda hissettiğimiz kitaplar vardır ya, senin ‘İlk 3’üm’ diyebileceğin kitaplar var mı?

Nihan Özkoçak: Çok zor bir soru oldu ama ilk üçü sıralamaya çalışayım.
Jose Saramago- Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
Han Kang- Vejetaryen
İlhami Algor- Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Üçü de çok ayrı telden. :)
Dergicilik ilk göz ağrın, biliyorum. Ama tamamen sana ait bir kitap okuma düşüncesi de beni heyecanlandırıyor açıkçası. Böyle bir proje görünüyor mu ufukta?
Benimle disari cikacakmis 😻 Nihan Özkoçak (@nihanozkocak)'in paylaştığı bir gönderi (18 Ağu, 2017, 9:09öö PDT)
Nihan Özkoçak: Fikir var fakat bir türlü başlayamadım. Ama mutlaka yazacağım. Öykülerimden çok farklı bir tarzda olacak. 2019 da bitmiş olur umarım.
Doktorkedi: Kesinlikle takipte olacağım! Bu keyifli sohbeti kabul ettiğin hem bana seni yakından tanıma fırsatı verdiğin, hem de sitemize konuk olduğun için çok teşekkürler. İtiraf ediyorum benim gibi 19 yaşında genç bir okur için sevdiği bir yazarla röportaj yapmak hem çok güzel hem de biraz gerici bir tecrübeydi. Ama tatlı dilin sayesinde nasıl geçtiğini bile anlamadım. Bir hatam olduysa affola, iyi geceler sana!
Nihan Özkoçak: Teşekkür ederim kendime pek yazar diyemesem de henüz, ben de mutlu oldum tanıştığıma ve konuştuğumuza. İyi geceler!
Evet, bu keyifli sohbeti burada sonlandırıyor, bir Nihan Özkoçak alıntısının çok sevdiğim bir şarkıyla muhteşem buluşmasını da son olarak sizlere armağan ediyorum. Keyifli günler dilerim!
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar