Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay, Müslüm Gürses. Dört büyük isim. Dört usta sanatçı.Başlıkta da söylediğim gibi bir devir onlarla geçti. Ve kaç nesil onlarla büyüdü.

Her biri Arabeskin babası olarak addediliyor. Söyledikleri şarkılar ve arabesk film furyası ile birlikte gelen onlarca film ile Türk milletinin tabiri caiz ise ciğerini delen sanatçılar. Onları müzik piyasasında hep birbirleriyle kıyasladılar. Hangisi daha baba, hangisi daha acıklı söylüyor, hangisi daha çok kitlelere hitap ediyor v.s.. Yani velhasıl kelam arabeskin babalarının artık ne kadar baba oldukları sorgulanıyor. Geçmişte öyleydiler. Peki halen öyleler mi?

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

O halde KizlarSoruyor'da babalar resitali başlasın. Hem de arabeskin baba gibi babaları. :)

İbrahim Tatlıses

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

1 Ocak 1952 yılında Şanlıurfa'da 7 çocuklu, fakir bir ailenin çocuğu olarak doğan sanatçının hayat hikayesi ve özellikle müziğe başlama hikayesi, gerçek bir Türk filmi gibi. Zaten filmi de çekildi. Tatlıses inşaatta çalışırken şarkı söylüyor ve onun yanık sesini keşfeden bir yapımcı sayesinde ünlü oluyor. 1970'li ve 80'li yıllarda fırtına gibi esen türkücü birbirinden ünlü bestelere ve hem oyuncu, hem yönetmek olarak pek çok filme imza attı.

Hülya Avşar ile aşk söylentileri bu filmle birlikte çıktı

Mavi mavi filmi & Bırakın gitsin

Malumunuz olduğu üzere sanatçının çok renkli bir hayatı oldu. Çok kişi girdi hayatına. Amma velakin her zaman Hülya Avşar ile aralarında bir şey var mıydı sorusu havada kaldı. Bu söylentilerin çıktığı, fitilin ateşlendiği film ise 1986 senesinde çekildi. Yer yerinden oynadı. O film Mavi mavi idi. Suudi Arabistan, Amerika, Almanya ve dünyanın pek çok ülkesinde büyük konserler verdi. Filmlerinde Yılmaz Güney'e benzetildi. İlkokulu bile bitirmeyen sanatçı her defasında bunu soranlara o unutulmaz sözü söylüyordu.

Urfa'da Oxford vardı da biz mi gitmedik.

İkinci doğum günüm dediği tarih: 14 Mart 2011

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

İbrahim Tatlıses hep gündemde olan bir sanatçı oldu. 70'li yıllarda parladı, 80'li yıllarda altın çağını yaşadı. Pek çok kadın girdi hayatına. Çocukları oldu.. Ama 90'lı yıllarda daha olgun bir Tatlıses vardı karşımızda. Ve pek tabi ki yerini sarsılmaz şekilde sağlamlaştıran bir Tatlıses. O altın çağlarında iken kurduğu bazı ilişkiler onu daha sonraki huzur aradığı yıllarda can evinden vurdu.. Bir televizyon programı sonrası çıkışta 14 Mart 2011 tarihinde, geçmişten husumeti olan bir kişinin silahlı saldırısı sonucu ağır yaralandı, doktorların bile mucize dediği oldu ve uzun süren bir tedavi sürecinden sonra bazı hasarlar kalsa da sağlığına kavuştu. O günden bu yana herhangi bir albüm, film ve konser çalışması yapmayan Tatlıses eleğini asıp kenara çekilmiş gibi duruyor..

Onun arabeskin babası olup olmadığı her zaman tartışıldı

Müzik piyasası, prodüktörü, bestecisi, dinleyenleri, hayranları bir bütün olarak bir müzik konseyi ise, o hep bu konseyde tartışılan isim oldu. Arabeskin babası mıydı gerçekten.. Yoksa diğer üç büyüklerin yanında olamaz mıydı?

Cemal Süreya'nın arabeskin üç atlısı hakkında (dördüncüsünü atlamış) şöyle bir yorumu vardır;

"Of", "Ah", "Allah Allah!"... Arabeskin üç devi bu üç ünlemle özdeşleştirilebilir. Aralarında ayrımlar da ünlem ayrımları.
"Of" : Orhan Gencebay
"Ah": Ferdi Tayfur
"Allah Allah": İbrahim Tatlıses

Arabeskin babaları arasında İbrahim Tatlıses dolmuş gibidir. Dolmuş yolcusu sadık bir yolcu olmakla birlikte küçük tat değişikliklerini sever. Aynı istikamete Topkapı'dan gidilebilecekken, aynı yere varacaksa başka yoldan da gider..

Ferdi Tayfur

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

Arabeskin babaları halen baba mı diye sorguladığım yazımda ikinci olarak ünlü şair Cemal Süreya'nın arabeskin "Ah"ı diye tabir edilen Ferdi Tayfur'dan bahsedeceğim.

Adı Ferdi Tayfur, soyadı Turan Bayburt. Bilinen sahne adı ile Ferdi Tayfur arabeskin acı tarafı diyebiliriz. 15 Kasım 1945 Adana doğumlu sanatçı sesi ve mimikleriyle yüz ifadesiyle, aslında her şeyi ile ben arabesk im diyor. Acıyı hatırlatıyor. Adana'da doğan ve çok parlak bir müzik kariyeri yakalayan sanatçı her şarkısı ile Türk halkının tabiri caiz ise ciğerini delmiştir Tıpkı bu şarkı gibi;

Bazı otoritelere göre O "Arabeskin Nietzsche'si"

Türk ses sanatçısı, besteci, söz yazarı ve sinema oyuncusu. Toplamda dokuz defa Altın Plak Ödülü kazanan sanatçı sinema filmlerinde de yer alan kendi yazdığı şarkılarla ünlenmiştir. Videoda dinlediğiniz huzurum kalmadı şarkısı 1977 senesinde, Türkiye'nin çalkantılı günlerinde, siyasi olayların yavaş yavaş kıpırdadığı, farklı bir Türkiye'de karamsar Türk halkının adeta sözcüsü olmuştur. 1976 senesinde "Çeşme" ile başlayan ve Hasret Sancısı / Sende mi Leyla / Yuvasız Kuşlar / İnsan Sevince / Kara Gurbet / Ben de Özledim ile devam eden pek çok filmden sonra, 2008 de çevirdiği son filmi "Memur Muzaffer " ile başarılı film kariyerini noktalamıştır. Arabesk müziğin felsefesini yapan sanatçı için bazı otoriteler "Arabeskin Nietzsche'si" benzetmesini yapmaktadır

2011 senesinde felç geçiren sanatçı eski parlak günlerinden uzak olsa da hala unutulmayanlar arasında

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

50 yıllık müzik hayatına 50 tane albüm (kaset), 34'ten fazla filmi sığdırıp, 9 kez Altın Plak ödülü almış, Şekerci Çırağı / Bir Zamanlar Ağaçtım / Yağmur Durunca ve Paraşütteki Çocuk adlı 4 kitap yayınlamıştır. Şeker hastası olan sanatçı 2011 senesinde geçirdiği felç nedeniyle eski sağlığından uzak günler yaşamakta olup Necla Nazır ile ilişkisinden yıllar önce evlendiği eski eşine yıllar sonra geri dönmüş Marmaris'te huzurlu ve mutlu bir hayatı sürdürmektedir.

Ferdi Tayfur halen arabeskin babalarından biri mi?

Bazı müzik otoriteleri Ferdi Tayfur için "Birçok gereksiz, saçma reklam filminde oynayarak babalıktan istifa etti" diyerek onun babalığına artık şüphe ile baksa da bir çok arabesk severe göre o halen arabeskin en önemli isimlerinden. Ve halen baba sıfatını taşımakta..

Dört baba içinde minibüslerde en fazla şarkısı dinlenen iki şarkıcı olarak genellikle Orhan Gencebay ile karşılaştırılan Ferdi Tayfur için söylenenler;

"Orhan baba" her tabakadan insana hitap eder. Ferdi baba ise orta sınıfın üstüne çıkamamıştır."

"Orhan Gencebay hayata, Ferdi Tayfur aşka isyankardır.."

Arabeskin babaları içinde Ferdi baba otobüs gibidir. Otobüs yolcusu zaman içinde pek bir değişim göstermez. 10 sene önce bu ulaşım aracını kullanıyorsanız kuvvetle ihtimal yine aynı aracı

tercih ediyorsunuzdur. Bunun hem maddi hem de keyfi sebepleri vardır. Fazla maceraya atılmak istemediğinizden dolayı bu böyle devam eder.
Ferdi baba dinleyicisi de, bu tercihi kullanan yolcu misalidir. Pek macerayı ve değişikliği istemez, takılır öyle kendi kendine.

Orhan Gencebay

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

4 Ağustos 1944 Samsun doğumlu olan sanatçı, Ferdi Tayfur ve İbrahim Tatlıses için şüphe ile bakanların bile asla babalığından şüphe etmedikleri bir müzik dehasıdır. Müzik bilgisi, kültürü, felsefesi ve diğerlerine nazaran az acılı şarkıları, tabi ki unutulmaz filmleri ile bir dönem özellikle minibüs şoförlerinin vazgeçilmezi olmuştur. Zaten lakabı "Baba"dır ve bu lakabı sadece arabesk müzikte var olan şarkıları ile değil, efendiliği, ağırbaşlılığı, babacan görüntüsüyle de almıştır.

Dünden bugüne anlamını yitirmeyen sözleriyle "Dil yarası"

Genellikle olduğu gibi efsane isim Orhan Gencebay da çok küçük yaşlarda eğitim alarak müzik hayatına başladı. Tambur çalmayı öğrendi önce. Ardından kendini geliştirmek için eğitim hayatı için ailesi ile gittiği her şehirde müzik okullarına devam etti. Birden fazla enstrüman çalmayı öğrendi. Yani o müziği temelden öğrenmeyi seçti. TRT sınavlarına girdi. Orada çok büyük başarılar sağladı ve pek çok besteye imza attı. O hep öğrenmeyi seçti. Sadece arabeske bağımlı kalmayıp her tür müzikle ilgilendi. Jazz müzik de buna dahil. Amma velakin öyle besteleri vardı ki ustanın yıllar geçse de unutulmayacak. Sözleri ve içerdiği mesaj yıllar içinde daha da kıymetlenip anlam kazanacak. İşte buna en önemli örnek olan şarkı "Dil yarası" sözleriyle bir hayat dersi veriyordu adeta..

"Kim bilecek daha neler neler bekliyor ikimizi / Belki de çok mutlu olacaktık tutsaydık dilimizi / Bu inat bu kapris bu kavgalar yıprattı sevgimizi / En acı sözler bile söylerken tutmadık dilimizi /

Dil yarası dil yarası en acı yara imiş / Dudaktan kalbe bir yol var ki sevgi ve şefkattenmiş.."

O sadece arabeskin değil müziğin "Orhan Baba" sı

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

Yasal olarak 60 milyon civarı plak ve kaset tirajı olan Orhan Gencebay'ın, korsan üretimlerin yasal üretimlerden 2 kat fazla olduğu düşünülürse, yasal olmayan üretimlerle birlikte 200 milyon civarı tirajı olduğu tahmin ediliyor. Bu da dünyanın sayılı tiraj rakamlarındandır.

Sayısız şarkı ve filme imza atan, son yıllarda TV programları yapıp bazı şarkı yarışmalarında jüri üyesi olan ve bir kesim tarafından hükumete yakın olduğu gerekçesiyle eleştirilen sanatçı bence her daim efsane oldu. Her daim sadece arabeskin değil müziğin babası oldu.

En isyankar şarkısı; "Batsın bu dünya"

Baba lakabını en çok yakıştırdığım Orhan Gencebay için söylenen bazı sözler;

"Diğer arabeskin babalarına göre Orhan Gencebay'da hayatı çözmüşlük, olmuşluk havası vardır. Olgun bir duruş sergiler.."

Arabeskin babaları toplu ulaşım aracı olsalardı, Orhan baba kesinlikle vapur olurdu. Vapur yolcusu keyfine düşkündür. M

artı, simitler, çay, kahve içer, manzara fotoğrafı çeker. Uzaklara dalıp gözleri kısık halde hayal kurar, püfür püfür esen rüzgarda denizde yolculuk etmenin keyfini çıkartır. Orhan baba dinleyicisi de aynen bu tip yolcudur. Sonuna kadar

müzikten zevk almak ister..

Müslüm Gürses

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

Son olarak arabeskin babası mı diye soracağımız sanatçı Müslüm baba olacak. İçlerinde en sıra dışı olanı, bence arabesk kavramının birebir karşılığı. Arabesk acı demekse, acı çeken şarkılarsa, sözlükteki karşılığı Müslüm Gürses'tir. 7 Mayıs 1953 senesinde Şanlıurfa, Halfeti içesi'nde doğan sanatçı ta çocukluğundan başlamış acı çekmeye. Henüz çocukken babası, annesini gözünün önünde öldürüyor ve cezaevine giriyor. Bu olay Müslüm baba için dönüm noktası oluyor. O kadar iyi yürekli bir insan ki bu olaya rağmen vicdanı rahatlasın diye babasını ceza evine ziyarete gidiyor. Hem de askere gitmeden önce.. Bu davranışa karşı babası onu orada bıçaklamaya çalışıyor ve bir daha babasını görmüyor.

Bir Avuç Gözyaşı

Gerçek adı Müslüm Akbaş olan Müslüm baba arabesk müziğin en büyük isimlerinden biridir. Özellikle 90'lı yıllarda şarkıları ve konserleriyle bir fenomen olmuştur. Binlerce kişi onu sahnede ağlayarak, çığlık atarak dinlemiş, birçoğu şarkıların verdiği acıdan vücuduna jilet atmıştır.

Konser öncesi jilet satan çocuk ile ilgili anısı

Yakın zaman önce kaybettiğimiz ünlü besteci ve söz yazarı Ali Tekintüre ile muhteşem şarkılara imza atan sanatçının konserlerinde az önce belirttiğim ve sizin de malumunuz olduğu üzere insanlar çığlık çığlığa, ağlayarak ve kendilerine tasvip edilmese de jiletle keserek dinlemişlerdir. Çünkü onun şarkıları insanların içine attığı, acılarının, kederlerinin ve ezilmişliğin, bir nevi çaresizliğinin sözcüsü olmuştur. O hiç bir zaman kimsenin canını yakmak istememiş, gençleri hep uyarmış "Çok üzülüyorum, uyuyamıyorum" diyerek duygularını dile getirmiştir..

Onun hakkında sosyolojik inceleme yapıldı. Doktora tezi konusu oldu

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

Bir Yıldız doğuyor / Sev Yeter / Çare Sende Allah'ım / Yaranamadım / Güldür Yüzümü / İtirazım Var başta olmak üzere pek çok film yapan, Benim Meselem / Biz Babadan Böyle Gördük / Bizi Kimse Ayırmaz gibi sayısız albüm yapmış, albümünde hemen her şarkısı hit olmuş sanatçı ile ilgili hocalar sosyolojik incelemeler yapmış, üniversiteyi bitirme tezi konusu olmuştur.

Arabesk ve Rock müziğin en güzel harmanını o yaptı

Damar ve en acılısından arabesk şarkıların tartışmasız ismiydi o. Ancak son yıllarda ekrana daha az çıkan, daha az konuşan tavrı müzik kimliğine de yansımış kendi adına bir değişim başlatmıştır. Teoman'ın "Paramparça" şarkısı bir arabeskçinin yorumuyla tam olmuştur. Hayatı gibi, şarkıları gibi "Paramparça" ona çok değişik bir yol açmıştır. Ardından Tarkan'ın "ikimizin yerine" şarkısı ile devam eden bu değişim Müslüm babayı çok daha başka kitlelerin kalbinin tam ortasına koymuştur.

"Bizde Noel Baba yok 'Müslüm baba' var. O da bacadan değil damardan giriyor"

3 Mart 2013 senesinde hayatını kaybeden sanatçı, şarkılarına ruhunu veren ender yorumculardan olup, asla hafif bir arabeskçi olmayan, arabeskin babaları içinde, "Bence" en değerlisidir.

Ruhu şad olsun..

Okan Bayülgen programında konuk aldığı Müslüm Gürses'e hafif alaya alarak sorduğu

"Bu düşünüyorum, öyleyse varım lafından ne anlıyorsun?" sorusuna babanın verdiği efsane cevap;

Bunu Descartes diye bir adam söylemiş. Adam diyor ki tüm nesnelerin varlığından şüphe edebilirim ama şüphe ettiğimden şüphe edemem.. Şüphe ede ede, şüphe edemeyeceğim bir hakikate ulaşıyorum.

Müzik piyasasının %99'unun daha önce Descartes ismini duyduğundan bile şüphe ederim..

Arabeskin babaları eğer topu ulaşım aracı olsaydı Müslüm baba kesinlikle tren olurdu. Treni kullanan yolcu profili çok çeşitlidir. Varoşta oturanın dan tutun patronuna kadar her tür yolcusu vardır.

Arabeskin babaları halen baba mı sorusuna cevap aradık ama...

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz

Bugün sevdiğim bir müzik dalından, sevdiğim dörtlü bir sanatçı topluluğunun eskiye göre unvanları devam ediyor mu sorusuna cevap ararken "gerçek sanatçı" kimliğine hasret kalan müzikseverler olarak şarkılarını, hikayelerini bir kez daha hatırlamış olduk..

KizlarSoruyor sitesinde Bence yazmayı, önce kendimi mutlu ettiğim için seviyorum. Ve gönülden yapıyorum. Eğer maaşlı bir çalışan olsaydım bu yazıdan sonra şöyle bir ay kadar izin kullanmak isterdim. Zira bu yazı beni bir hayli dertlendirdi.. :)

Sevgili KizlarSoruyor yönetimi bir süre yokum. Çok kederliyim.Bu deniz manzaralı tahta masalarda, tam da garsonun olduğu masa da bir süre boş boş oturduktan sonra hayatı sorgulamaya ihtiyacım var.. Kim katılmak ister.. :)

Bol müzikli ama acısız günleriniz olsun :)

Bir Devir Onlarla Geçti: Arabeskin Babalarının Ne Kadar Baba Olduklarını Sorguluyoruz
Cevapla