KS'de Canlı Bir Sohbet: "Rüzgar'da Inflames'in sesi"

Bu kadın, neredeyse siteye üye olduğum günden beri fazlasıyla ilgimi çekiyordu. O’ndaki gücü, rahatlığı, özgüveni, paylaşımlarındaki cesareti her geçen gün hayranlıkla izliyordum. Zaman zaman kısa sohbetlerde buluşuyor, merakımı gidermesi adına tuzak sorularıma, aynı zekâ ile ketum bir duruş sergiliyor, ser verip sır vermiyordu. Zeki kadınlara bayılıyorum bilirsiniz. Haklıydı. Bana neden güvenecekti ki. Hiç tanımadığı, bilmediği, ne idüğü belirsiz bir adam.

KS'de Canlı Bir Sohbet:



"Hayır tıp her şeyi bilmez. Bilimsel zırvalara kafa yorma derim"


Şubat ortalarıydı ilk sohbetimiz. Bana teveccüh göstermiş, “sohbetin en sevdiğim yanı karşımda zeki birinin olmasıdır.” diyerek onurlandırmıştı beni. Melankoli olmaya dair başlamıştı ilk tartışmamız. “Tıp her şeyi bilmez, bilimsel zırvalara kafa yorma” diye uyarmıştı. Rock müzikte buluşan ortak zevkimiz kurtarmıştı melankolik olmaktan son anda beni.


Anason kokusuna ve tütüne bayıldığımızı fark ettik. Balık sevmediğini öğrendim "balıksız rakı olur mu" diye şaşkınlığımı ifade ederken. Sonrasında kısa süreliğine de olsa ben O’nun emmoğlu, O benim halamgızı oldu. Araya zaman girdi. O gelmedi. Ben gitmedim. Zaman sonra bu paylaşım yeniden buluşturdu bizi.


O’nunla ilgili bildiğim tek şey var. O’na her şeyi sor. Ama kendisini asla sorma. “Kendimden bahsetmekten hiç hoşlanmam” diye açıklıyor bu durumu.


Ben de öyle yaptım. Gizemli kişiliğini hiç sorgulamadan, paylaştığı yazılarından ve görüşlerinden, en önemlisi son yazdığım “Sen misin kaybolan, yoksa geride bıraktığın ayak izlerin mi” başlıklı Bence için yaptığı “Benim. Kendi içimde kayboldum. Hiç edildim.” yorumundan da cesaret alarak, sordum neden ve nasıl hiç edildiğini. Hep yaptığı gibi kelimeleri süslemeden, olduğu gibi anlattı. Kiminde öfkelendi bana. Kiminde her anı yeniden yaşayarak üzüldü. Kiminde kahkahalar attı. Ama sadece kendisi oldu. Ben de O’na uydum.


Kim mi? "Inflames_54" ü şu görsel bile anlatmaya yeter aslında.
KS'de Canlı Bir Sohbet: "Rüzgar'da Inflames'in sesi"



- Nasılsın bay resmiyet müdürü?
- Bay resmiyet müdürü? Bak buna çok güldüm işte. :)))))))) Resmiyet ile saygıyı ayırabilen ince bir çizgi benimkisi. Nezaket de diyor bazıları. :))))
diye başlayan sohbet, benim ısınma turlarını geçip ana konuya yönelmeme yetti. İşte başlıyoruz.


- Inflames. Başka bir anlam taşıyor mu? Ya da neden bu nick?


- Bundan önceki Ks hesabımı kapatmıştım bir buhran anında. Ben ruhum daralınca rock dinlerim ve yine In flames dinliyordum. Siteye tekrar üye olurken biraz benden bir şey anlatsın nickim istedim "ateşler içinde " en uygunu gibi geldi.


- Ks’den açılmışken sohbetimiz. Geçen hafta bir yazımda “Sen misin kaybolan, yoksa geride bıraktığın ayak izlerin mi” başlığı altında hoşgörü sınırlarımızı, ilişkilerimizdeki çıkmazlarımızı, duyarsızlıklarımı ve nedenlerini anlatmıştım. Sen de “Benim. Kendi içimde kayboldum. Hiç edildim." diye yorum yapmıştın. İşte seninle konuşmak istediğim bu.


- Evet. Gerçekten hayatımda ilk defa hiç edildim. Şaşkınım ve bunu başaran adama ayrı bir hayranlık duyuyorum şu an.


- Hayranlık mı? Hadi canım. Nasıl yani? Kimdir bu adam? Seni hiç edebilmek bir başarı mıdır ki, bu adamı başarılı addediyor, hayranlık besliyorsun?


- Tabiki başarıdır. Ben aşk masallarındaki kötü cadıyım. Kolay kolay eğilmem. Ama çok güvendiğim bir adam bunu tamamen bozdu. Aslında hikâye basit sevdim sevilmedim. Mini tiyatrolarda idare edildim diyelim.


- "Mini tiyatrolarda idare edildim" derken, buna "her şey gerçek olamayacak kadar güzeldi. Bütün yaşananların, kendi içimizde kurduğumuz minik bir tiyatroda sergilenen oyunlar olduğunu, bana duyduğu hislerin kendi yazıp kendi kurgulayıp, kendi oynadığı roller olduğunu öğrenene kadar" diyebilir miyiz?


- De gitsin. :))


- Çok hoşsun. Peki. Dedim gitti. :))


- Daha çok şöyle. Mini tiyatrolardan kastım. Beni kırmamak adına yaptığı her şey bizi yıprattı. Dürüst değildi. Beni idare etti diyelim.


- Bir paylaşımından hatırladığım kadarıyla, yaşanan bir anne travması var. Sence bu, ilişkini ne yönde etkiledi?


- Aslında annemin özel yaşantımda bir söz hakkı yok ama her defasında dik durmama çok katkısı oldu. Bunu bilinçli yapmadı tabiki. Kendisi ciddi anlamda sadisttir ve hiç bir konuda beni desteklemez. O’nun bana yasattıklarından ve onun yaşadıklarından hep kendime bir ders çıkardım. Canın çıkıyor olsa da mızmızlanma inflames!


- O halde aşk masallarındaki kötü cadı aslında annen. Her ne kadar özel hayatında bir söz hakkı olmasa da, kişiliğinin oluşmasında etkin bir rolü var.


- Tabiki var. Karakter olarak çok zıt olsak bile ona çok benziyorum. Nasıl bir çelişki değil mi? Çünkü her ne kadar başka biri olduğumu bilsem bile onun gibi davranmaktan kendimi alamıyorum. Tüm yaşantım boyunca önümdeki tek rol model annemdi. O’na baktım O oldum galiba. Ama asla çocuklarıma karşı O’nun kadar katı değilim. Ki O’da değil. Torunlarıyla aşk yaşıyor :))) O’nun zoru benimle.


- Delirtmişsin kadıncağızı demek. :)) Peki ya babanla ilişkisi nasıldı annenin?


- Hiç hatırlamıyorum. Ama büyük bir aşkla evlendiklerini biliyorum. İyi olmalı sanırım. Babam öğretmendi. Ama okuldan çıkıp başka işe giderdi. Eve geç gelirdi yani. Krem renkli bir yeleği vardı, sol cebine her akşam küçük çikolata koyup gelirdi. Gözlerimi kapıya diker beklerdim. Ama çikolatayı tabiki :)) Çocukluk işte. Yüzünü hiç hatırlamıyorum. O’nunla hiç bir anım yok.


- Tamam. Peki, üvey baba oldu mu?


- Hayır. Annemin hayatında kimse olmadı babamdan sonra. Hatta çalıştığı hastanede bir doktor talip olmuş diye işi bırakmış ben küçükken. Bende onun gibiyim asla çocuklarımın başına başkasını baba diye getirmem.


- Ve o adam, hayatını hiç eden adam? Yani çocuklarınızın babası?


- O’nunla 19 yaşında tanıştım ben. İmkânsız gibi görünen bir durumdu benimkisi :)) Ben küçük bir çocuktum ama O kucağında bebeğiyle ortada kalmış koca bir adam. Yine de oldu. Kader bizi yazmış. 8 yıl yaşadım O’nunla. Aslında hayatımdaki en dolu, en mutlu yıllarımı yaşadım. Şimdilerde iki arkadaş olsak da, O benim en kıymetlim.


- Sen insanı öldürürsün Inf. Hem en kıymetlin, hem hayatının içine etti. Bunu biraz açsana. Sana öyle şeyler yapmış olmalı ki, ya da hiçbir şey yapmamış. Hem bu kadar çok seveceksin, hem en değerlin kılacaksınız. Değerli olan kısmı, sadece size dünyanın en güzel çocuklarını vermesi mi?


- Şu hayatta kimse için "O benim" diyemezsin. Ona başkasına âşık oldu diye kızabilir miyim? Sence buna hakkım var mı? Herkes bir defa dünyaya geliyor ve inan sonunun böyle olacağını bilsem bile yine O’nu seçerdim.
Çocuklarımız da var tabi. O çok başka. Çok iyi bir baba ve her zaman çocuklarını her şeyden üstün tutuyor. Çok iyi bir dost ama iyi bir sevgili değil. Biz sadece o eş durumunu ortadan kaldırdık ve evleri ayırdık. Ama hala iş ve ailevi konularda birlikteyiz. Babam gibi sevdim O’nu ben. O hiçbir şey yapmasa bile ben O’nu öyle gördüm bir kere, değişmez.


- Anlıyorum. Elbette diyemezsin. Fakat affedebiliyor olmanın tek bir nedeni vardır. İhanet etmeden gitmiş olması. "Gidiyorum. Çünkü âşık oldum" diyerek gitmesi. Öyle mi yaptı?


"Evet. İyi hal indirimi aldı benden :)) Benimleyken başkasına âşık olması da ihanetti ama iyi hali vardı diyelim."
KS'de Canlı Bir Sohbet: "Rüzgar'da Inflames'in sesi"



- Merak ettim doğrusu. Neymiş bu iyi hali?


- İyi hali, bana ihanete devam etmek yerine dürüstçe itiraf etmesiydi sadece. Onun dışında her türlü suçlu. Bunu hiçbir şey değiştiremez.


- O halde önce ihaneti tanımlayalım. En azından ilişkinize dair. Başka birine âşık olması sana göre neden ihanet? Bu sen de olabilirdin ve sen de bir başkasına âşık olabilirdin. Belki çekip gitmezdin. Bilmiyorum. O zaman sen de mi ihanet etmiş olacaktın?


- Olmazdım, ben birine söz verirsem diğer herkese kör ve sağır olurum. Kimse kusura bakmasın öyle bir dünya yok. Başkasına âşık olma potansiyeli olanlar evlenmesin o halde.


- Bu bizim elimizde olabilir mi? Nasıl bu kadar net “olmazdım” diyebiliyorsun? Bir kez âşık olmak? Ya da söz verdim diye, başka birine âşık olduğun halde kalmak, daha büyük bir ihanet değil mi? Allah aşkına bir anlatsana bana nedir ihanet?


- Çok derin değil aslında. Birine verdiğin sözden sebepsiz ve açıklama yapmadan dönmek ihanettir. Ben karsımdakinin her lafını bir "söz" kabul ederim. Tutamayacak olan yaklaşmasın.


- İyi de adam sebep göstermiş. Açıklama yapmış işte.


- Biliyordum böyle diyeceğini bilerek lades oldum :)) Mesela ben olsaydım ki asla olmam. Ama kocamın arkadaşına ilgi duysam olabildiğince uzaklaşır ve tamamen selamı keserdim. Bunu ne kendime ne de eşime yakıştıramayacağımdan asla bir yakınlaşma içine girmezdim. Tabiki onu sevdiği için onu suçlayamam ama bunlar için her türlü gömerim.



Eğer bu konuda kendine güvenmiyorsan evlenmeyeceksin. Ben tüm bedenimle kendimi birine ait hissedersem başkasına neden göz atayım ki? Ne gerek var buna.



- Başkasına göz atmak değildi benim sözüne ettiğim şey. Hayatın, şu köşe başından karşımıza ne çıkaracağının hiçbir zaman belli olamayışı durumu. Elbette önce sadakat. Ama "kendine güvenemiyorsan evlenmeyeceksin" demek, oldukça haksız ve katı bir tutum değil mi?


- Ben katıyım, yapacak bir şey yok, huyum pis.


- Peki. :))) Dönelim şu asıl konumuza. 8 yıllık eşindi. Sadece başka birine âşık olması mı seni hiç etmiş oluyor? Üstelik bana göre ihanet etmeden gitmiş olmakla? Ben daha başka nedenler olmalı diye düşünüyorum açıkçası.


"Tabi ki öyle! Bana ve yuvamıza ihanet etti. Çünkü yakın bir arkadaşımla gitti."
KS'de Canlı Bir Sohbet: "Rüzgar'da Inflames'in sesi"



- Şimdiiiii. Orada dur bakalım. Bu biraz benim teorimi kanıtlar nitelikte ve senin teorini çürütür. Yakın bir arkadaş. Bu yakınlık zaman zaman aynı ortamlarda bulunmak, aynı sofrada yemek yemek, aynı filmi hep birlikte seyretmek gibi bir yakınlık değil mi? Bu nasıl göz koymak olur? Zaman içinde birbirlerinden etkilenmiş olabilirler.


- Evet, aynı ortamda ortak erkek arkadaşlarımız da var ama bu durum O’nu haklı yapıyorsa, ben de alkol alınca her gece biriyle yatsaydım? Haa. Hatta grup falan takılsaydık? Sonuçta aynı ortamdayız hep. Etkilendim der kendimi aklardım. Olur muydu bu da?


- Ama bak sen bile ayırıyorsun. “Alkol almak” dan bahsediyorsun. Ben normal bir ortamdan söz ediyorum. Aslında meselemiz birilerini haklı çıkarmak değil. "Bu bir ihanet. Biriyle evliysem gözümü kulaklarımı tıkarım" demiştin. Ben de "tamam tıkamalı ama konu aşk ise bu bizim elimizde mi" demiştim. Bu durumda aynı ortamda bir şeyler paylaşmak, hislerine yenik düşebilme olasılığını arttırabilir. Elbette eski eşini haklı çıkarma gayretinde değilim. Aynı şeyi sen yapmış olsaydın yine aynı soruyu sorardım. Yeniden âşık olmak ya da olmamak insanın elinde mi?


- Elinde tabiki. Biri varken başkası oluyorsa eğer, en başta bir çatlak vardır. Bunu hissetmek imkansız değil ki . Eğer başkasına gönlüm kayacağını hissedersem bir ilişkiye asla başlamam.


- Öyle şey mi olur. Ne yani ben birine deliler gibi aşık olacağım. “Ama dur ya, belki günün birinde başkası çıkar karşıma. Yok ya ben evlenmeyeyim en iyisi” diyerek aşkımdan vazgeçeceğim. Bu mudur yani?


- Bende mi var bir gariplik yoksa sadakat değerlerimiz farklı mı? Âşıksan neden başkası olur korkusu yasayasın ki? Dediğim şu. Yeterince sevmiyorsan ya da o tutku yoksa hiç bulaşma.


- İşte diyorum ben de. Bunu bilemeyiz. O an başkası olur mu korkusu yaşamayız zaten. Kaldı ki, 8-10-18 yıl sonra bile yeniden birilerinden etkilenebiliriz. Asıl püf nokta, kendimizi nasıl kontrol ettiğimizdir. O zaman bana ihanetten söz edemezsin. Kaybetmekten söz edebilirsin. Yani senin söylediğin gibi, çatlak başta değil sonrasında. İşte o zaman ben, ilişkiyi değerlendiririm. İlişkide çatlak tek taraflı olamaz. Sadakat anlayışı kimseye göre değişmez. Sadakat sadık kalmaktır. Yoksa derdim eski eşini aklamak değil.


- Yok yok erkek dayanışması var burda şu an. Bir dönem sitede üyeydi O da. Bunları görse seni takdir eder kesin :))


- Ben buna biraz "bir ilişkide her şey yolunda ve sapasağlam gidiyorsa, eşler birbirlerine yeterince sahip çıkabiliyorsa, ne kadın ne de erkek başka bir sevgiye ya da aşka ihtiyaç duymaz" mantığıyla bakıyorum.
Yok canım. Asla öyle bir durum yok. :)))) Ne dayanışması. :)))


Sonuna kadar sen haklısın. Fakat ayrılma nedeni makul, şekli yanlış. Ben bunun peşindeyim. :))


- Doğru bu. Aynı şeyleri söylüyoruz aslında


- Bana kalırsa "iyi hal" in açıklaması biraz da bu. Ne dersin? :))
İşte şimdi taşlar yerine oturmaya başlıyor. Bu, hem öfke duymanın, hem nasıl en kıymetlin olmasını açıklıyor.
8 yıllık bir evlilikten söz ediyoruz. Peki bu bir ilk değil miydi? Sen söyledin. "Nefis bir birliktelikti" diye. Ve olabildiğince dürüst davranarak, ki henüz sana ihanet etmeden gidiyorum demiş. Hangisi daha az acıtacaktı canını. İhanete uğramak mı? Anlaşarak ayrılmak mı?


- Acıtma kısmını düşünürsek beni en çok acıtan aklından başkası geçmiş olması. Sonrası falan filan


- 8 sene sonra? Bu 8 yıl boyunca eşinin aklından başkası geçti mi? Ya da aldattı mı?


- Niye buna vurgu yapıyorsun Rüzgar? Bana bir söz vermiş olması yeter. Ha 8 gün ha 8 sene ne fark ederki? Ben bu süre içinde O’nu bir kere bile ihmal etmedim tamamen onun zayıflığı bu durum. Bilmiyorum ama hiç hissetmedim. Hadi seni haklı çıkarayım o zaman.Yapmazdı, mutlaka söylerdi ama bu O’nu aklamaz. Hala bana ihanet eden adam o.


- Vurgu yaptığım bir şey yok. Ben işin hiç olma kısmındayım. Nasıl bir hiç gibi hissettiğini anlamaya çalışıyorum. Ne yaptı. Sadece defolup gitti diye mi seni hiç etmiş oluyor. Bu bir kayıp değil. Tam aksine kazanç. Kimse için yaşamıyoruz. Kimseler mutlu olsun diye değil bu hayat. Kendi hayatımızın derdinde değil miyiz aslında hepimiz. O halde neden yanlış insanın hayatından çıkmış olması bir kayıp olsun? Kaldı ki, diyorsun ki en kıymetlim. Aldatarak gitmiş olsaydı yine bu kadar rahat "kıymetlim" diyebilecek miydin?


- Diyecektim tabiki kıymetlim olmasının sebebi o değil bikere. O’na vermiş olduğum değer. Hayatımda tam merkezde O. Ne olursa olsun bu değişmez. O’na aşık değilim artık. Asla eskisi gibi hayatımda istemiyorum ama kimsenin ulaşamayacağı kadar derinde O’nun yeri. Bunu anlamanı beklemiyorum.


- Ortada garip bir durum var. Hayatımın içine s*çtı. Ama o benim kıymetlim. Bu nasıl bir şey?



Bunu anlaman için sana hayatimi özet geçmem gerekiyor ama bunu yapmak istemiyorum. Şöyle düşün okyanustasın ve tam boğulacakken bir korsan gemisine çekildin. Onun gibi işte.



KS'de Canlı Bir Sohbet: "Rüzgar'da Inflames'in sesi"


- Elbette O'nu aklamaya çalışmak değil niyetim. Elbette ortada kocaman bir yanlış var. Haksızlık var. Bir yuvayı darmadağın etmek var. O çocukların yaşadıkları ve yaşayacakları var. Elbette sonuna kadar sen haklısın haklı olmaya da. Benim anlamaya çalıştığım şey, hem bu denli öfkeli olabilmek, hem de değerli kılabilmek. Aslında az çok tahmin edebiliyorum bu derinliğin nedenini. Her ne yapmış olursa olsun, elini hiç bırakmamış oluşu sanırım. Her ihtiyaç duyduğunda elini sorgusuz sualsiz uzatıyor oluşu. Ve elbette yaşanmışlıklar.


- Benim hiç sevgilim olmadı O’ndan önce. Kimseyle bakışmadım bile. Tam bir odundum yani :)) Özel olmasının bunlarla çok ilgisi var. İlk aşk olmasının da tabiki ama en çok ailedeki ilk erkek o hepimizin babası gibi. Gereğinden fazla anlamlar yüklemiş olabilirim ama bütünüyle ailemdi benim


- Anlıyorum. Babasız büyümüş olmanın, babaya özlemin eksikliğini tamamlamış olması. Her genç kızın evliliğe dair “babam gibi bir adam” hayalini hiç yaşayamamış olmakla, o boşluğu doldurması, bu denli bağlı kalabilmene sebep o halde biraz.


Tamam. Özeline çok fazla müdahale etmiş hissediyorum kendimi. “Kes artık” dersen anlarım :))


"Bunları hep depresan ilaçlarına borçlusun Rüzgar :)) ne gelecek merak ettim. Son soru ama (!) "
KS'de Canlı Bir Sohbet: "Rüzgar'da Inflames'in sesi"


- Tamam. :)))) Son soru.:)) Biraz ilgimi çekmişti paylaşımlarındaki dobralığın ve hoyratlığın. Hiçbir konuda kasmıyorsun kendini. Çok hoşuma gitmişti bu durum. Aha dedim benim kadın halim :)))


Şimdi hayatında biri var mı? Hani şu “Bu da Benim Sanal Aşk Hikâyem” başlıklı bir paylaşımın vardı. O aşk devam ediyor mu?


- Hayatımda kimse yok. Olsun istemiyorum da. Beceremiyorum da zaten. Sevilesi bir yapım yok benim. O Bence’mde anlattıklarımdan fazlası yok. Olması için çabalamadık hiç. Değmiyor çünkü zahmete girmeye :))


- Anladım. Aslında bu hikâyeyi de deşmek isterdim :)) Ama başka bir güne saklıyorum. Aynı cesareti bulursam kendimde ve yine bu modda yakalayabilirsem seni. Biliyorum. Sözünü sakınmayan, pek gizli saklısı olmayan biri var karşımda. Harika bir sohbetti İnflames. İzninle bu sohbetimizi Bence olarak paylaşmak istiyorum sitede. Sorun olur mu?


- Neden Rüzgar? Biraz özele girmedi mi sanki. Paylaşmak istemekteki amacın nedir?


- Çok dolu dolu ve gerçek bir sohbet oldu. Olduğumuz gibi işte. Benim en sevdiğimden. Bir amacım yok. İçtendik. Çok güzeldi. Ben seninle ilgili yeni fikirler edindim. Sonra dedim ki kendime; “Bu samimiyeti, bu gerçek sohbeti, yalansız dolansız, beklentisiz, çıkarsız muhabbeti paylaşmalıyız sitede”.
Ne dersin? “Bu sitede böyle arkadaşlıklar, özel mesajlarda böyle muhabbetler de var. Sanıldığının aksine özel mesajlarda herkes birbiriyle sanal s*ks ya da sanal flört etmiyor” diye göstermek hoş olmaz mı?


- Peki ama bu haliyle olmaz. Biraz düzenlersin ve sansürlersin sevgi sözcüklerimi :))


- Olmaaaaz :)) Sansür falan yok. Ne konuştuysak o. İmla hatalarımızı düzenleyebilirim ama söz J)))))


Baştan beri “hiç edildim” söylemini kabul edemediğim için, belki de Inflames’e, hiç olmayı konduramadığım için beni ikna edemedi. Fakat gerçek şu ki, değil bir kadının, hiç kimsenin üstesinden kolaylıkla gelemeyeceği bir evlilik yaşadığı yadsınamaz bir gerçek.


Elbette nedenlerini ve sonuçlarını değerlendirmek harcımız değil. Her ilişki kendi içinde doğruları ve yanlışlarıyla bir şekilde yönünü bulur. Kimse haksızlığını kabul etmez ve herkes kendi için “ben haklıyım” der. Dışarıdan gözleyenler ya da tanık olanlar, içinde yaşamışcasına ahkam kesmekten geri kalmazlar ama, doğru sonuca ulaşmakta yetersiz kalırlar. Ne de olsa herkes kendine göre haklı.


Yazık ki görmezden geldiğimiz en büyük gerçek, hayatın hiç bitmeyecekmiş gibi yaşanıyor oluşu ve her an bitebilecek olduğunu unutuyor oluşumuz.


Algılayamadığımız şey ise, hem kendimizin hem de geride kalan ayak izlerimizin kayboluşu. Size de sormak isterim;


Hayat bu denli acımasız ve yaşanması bu kadar zorken, birbirimiz için daha da çekilmez hale getirmek yerine, yaşanabilir olması adına kolaylaştırmak ne kadar zor olabilirki?


Teşekkür ederim @Inflames_54 Olduğun gibi kalabildiğin ve beni kırmadığın için.


Her zaman olduğu gibi sağlıcakla kalın ve elbette #Sevgiylekalın


#Blueobsession

KS'de Canlı Bir Sohbet: "Rüzgar'da Inflames'in sesi"
Cevapla