Sınır koyarken hissettiğin suçluluk, kendinden vazgeçmeye ne kadar derinden alıştırıldığının bir göstergesi midir?

Sınır koyarken hissettiğin suçluluk, kendinden vazgeçmeye ne kadar derinden alıştırıldığının bir göstergesi midir?

Sınır koyarken hissettiğin suçluluk, kötü ya da bencil biri olduğunun kanıtı değildir. Aksine, uzun zamandır başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymaya, “hayır” demek yerine kendini zorlamaya ve herkes mutlu olsun diye kendi içinden vazgeçmeye ne kadar alıştırıldığının bir göstergesidir.

Belki de yıllarca sevginin fedakârlıkla ölçüldüğüne inandın. Birini kaybetmemek için sustun, kırılmasınlar diye kendini kırdın, üzülmesinler diye kendi üzüntünü görmezden geldin. Zamanla başkalarının sınırlarını korumak doğal gelirken, kendi sınırlarını çizmek sana suç gibi hissettirmeye başladı.

Ancak şunu unutmamalısın:

Sınır koymak sevgisizlik değildir.

“Hayır” demek nankörlük değildir.

Kendini seçmek, başkalarını değersizleştirmek anlamına gelmez.

Suçluluk hissetmen, yanlış yaptığını göstermez. Bazen sadece alışık olmadığın bir şeyi yapıyorsundur: Kendini terk etmemeyi.

İyileşmek bazen, herkesin senden memnun olmasını sağlamaktan vazgeçip, kendinle olan ilişkini kaybetmemeyi seçtiğin yerde başlar.

✨ “Sınır koyarken hissettiğin suçluluk, kendinden vazgeçmeye ne kadar derinden alıştırıldığının bir göstergesidir.”

Sınır koyarken hissettiğin suçluluk, kendinden vazgeçmeye ne kadar derinden alıştırıldığının bir göstergesi midir?
Cevapla