Dünyayı değiştirmek isteyen insan neden önce kendi öfkesini, nefsini ve kibirini değiştirmeyi düşünmüyor?

İnsan başkasının yanlışını teşhis etmekte ne kadar mahir; kendi içindeki çürümeyi fark etmekte ise o kadar kör.
Adalet istiyor ama öfkesine yeniliyor.
Merhametten söz ediyor ama kendisine benzemeyene tahammül edemiyor.
Dünyanın kibirden kurtulmasını istiyor ama kendi fikrini hakikatin kendisi sanıyor.
Başkalarının karanlığına ışık tutmak kolay; insanın elindeki ışığı kendi içine çevirmesi zor.
Belki de insanlığı değiştirme arzumuzun bir kısmı gerçekten iyilikten değil, kendi kusurlarımızla yüzleşmek zorunda kalmamak için başkalarının kusurlarına odaklanmaktan doğuyor. Çünkü dünyayı düzeltmek büyük bir iddia; nefsini düzeltmek ise insanın kimseyi suçlayamayacağı kadar yalnız bir mücadeledir. İnsan gerçekten dünyayı değiştirmek mi istiyor, yoksa dünya değişirken kendisinin değişmek zorunda kalmamasını mı?
Dünyayı değiştirmek isteyen insan neden önce kendi öfkesini, nefsini ve kibirini değiştirmeyi düşünmüyor?
Cevapla