Sizde kendinizi dünyada bir defa bile olsa, hiç yalnız hissettiniz mi?

Şu an bir köşeye çekildim, elimde bir sigara var. Dumanını her üflediğimde içimdeki o sıkışmışlığı, o yalnızlığı dışarı salmaya çalışıyorum ama geçmiyor.

Onca insanın içinde yapayalnız olmak ne demekmiş, bugün bunu tam anlamıyla fark ettim. Rehberimde onlarca insan var, ailem var, arkadaşlarım var, çevrem var. Ama öyle bir noktadayım ki, içimi dökebileceğim tek bir kişiyi bile bulamıyorum, seçemiyorum, arayamıyorum.

En yakın arkadaşın, dostun bile sarılmandan anlamasın, ses tonundan seni güçsüz sanmasın diye susuyorsun. Zaten arasam da aradığımı bulamayacağımı biliyorum, bulabilme ihtimalim olsa bile "yok" diyorum. Çünkü o insanlar, o rehber, o dostluklar benim güzel ve normal anlarımda kalsın istiyorum. Ya da kim bilir, belki de artık uzatılan eli dahi bir dost eli gibi göremiyorum. Tam anlamıyla güçsüzlüğünü gösterecek adım atmaktan çekiniyorum, güvenemiyorum belki de. O kadar kalabalığın içinde, bugün sahte bir tebessümle dolanmak kadar zor bir şey yoktu.

İnsan sadece istiyor ki, biri karşısında sussun, kalbini yumuşatsın ve dinlesin. İçinde tutsun tüm benliğimi, sızdırmasın yüklerimi. Meğer ne değişik, ne ağır bir şeymiş bu yalnızlık. Ufak bir kıvılcımda dahi o kimsesizliği iliklerine kadar hissedip, rahatlamak için hüngür hüngür bile ağlayamamak ne zormuş.

Bu sahte platformda bile bunları yazabilmek kadar zor ne olabilir ki. Sahtenin içinde bile bir "ben" aramak gibi değil mi bu? Belki tuhaf bakışlara maruz kalmak, belki binbir türlü sorunun, cevabın ve önyargının içinde kaybolup gitmek gibi.

Yine de soruyorum işte, bir tek ben mi böyleyim, yoksa aranızda bu duvarların arasında böyle kalan, kaybolan oldu mu daha önce?

Önemli olan belli edilmeyen yaramızdır
Önemli olan belli edilmeyen yaramızdır
Sizde kendinizi dünyada bir defa bile olsa, hiç yalnız hissettiniz mi?
Cevapla