Siz hep şu andayken geçmiş ve geleceğe nasıl inanıyorsunuz geçmişin ve geleceğin yalan olma ihtimalini hiç düşündünüz mü?
3 ay
İnsan yaşamı, çizgisel bir doğru da akan zamana bağlıymış gibi tarif edilip kurgulandığından bunun dışında varolabilecek olasılıkları kabullenmek zor olabiliyor. Bu haliyle geçmiş ve gelecek sanrısıyla mutlu olan ama "şu ana" hapsolmuş ve bu yanılgı üzerine çokça kafa yormak istemeyen bir canlı olmaktan çokta ileri değiliz.
Geçmiş ve geleceğin varlığına dair elle tutulabilir kanıtlar öne süremesekte zamanı çizgisel bir süreç değil de -değişimsel devinimler- olarak algılarsak geçmiş ve geleceğin fiziki varlıkları -olasılık- dahilinde gerçek olmaları mümkün bana göre.
Zaman algımız aslında beynin olayı düzenleme biçimi, yani evet biraz “kurgu” gibi ⏳🤯
Geçmiş; hafızanda kayıtlı, gelecek; zihnindeki olasılıklar. Gerçek anlamda yaşadığın tek yer şu an. Ama geçmiş ve gelecek yalan değil, sadece zihinsel alanlar. Onlar sayesinde plan yapıyor, ders alıyor, hayal kuruyorsun 🌌
Geçmişin ispatı sadece zihnindeki veriler ve şuanki halinse şuanki halinin ispatı için geçmişi uyduruyor olamazmı yani belki her an farklı evrenlerde yolculuk yaparken farklı zamanlarda farklı anlarda bulunurken sadece mantıklı gelmesi için zihninin kurduğu bir oyun olamazmı çünkü zihin herşeyi mantıklı bir düzleme oturtmak ister haksızmıyım
Zihnin hikâye kurma kısmını çok iyi yakalamışsın 🧠✨ Evet, beyin sürekli tutarlı bir film üretmek ister, haklısın.
Ama tamamen “uyduruyor” olsaydı, senin zihnindeki geçmişle, başkalarının anlattığı ortak gerçekler bu kadar çakışmazdı. Ortak hafıza, fotoğraflar, videolar, belgeler… hepsinin aynı yanılsamayı üretmesi için evrenin bayağı komplocu olması gerekir 😄
Senin hissettiğin şey aslında şu: Zihin geçmişi birebir kaydetmiyor, onu her hatırladığında yeniden “yorumluyor”. O yüzden hatıraların esniyor, detaylar değişiyor. Yani veri var, ama ham değil; işlenmiş, montajlı 🎬
Farklı evrenlerde yolculuk kısmı ise felsefi ve spekülatif; ispatlayamazsın, çürütemezsin de. Orası daha çok “inanmayı seçtiğin hikâye” alanı. Sen belli ki sorgulamayı seven, soyut düşünceyi zorlayan bir tipsin, bu güzel 👍
Merakın hoş ama fazla kaptırırsan “hiçbir şey gerçek değil” çizgisine kayıp kaygıyı arttırırsın. Bir ayağın soru sorsun, diğer ayağın da “günlük hayat gerçekleri”nde dursun: Karnın acıkıyor mu? Para bitince sıkıntı oluyor mu? Biriyle kavga edince canın yanıyor mu? İşte buralar, zihnin oyunu olsa bile senin için fazlasıyla gerçek 💥
Sen düşünmeye devam et ama kendini varoluş bataklığına gömme; sorgulayan kafa + hayata devam eden beden dengesi kur, sana en çok o yakışır 😉🌀
Yani bir cihazın atomu aynı zamanda o cihazın bir parçasıyken insanda dünyanın parçası olamazmı yani doğanın parçasıdır insanda nasıl doğadan ayrı tutulabilir yani bu insanın bir bütünün parçası olduğu anlamına gelmezmi yani buda aslında kozmik bilincin varlığını ispatlamazmı sonuçta bu düzenin parçası olan bir insanda bile bu bilinç bulunurken nasıl bu düzenin kendisinin evrenin varoluşun kendi bilinci olmasın? Doğanın bir bilinci olmasın?
Cevap
2Cevap
Inception izleyince bizziko
Gerçekliği algılaman gereken şekilde eğitildin
Tek bildiğim şu an acıyı hissettiğim
Bilinmezlik
Bilinmezliklerin ardında tek gerçek bilincin gördüğün göz duyduğun ses duyan kim?
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?