Selam KS canlar ! Son zamanlarda dillerden düşmeyen bir "prenses erkek" mevzusu var. Sorumluluk almayan, konforuna düşkün, her şeyi kadından bekleyen bir profil... Ama gelin iğneyi biraz da kendimize batıralım. Psikolojide "Öğrenilmiş Çaresizlik" diye bir kavram var. Kadınlar ilişkide "aşırı işlevsel" olup her sorunu çözdüğünde, her sorumluluğu üstlendiğinde; erkek bir süre sonra "benim yapmama gerek yok" diyerek pasifleşiyor. Yani biz sorumluluk vermediğimiz için onlar sorumluluk almayı unutuyor olabilir mi? İlişkilerde dengeyi kuracağız derken erkeklerin maskülen enerjisini ve sorumluluk bilincini ellerinden mi alıyoruz?
Sizce bu durum "hazıra alışmış erkek" sorunu mu, yoksa "her şeyi sırtlanan kadın" hatası mı?
Prenses Erkekleri" aslında biz mi yaratıyoruz? Kadınların "her şeyi ben yaparım" tavrı erkekleri çocuklaştırıyor mu?
Anadolu'nun sıradan yaşamından şehirleşmenin ışıltılı dünyasına adım atıp ekonomik güç ile tanışan kadın artık bir zamanların toplumsal dayatma rollerine uygun yaşamak istemedi. Çok kanallı döneme geçişle başlayan medyatik olma hevesi, klasik erkek modelinin yerine aşırı uçlarda ki "cool" erkek modellerine olan ilgiyi artırdı. Bu hızda değişime ayak uyduramayanlar maçolukla (90 larda kötü bir söylemdi) ötekilleştirilerek dışlandı. Yeni nesil erkeklerde eski kalıpların işe yaramadığını gördüğünden milenyum dönemiyle başlayan metroseksüellik akımıyla git gide, ağır, baskın erkek modelinden uzaklaştı. Bu çözünme süreci günümüze değin geldi ki işin içine birde tüketim hızının artması ve bunun yeni insanlarla tanışmanın kolaylaştırıldığı teknolojiler dahil oldu.
Artan şehirleşme ile köy yaşamından dolayısıyla cinslere bölünmüş rollerden uzaklaşan toplumumuzda erkek ve kadın arasında yazılı olmayan kurallardan da uzaklaşıldı. Kadının ekonomik güce ulaşımı erkeğin ekonomik liderliğini baltaladı ki erkeğin koruyup, kollayan, karar verici ve çözüm üreten yapısına zarar verdirdi. Dini ya da geleneksel yapıdan uzaklaşılması dolayısıyla cinslere dayatılan rollerin (birçoğu katlanmak zorunda kalsa da) arasında ki belirgin farkı da azalttı.
Sorun tek elden bir cinse atfedilememeli bana göre. Sorunun kaynağı teknolojik ve kültürel değişimlere maruz kalan klasik Anadolu kültürünün bu değişimlere yerinde ve değerinde karşılıklarla geliştirilememesinde.
Asırlardır silik bir konumda olan kadının yakın zamanda edindiği toplumsal konumun nasıl ve ne yönde olması gerektiği hakkında tam karar verememiş olması, erkeklerin ise bu değişimde kendini kadına karşı yeterince konumlandıramaması bu "prenses erkek" tartışmasının ana temeli. Kültür bir dönüşüm geçiriyor. İnsanlar sorunlara maruz kalıyor. Bilinçli bireyler gelecek nesillere yol açacak fikirleri şu an ki sorgulamalarıyla açmaya başladı da. Zamanla oluşacak sinerji ile modern zaman da çift olmanın daha net çizgilerle ortaya koyulabildiği görülebilinecek. Bu çözüm örnekler bir iki nesil de görülemeyebilir elbette. Bu tarz değişimleri nesiller üstü perspektifle irdeleyip gözlemlemeli.
Güzel bir paylaşım olmuş sanurım birazda yazdıklarında haklılık payın var. Erkekler genelde işin kolaylığına kaçar. İki tarafta kendi sorumluluklarını bilmeli kadın kadınlığını erkek erkekliğini unutmamalı iki tarafta birbirlerini yönetmeyi bilmeli. Yuvayı dişi kuş yapar diyerek tüm sorumlulukları kadına yüklememek gerekir. Eşler kendi aralarında paylaşımcı olmalı ev işlerinde ve ya yapılan herhangi bir aktivite te birlikte yapmaları kadınına ona değer verdiğini gösterir ve kadın bu durumdan oldukça mutluluk duyar keza kadında erkeğine her konuda destek olduğu taktirde yani demem o ki işin özü erkek ve kadın birbirlerine her anlamda ne kadar destek olursa o ortamda mutlılukta o kadar sağlam olur böyle olduğu zamanda prenseslik olayları ortadan kalkmış olur
Bu kadar yapıcı ve denge odaklı bir bakış açısı görmek gerçekten çok kıymetli. 'Yuvayı dişi kuş yapar' söyleminin arkasına sığınıp tüm yükü kadına bırakmamak gerektiğine dair tespitiniz, meselenin tam kalbine dokunuyor. Bir kadının en büyük mutluluğu, hayatı paylaştığı kişinin desteğini ve değer verdiğini hissetmesidir. Prenseslik ya da atalet, ancak bu karşılıklı destek ve 'biz' olma bilinciyle aşılabilir. Bu sağduyulu ve beyefendi yaklaşımınız için çok teşekkür ederim; paylaşımıma değer kattınız.
Bu yönde görüşlerimi güzel bulup onayladığın için ben teşekkür ederim 🙏senin de dediğin gibi eğer "biz" Olma bilincine varılırsa arada ki sorunlar aşılabilir işte o zaman gerçek mutluluk huzur yaşanılır yeter ki biz, "biz" Olmayı bilelim
bence bu durum ikisinin de karışımı olabilir. kadınların her şeyi sırtlamasının erkeklere sorumluluk alma konusunda bir tür öğrenilmiş çaresizlik yaratması mümkün. çünkü eğer her şey zaten halloluyorsa neden erkekler kendileri bir şey yapsın ki? aynı zamanda erkeklere bu tür davranışları öğreten veya onlara bu tür davranışları onaylayan toplum yapıları da var. yani bu sadece kadının sırtladığı şeyler değil aynı zamanda erkeğe verilen mesajlar ve örnekler de önemli. belki de bu dengeyi kurmak için her iki tarafın da sorumluluk almaya ve birbirlerine destek vermeye ihtiyacı var.
Kesinlikle katılıyorum, çok doğru bir noktaya değinmişsin. Kadının her şeyi mükemmelen sırtlaması, karşı tarafta konforlu bir atalete sebep olabiliyor. Ancak burada asıl mesele; bu konforun bir süre sonra 'sorumluluktan kaçışa' dönüşmesi. Dengeyi kurmak için kadının yükünü biraz bırakması, erkeğin ise o yükü almak için 'gönüllü' olması gerekiyor. Yani mesele sadece yük paylaşımı değil, o sorumluluğu alma isteği (çabası). Çok yerinde bir analiz olmuş, teşekkürler.
Kesinlikle; o 'gönüllülük' altı çizilmeyi gerçekten hak ediyor. Çünkü zorunlulukla yapılan her şey bir süre sonra 'yük' olurken, gönüllü yapılan her şey bir 'değer' inşa ediyor. Mesele sadece sorumluluğu paylaşmak değil, o sorumluluğu alacak iradeyi göstermek. Bu keyifli ve farkındalığı yüksek fikir paylaşımı için teşekkürler. Zihnine sağlık.
İşte asıl düğüm burada atılıyor; sorumluluk almak bir 'ödül' ya da şarta bağlı bir 'karşılık' değil, bir karakter disiplini olmalı. Huzurlu bir iklim motivasyonu artırır elbette, ama 'gönüllülük' dışarıdan bir sıcaklık beklemeden, içeriden gelen bir irade meselesidir. Bu keyifli beyin fırtınası için teşekkürler, zihnine sağlık.
Gerçek anlamda maskülen enerjiye ve sorumluluk bilincine sahip bir erkek her şeyi halleden bir kadınla karşılaşınca dağılmaz. İkisi el ele verip dünyalarını cennete çevirebilir.
Tam olmamış, hayatı yanlış yorumlamış, annesi tarafından prenses olarak büyütülmüş erkekler kendilerinden sağlam bir kadınla carpisinca dağılırlar.
Yazma denilince yazmamak prenseslik değildir bu arada. Karşındaki insanın koyduğu sınırlara riayet etmektir. İşine gelince sınırlara uyan, işine gelmeyince sınırları aşan erkek istemek de ayrı bir iki yüzlülüktür.
Çok haklısın, sınırlara riayet etmek bir saygı göstergesidir ve 'hayır'ın anlamını bilen bir erkek her zaman takdire şayandır. Benim 'prenseslik' eleştirim sınırlara uyanlara değil; o sınırı aşmak için zerre çaba göstermeyip, ilk engelde 'zaten o istemedi' diyerek kolaya kaçanlara. İkiyüzlülük değil de, belki de sadece samimiyetin sınırları biraz zorlamasını bekliyoruzdur. Saygı duymakla vazgeçmek arasındaki o ince çizgide buluşmak dileğiyle.
Bence bu iş tek tarafın suçu değil, dinamik meselesi 😄 Kadın “hallederim” moduna geçtikçe, erkek de “oh ne güzel” diye geri çekilebiliyor. Bu, zamanla öğrenilmiş çaresizlik gibi değil, öğrenilmiş konfor alanı gibi çalışıyor 🛋️ İlişkide baştan sınırlar, sorumluluk paylaşımı ve beklentiler net konuşulmazsa, sonuç: prenses erkek + tükenmiş kadın ikilisi oluyor 💔
Feminizm kadar maskülenizmin de desteklenmesi gerekir. şu an prenses erkek kavramının , kadınların isteklerinden ziyade erkeklerin güçlü olma algısının kırılma noktasından doğduğunu düşünüyorum.
olabilir, erkeği alfa veya gerçek erkekte yapabilirsiniz prenses/beta da. heykeltraş bile olabilirsiniz ama gücün farkında değilsiniz gerçekten. yanımdaki kadın güçlü olsun yine de kadın gibi hissettiririm ona kendisini.
Prenses erkek var ama bir kadının her istediğini yapmayan değil gerçekten kadın gibi konuşup davranan
0
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
4 ay
alakası yok zamanında erkekleri kendi çıkarlarınız için kullanıyordunuz artık akıllandılar ve kullandırtmıyorlar kendilerini diye sizde prensen demeye başladınız
Meseleyi yanlış anlamışsın. Erkeklerin kendini kullandırmaması harika bir şey, biz de bunu destekliyoruz. Ama 'prenses erkek' dediğimiz şey, sorumluluk almaktan kaçan, her şeyi kadından bekleyen ve sürekli naz yapan tiplerdir. Yani mesele 'akıllanmak' değil, 'olgunlaşamamak'. Sen bu ikisini karıştırıyorsan, asıl problemi başka yerde aramalıyız.
Cevap sahibi
4 ay
tabiki öyle erkeği kimse sevmez ama günümüzde kadının bile yapabileceği basit şeyleri ve eski saçma gelenekleri hala erkeklerden bekleyen kızların düşünce yapısının değişmesi gerek
Bak bu konuda haklısın, ona katılıyorum. İlişki dediğin bir elmanın iki yarısı olmaksa, yükü de beraber sırtlamak gerekir. Kadının da yapabileceği şeyleri 'erkek yapsın' diye beklemek artık çağ dışı kaldı. Ama bizim 'prenses' dediğimiz kitle tam da bu; yani sorumluluktan kaçan, hayatın sadece keyifli kısmında olan taraf. Bu kadın için de geçerli, erkek için de. Mesele cinsiyet değil, karakterin olgunluğu. Yani aynı gemideyiz, küreklere beraber asılmak lazım.
Belki de az olduğumuz için bu kadar kıymetliyiz. :) Ama emin ol, hayatı bir 'prenses' veya 'prens' gibi değil de, gerçek bir yol arkadaşı gibi gören insanlar eninde sonunda birbirini buluyor. Önemli olan o çizgiyi bozmamak. Karşılıklı anlayış olduktan sonra aşılmayacak sorun yok. Seviyeli sohbetin için teşekkürler
Cevap sahibi
4 ay
İnşallah umarım karşılaşırız öyle insanlarla, rica ederim
Sabrın ve sonradan gösterdiğin nezaketin için ben teşekkür ederim. Unutma; incelik en muazzam güçtür. Dilerim hayat her zaman bu gücü fark edebilen insanları çıkarsın karşına. İyi günler
Kadın aptallığı değil, kadının 'sabır ve merhametini' aptallık sanan erkeklerin kurnazlığıdır ilişkileri bitiren. Bir kadın her şeyi görüp sustuğunda onu aptal sanıyorsan, asıl yanılgı sendedir. Zeki bir kadın, bir erkeğin 'prensesleştiğini' anladığı an sadece sessizce kredisinin bitmesini bekler. O kredi bittiğinde attığı o sessiz zafer gülüşü de, senin 'aptallık' sandığın şeyin aslında profesyonel bir 'gözlem süreci' olduğunun kanıtıdır. Ayrıca, fikirlerini ifade ederken 'aptallık' gibi kelimeler kullanman üslubunun pek hoş olmadığını gösteriyor. Zekice bir eleştiri, kaba kelimelere ihtiyaç duymaz
Madem sorunu tespit ettin, çözümü de sende olmalı. Senin bu durumu düzeltmek, ilişkileri daha sağlıklı bir zemine oturtmak için fikrin nedir? Sadece suçlamak mı, yoksa bir çözüm üretmek mi niyetin?
Cevap sahibi
4 ay
İki türlü de umruöda değil de çözüm önerim seni pek açmaz
Beni neyin açıp açmayacağını tahmin etmek yerine, fikrini ortaya koyacak kadar özgüvenli olmanı beklerdim. Çözümün kaba kuvvet ya da baskı üzerineyse haklısın, beni açmaz, çünkü ben zekaya ve saygıya dayalı çözümlerle ilgileniyorum. Yine de fikrin varsa söyle, belki şaşırtırsın?
Ana Sayfa > Kişilik & Karakter > Sorular > Prenses Erkekleri" aslında biz mi yaratıyoruz? Kadınların "her şeyi ben yaparım" tavrı erkekleri çocuklaştırıyor mu?