Bunu alışkanlık mı yapar, egosunu korumak için mi, yoksa yanıldığını kabul etmek daha ağır geldiği için mi?
İnsan bazen yanlışta ısrar ederek mi ayakta kaldığını sanır, yoksa kaybını geciktirdiğini mi?

Bunu alışkanlık mı yapar, egosunu korumak için mi, yoksa yanıldığını kabul etmek daha ağır geldiği için mi?
İnsan bazen yanlışta ısrar ederek mi ayakta kaldığını sanır, yoksa kaybını geciktirdiğini mi?

İnsan, kendine zarar verdiğini bildiği bir düşünceyi ya da alışkanlığı çoğu zaman bilgisizlikten değil, tanımışlıktan savunur. Çünkü bazı yanlışlar, doğruya kıyasla daha uzun süredir bizimledir. Onlarla birlikte düşünmeyi, hissetmeyi, hatta kendimizi tarif etmeyi öğrenmişizdir. Böyle bir durumda yanlış, artık sadece bir hata değil; kimliğin sessiz bir parçası hâline gelir. Ondan vazgeçmek, bir düşünceyi değil, bir “ben” taslağını yıkmak anlamına gelir. Alışkanlık burada yalnızca tekrar değildir; zihnin konfor alanıdır. İnsan, acı veren ama tanıdık olanı, iyileştirici ama belirsiz olana tercih edebilir. Çünkü bilinmeyen, her zaman biraz tehdit taşır. Yanlışta ısrar etmek, çoğu zaman “haklı olmak” isteğinden çok, dağılmamak arzusudur. Ego devreye girdiğinde mesele daha da derinleşir: Yanıldığını kabul etmek, sadece bir fikrin çürüdüğünü değil, geçmişte verilen emeklerin, savunulan sözlerin, hatta çekilen acıların da boşa gitmiş olabileceğini kabul etmektir. İnsan buna kolay kolay razı olmaz. Bu yüzden bazen yanlış, bir kale gibi savunulur. O kalenin duvarları mantıktan değil, korkudan örülüdür. İçeride kalan kişi, “Ayakta duruyorum” sanır; oysa çoğu zaman sadece düşüşü geciktiriyordur. Yanlışta ısrar, hareket ediyormuş hissi verir ama bu hareket genellikle bir daire çizmekten ibarettir. İnsan yürüdüğünü zannederken, aynı noktaya biraz daha yorgun dönüyordur.
Yine de bu ısrarı sadece zayıflık olarak görmek haksızlık olur. Çünkü insan bazen yanlışla tutunur hayata; doğrusu henüz taşıyamayacak kadar ağırdır. Yanlış, geçici bir baston gibidir: Kırık bir yürüyüşe izin verir ama iyileştirmez. Asıl mesele, o bastonun bir gün bırakılması gerektiğini fark edebilmektir. Belki de olgunluk, her doğruyu hemen seçmek değil; yanlışın artık savunulamayacak kadar dar geldiğini anlayacak cesareti toplamaktır. İnsan o an anlar ki, ayakta kalmak bazen ısrarla durmak değil, düşmeyi göze alıp yeniden doğrulmayı seçmektir.
Çünkü artık alışmıştır ve hep böyle gidecek sanır. Kendimden örnek vereyim doktor artık bu işin şakası kalmadı alkolü bırak diyor ben devam ediyorum çünkü kaybedecek bir şey bırakmadım hayatımda zaten bu dünyayı da sevmiyorum çünkü sıktı artık. O yüzden nolacaksa olsun diyorum.
Bazen insan kendine zarar veren şeyi savunur çünkü orası tanıdıktır; acı verse de bildiği bir acıdır ve onu bırakmak yanıldım demekten daha acıtıcı gelir...
Alışkanlık, güven duygusu gibi sarar insanı ve ayakta durduğunu hissettirir, ama aslında sadece düşüşü yavaşlatıyordur.
İnsan çoğu zaman kaybetmekten değil, değişirken yalnız kalmaktan korkar...
Yanlış denen düşünce veyahut davranışa ne kadar uzun süredir sahip olduğuna bağlı olarak yorumlanabilir. Bu süre ne kadar uzunsa, o kadar savunmaya geçer insan çünkü bunca zamanı böyle bir yanılgıda geçirmiş olmayı kabul etmek istemez.
Kendine zarar veren şeyi savunmak çoğu zaman “tanıdık olanın güveni”nden geliyor 😔
İnsan, yanlış da olsa bildiği acıyı, bilmediği ihtimale tercih edebiliyor.
Ego da işin içinde tabii; “yanıldım” demek, yıllarca kurduğun benliği sorgulatıyor.
Bu yüzden kişi, aslında kaybını geciktirirken, kendini güçlü sandığı bir yanılsamaya tutunabiliyor 🔗🖤
Cevap
13Cevap
Bilinçaltı belirsizliği sevmez. Bildiği cehennemi bilmediği cennete tercih ettirir sana.
akılsızdır belki de ondan
Kalbi zift bağlamış olanların tek seçeneği o
Maddi ya da manevi bir çıkarı olduğu sürece savunur Bu durumun kendisine zarar verip vermemesinin bir önemi yoktur
Sana zarar veren şeyi zihninde iyi şekilde kurguluyorsunda ondan çünkü daha iyi olabilir hayali cazib ama gerçekler hep acıdır
o an o iyi ve mantıklı geliyodur, mentaliteyi hafife almamak lazım
Tabi ki inanmak ister
Zevk alıyorum alışkanlık oldu artık
İnsan kendini kandırmayı sever
Alışkanlık haline gelmiş çünkü
Bazen kabullenemiyorsun
"şizofren misin olum" derler adama 😁
Kendine zarar verecek düşünce derken🤣
Hastadır
Onu zarar olarak görmediğinden
Acıdan zevk almak bu
Alıştığı için
İnanmak ister
Normal
insan işte mal sonuc olarak
fantezi bencr
canım
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?