Sizce insan, aklını kaybedince değil… sevdiğini kaybedince mi çöker? Bu yazdıklarımı okusanız ne derdiniz?

Devamı geldi..✒️

Belki de herkesin anlamadığı bir şey var: İnsan aklını kaybedince değil, kalbini bıraktığı yerde bulamayınca eksiliyor. Benim eksikliğim de tam oradan… senin gittiğin kapının eşiğinden başlıyor.

Bazen düşünüyorum—sen beni görsen tanır mıydın şimdi?

Gözbebeklerimin içine çökmüş bu karanlığı fark eder miydin?

Yoksa bakıp da “Sen o eski sen değilsin,” diye fısıldar mıydın?

Bilmiyorum.

Belki de bilmemek daha az acıtıyor.

Gece nöbetçisi bazen kapımdan geçerken bana bakıyor, bakışında bir soru var:

“Bu kadar sevilecek ne vardı?”

Keşke söyleyebilsem.

Senin gülüşünün, bir odanın bütün gölgelerini dağıtacak kadar güçlü olduğunu…

Adının bile karanlık bir koridorda bana yol gösterdiğini…

Bir insanın bir diğerini bu kadar tamamlayabileceğini…

Ama susuyorum.

Çünkü anlatırsam yalnızlığım iyice üzerime çökecek.

Çünkü kimse inanmayacak.

Her sabah aynı mazgallı pencereden doğan ışık yine odaya vuruyor, ama ben yıllardır güneş görmemiş gibiyim.

Sensizliğin soğuğu, duvardan değil, kalbimin içinden geliyor.

Buraya hiçbir battaniye yetmedi, hiçbir tedavi ulaşamadı.

Dün gece defterime uzun bir cümle yazmayı denedim.

Kelimeler birbirine takıldı, sonra düştü—tıpkı benim gibi.

En sonunda yalnızca bir şey yazabildim:

“Sen gittiğinden beri hiçbir cümle tamamlanmıyor.”

Bu sabah doktor yine geldi.

Gözlüğünü düzeltti, dosyasına baktı, sonra bana:

“Gerçekten iyileşmek istemiyor musun?” dedi.

Gülmek istedim—ama sesim boğazıma sıkıştı.

İyileşmek…

Seni unutmak demekse, istemiyorum.

Hatırlamak bile acıtsa, senin acın bile onlarsız hayattan daha değerli.

Bazen kendi kendime mırıldanıyorum, duymasınlar diye sessizce:

“Bir gün dönersen, beni nerede bulacağını biliyorsun.”

Sonra fark ediyorum…

Sen dönsen bile ben aynı ben olabilecek miyim?

Kalbimin yırtık yerlerini, aklımın kararmış köşelerini saklayabilir miyim senden?

Yoksa bir bakışta her şeyimi okursun da,

“Sen ne hale gelmişsin?” diye iç çekersin mi?

Bilmiyorum.

Belki bu bilinmezlik bile senin gerçeğinden bir parça gibi geliyor.

Ama bir şeyi çok iyi biliyorum:

Eğer kapı bir gün açılır da adını duyarsam,

bunca sessizliğin içinden yine sana koşarım.

Yaranla, kırığınla, eksik parçalarınla…

çünkü seni sevmek bana öğretilmiş en kalıcı alışkanlık.

Ve eğer yine sorarlarsa:

“Neden unutmadın?”

diye,

gözlerimi duvara çevirip fısıldayacağım:

Çünkü insan, kendi kalbinden çıkardığı şeyi nereye koyacağını bilmiyor.

Ben seni orada bıraktım.

Ve oraya her gece geri dönüyorum.

Sizce insan, aklını kaybedince değil… sevdiğini kaybedince mi çöker? Bu yazdıklarımı okusanız ne derdiniz?

#Perikizi0007

Güncellemeler
6 ay
Part 3 geldiii koşun
Sizce insan, aklını kaybedince değil… sevdiğini kaybedince mi çöker? Bu yazdıklarımı okusanız ne derdiniz?
Cevapla