Kaçtığın şeyin insanlar mı yoksa kendi duyguların mı olduğunu anlamak bazen insanın içini sessizce sarsar çünkü adımların dışarıya yönelmiş gibi görünse de aslında en çok kendinden uzaklaşırsın ve yüzleşmekten kaçtığın her duygu içinde kapanmamış bir yara gibi büyür; içinde taşıdığın ağırlık sessizce seni takip eder ve her adımda yeniden hatırlatır seninle kalıp izini sürer bir kez peki gerçekten kaçtığın ne?
Kaçtığın şey insanlar mı yoksa kendi duyguların mı?
Kaçtığın şey direnç koyan kendi duygularıdır. Önüne çıkacak direnç koyan insan ve olaylar hakkında negatif duygularla yüzleşmek istemez. Pozitif duyguları dönüşmesine engel olan zihin yapıyor bu nedenle negatif duygulardan kaçar, taa ki içbenliği değil zihin yaptığını farkedene kadar.. 🌿
Mantığımı da duygularımı da iyi yönetebiliyorum aslında. Çoğu zaman içimdeki duygulardan değil de bazı haklı nedenlerden ötürü o duygularda kaybolmaktan ya da kişilerden kaçabiliyorum. Kaçış değil de vazgeçiş diyebiliriz. Yaşadığım hiçbir şeyden kaçmam en olumsuzundan bile. İnsalardan da kaçmam. Kolay vazgeçmem vazgeçtim mi tam vazgeçerim. Bazı insanlardan uzaklaşırım haklı sebeplerle...
İnsanoğlu genelde. Çünkü nerede ne zaman ne başına getirecekleri belli olmuyor. Duygular güzel ancak bazen zaaf olduğu icin karşı taraf olumsuz kullanıyor yeri gelince. Hemen olumsuz durum olsun yeter ki bu kadar kin insanoğlunda var. İnsanoğlu bu konuda ilk kendini yontmalıdır.
Bu, insanın kendiyle olan iç hesaplaşmasının en derin taraflarına dokunan bir soru... Farkında olmadan çoğu kez duygularımızdan, acılarımızdan kaçıyoruz çünkü onları hissetmek cesaret istiyor. Bazense insanlardan kaçarak kendimize bir ‘koruma kalkanı’ yaratmaya çalışıyoruz. Hangisiyle yüzleşmen gerektiğine dair işaret, aslında en çok nereye bakınca tedirgin olduğunda gizli. O his, sana yol gösterecek 🌿