Bazı insanlar yaşadıkları hayal kırıklıklarından sonra kimseye güvenmemeyi seçer, kalplerinin etrafına kalın duvarlar örer. Bu duvarlar başta onları korur gibi görünür ama zamanla sevginin, dostluğun ve sıcaklığın da içeri girmesine engel olur. İnsan kendini korurken aynı zamanda yalnızlaşır. Belki de güç sandığımız şey, aslında kırılmaktan kaçmanın başka bir yoludur. Peki sence, kalbini koruyan mı daha güçlüdür yoksa sevme riskini alan mı?
Bir insan, kalbini korumak için duvarlar örüyorsa güçlü müdür, yoksa sevgiden korktuğu için zayıf mı?
Bence bir insan kalbini korumak için duvarlar örüyorsa ne güçlüdür ne de zayıf… Sadece yaşadıklarından ders almıştır. Çünkü kimse durup dururken kalbini saklamaz. O duvarlar, bir anda değil; kırıldıkça, yandıkça, inandıkça ama yine de karşılık bulamadıkça yavaş yavaş örülür. Bu yüzden dışarıdan “soğuk” ya da “uzak” görünse de, aslında içi en çok sevgiyi özleyen taraftır. Korktuğu şey sevgi değil, aynı hikâyeyi bir kez daha yaşama ihtimalidir. Kalbini korumak bazen bir savunma değil, bir tedavi şeklidir. Çünkü bazı yaralar ancak biraz mesafe koyunca iyileşir.
İnsan yaşadığı tecrübelerden dolayı duvar örmesi gerektiğini öğrenir zaten, karşısındaki kişi yanlış veya doğru temkinli yaklaşır doğrusuda bu, sevgiden korkmaz kötü olasılıklara karşı önlem alır.
Sevgiden korkmaz hiçbir canlı. Aksine sevgiye muhtaç her zaman... O sevgiye ulaşmak için gittiği yol engebeli ise tedirgindir. Kalbimizi o yolları aşmadan besleyemeyiz.
Kalbinin etrafına duvar örmek bir hayatta kalma mekanizması olabilir ama aynı zamanda derin bir korkuyu taşır. Gerçek güç aslında risk alabilme cesaretinde saklı. Sevgiye kapı aralamak, incinme riskini kabul ederek açık kalabilmek; işte o cesaret gerçek bir güç göstergesidir. Duvarlar seni yaralardan korur ama aynı zamanda hayatın sunduğu güzelliklere de bir bariyer oluşturur. Sevgi riskini alabilen her zaman daha kazançlı çıkar. 🌟💖