Kalbinin sahibi değil süre sınırlı kiracısı olmak bile yeterdi bu fırtınadan korunmak için, Kimini deniz tutardı.. kimini sensizlik kuytu köşelerde kimsenin görmediği yerlerde, Yalnızlık çorak topraklarda bir sevda çiçeği olmak gibi miydi? Yoksa bu güz döneminde ağaçta kalan bir yaprak gibi mi?
Söyler misin? Bana biraz düşlerinden bahseder misin, Sen hangi düşler sokağında oturuyorsun.. Sende mi kiracı olmak istedin birilerinin kalbinde. Üzdüler mi... Sevmediler mi?
Belkide susmayı tercih edersin bilemiyorum, İnsan neden imkansıza tutuklu... olanı oldurmaz.. bilineni bildirmez.. kendine saklar.. Bu herşeyden önce var olan bir dürtü mü? Yoksa bir yanılgı mı? Tüm insanların düştüğü...
İkisi de ihanet etmez. İnsan kendisine ihanet eder başkaları yüzünden kendini ziyan ederek.
Öldükleri güne kadar kalp de, beyin de ilk günkü bağlılıkla görevini icra eder. İnsan olmadık insanlarla olmadık (çarpık, güvensiz, yüzeysel, hastalıklı) bağlar kurarak kendisine ihanet eder. Bu bağlarda ısrarcı olarak da ihanetini perçinler..
Yılları ve bedeni heba olunca da ya başkalarını suçlar ya da kaderini..
Oysa tüm bunlardan sıyrılıp özgürleşmek yine insanın elindeydi ama yapmadı.
İnsan bazen iyileşmek istemez. Çünkü o acı kaybettiği şeye dair son hatıradır ona kalan..
Ceza kesme işini biz yapamayız her zaman da başka zaman başka şekilde çekilir o cezalar. Hayat tek taraflı keser bileti sonradan haberimiz bile olmaz çoğu zaman.
Mesafe koyuyorum. Anlayış noktasına gelmem yine aynı emek ve değeri vereceğim anlamına gelmez soğuyorum çünkü akabinde de uzaklaşıyorum o kişiden.
Mevzuyu da unutuyorum. Kişiyle karşılaşana kadar da aklıma gelmiyor tekrardan.
Soran
8 ay
Öyle haklısın 🙏
Anlıyorum iyi yapıyorsun.
Bende bu bakış açısından isterim yav : ) alamıyor muyuz..🙏