Ait olmadığın bir hayatta kalmak mı daha zordur… ait olduğun yerde değer görmemek mi?

Ruhun sessizce geri çekildiği o yer…

En çok benimsediğin yerlerde, en az anlaşıldığında başlar insanın içinde sessiz bir göç. Ait hissettiğin, uğruna kendinden ödün verdiğin yerlerde, değersizliğin yankısı çok daha derinden vurur. Çünkü orası sadece bir mekân değildir artık, bir aidiyet duygusudur, bir “ev”dir belki de… ama bazen ev sandığın yer, seni hep misafir gibi ağırlar.

Sevilmek değil sadece, görülmek istersin. Anlaşılmak değilse bile hissedilmek… ama ne kadar çabalarsan çabala, varlığın orada bir fazlalık gibi hissedilir. Ve bu, yabancı kalmaktan daha acıdır; çünkü dışarıdan gelen soğukluk değil, içeriden gelen kayıtsızlık üşütür insanı en çok.

Bir noktadan sonra susarsın. Sevdiğini bağırarak değil, sessizce yok olarak anlatırsın. Çünkü değer görmemek, varlıkla değil yoklukla ispatlanır bazen.

Ait olmadığın bir hayatta kalmak mı daha zordur… ait olduğun yerde değer görmemek mi?
Ait olmadığın bir hayatta kalmak mı daha zordur… ait olduğun yerde değer görmemek mi?
Cevapla