Hayatta yaşadığımız her olay, karşılaştığımız her insan ve gördüğümüz her ihanet bizi ister istemez dönüştürür. Bazı değişimler öylesine derindir ki eski halimizi hatırlamakta zorlanırız. Ama bazen de sadece kırılmamak için bir maske takar, güçlü görünmeye çalışırız. Gerçekten değişmek, içten bir dönüşüm müdür, yoksa yalnızca yaşadıklarımızın bize öğrettiği bir savunma şekli mi?
İnsan gerçekten değişir mi, yoksa sadece canı yandıkça savunma şekli mi dönüşür?
Değişir on gün önceki insan değilim şahsen. Bir ay önce çok daha farklı bir noktadaydım. Şuanki rutinlerimden düşünce şekline kadar büyük bir fark var ve bu sadece savunma şekli değil. Kabuğum aynı ama için farklı.
İnsan kendini zamanla keşfetmeye devam ediyor sürekli. Bu insan için bir miktar kısır döngü sayılabilir. Artık ben hayatı çözdüm ve tamamım dediğimiz yerde, karşılaştığımız insanlar, manzaralar ve tarzlar kendimizi keşfetmeye daha el verişli hale getiriyor.
Bilmediğimiz huylarımız, daha önce karşılaşmadığımız savunma mekanizmamız veya hatta daha önce inkar ettiğimiz bir çok şeyi kendimizde görür hale gelebiliriz.
Olaylar ve insanlar bizi gerçek kimliğimize ulaşmamızda yardımcı olur. Yani kendimizi savunmaya almıyoruz, sadece tanımaya devam ediyoruz.
İnsanın belli bir yapıda iskelet karakteri vardır. Çevresinde ise 3 cm kalınlığında bir hava akımı var. Ona esene göre yön değiştirir. Bir nevi koruma mekanizması metaforu. Yaşadıkça bir şekle bürünür ama keskin bir dönüşüm görmeyiz. Var olana bir yenilik eklenir. Bu da kazanımların sonucudur.
Değişir. Şaşırdığı şeylere şaşırmaz, ağladığı şeylere üzülmez, heyecanlandığı şeyleri görmez olur. Rolleri değişir bazen, olmaktan korktuğu kişi olur. Yaşanmışlık dolu hepsi