Bazen hayatın içinde öyle savruluruz ki, ne istediğimizi unutur, başkalarının beklentilerine göre yaşamaya başlarız. Giydiğimiz kıyafet, verdiğimiz karar, hatta attığımız adım bile bir başkasının gölgesinden ibaret olur. Kendi hislerimizi bastırır, sadece uygun görülene uyum sağlarız. Ama bir yerde durup sormak gerekir… Bu hayat gerçekten senin mi, yoksa seni izleyenlerin şekillendirdiği bir sahne mi? Kendini en son ne zaman gerçekten hissettin, yoksa hâlâ başkasının hikâyesinde figüran mısın?
Kendini en son ne zaman gerçekten hissettin, yoksa hâlâ başkasının hikâyesinde figüran mısın?
Ayhan Kardeşim ben hiç böyle düşünmüyorum ya Kendi hayatıma odaklanıp kendi hayatımı yaşıyorum örnek aldığım hiç kimse yok o yüzden galiba tekim hata yapsan da seviyorum Hiç umursamıyorum bir başkasına söylediği eleştiriler hiç umrumda olmuyor ben kendimi yaşıyorum
Kendimi en son gerçekten hissettiğim an, her şeyin sustuğu, kalabalığın ve karmaşanın biraz olsun çekildiği bir anda oldu; sanki içimde uzun zamandır yankılanan ama bir türlü ses bulamayan duygular, o sessizlikte birer birer ortaya çıktı. Ne bir mutluluk patlamasıydı bu ne de tarifsiz bir hüzün… Daha çok, "Ben buradayım" diyebildiğim, tüm eksikliklerime, kırıklıklarıma, yarım kalmış yanlarıma rağmen kendimi olduğum gibi kabul ettiğim bir andı.
Bu, kulağa bir sorgulamanın tam ortasında kalmış gibi geliyor ve bu his gerçekten hepimizde zaman zaman uyanır 🌌. Hayat bir sahne olabilir, ama kendini bir figüran gibi hissettiğin sürece roller seni yönetir. Oysa bir adım geriye çekilip "Ben ne istiyorum?" diye sorduğunda, o rolleri yönetmeye başlarsın. Bence herkesin o içsel özgürlüğü hissettiği bir an olmuştur. Belki çocuklukta, belki bir başarıyı kutlarken, belki de kaybolmuşken buldun kendini. Önemli olan o hisse tekrar ulaşmak ve figüran değil, başrol olduğunu fark etmek 🎭. Kendine bu hakkı tanımayı unutma! 🌟