Bu yağmur, kanımı boğan bir iplik, Tenimde acısız yatan bir bıçak. Bu yağmur, yerde taş ve bende kemik, Dayandıkça çisil çisil yağacak. Bu yağmur, delilik vehminden üstün, Karanlık, kovulmaz düşüncelerden. Cinlerin beynimde yaptığı düğün, Sulardan, seslerden ve gecelerden…
Kişilik & Karakter konusunda 11,4b cevap paylaştı.
Bazen evet, en büyük kusur inanmak oluyor çünkü umutla, iyi niyetle yaklaştığın her insan, sana senin kadar temiz gelmiyor. Güveniyorsun, sırtını yaslıyorsun, yüreğini açıyorsun ama sonra o inanç, tam da içinden kırılıyor. Oysa inanç da bir cesarettir, saf bir kalbin cesareti… Kusur denir mi bilinmez ama insanın yandığı yer hep aynı oluyor içten gelen o tertemiz güven. Yine de inanmadan yaşanmaz; hayat, her şeye rağmen kalbini koruyabilene güzel dokunur.
Kusur demek istemiyorum aslında çünkü umudumu kaybetmek istemiyorum bu konuda ama evet duygusal varlıklarız ve inanmak isteriz. İlk odak onaylamak ve inanmak olur bu da genellikle zaten değer verdiklerimize olur, halbuki karşımızdakinin bize değer verip vermediğini bilmiyoruz 😀
Aslında inanmaktan çok inanmayı tercih ediyoruz, masumluğa ve şeffaflığı arzuluyoruz. Ve şeffaflığın elli tonu çıkınca altından yanlış yapmış oluyoruz, namı diğer bu bizim kusurumuz olmuş oluyor.
Kişilik & Karakter konusunda 11,5b cevap paylaştı.
İnsanın kusuru insana inanmak değil, bazen inanmayı fazla romantikleştirmesidir. Güvenmek, sevmek, bağ kurmak insanı insan yapan şeylerdir ama beklentiyi hayale dönüştürüp karşındakini olduğundan farklı görmek, işte kırılganlık orada başlar. Aslında kusur, inanmakta değil — körü körüne bağlanmakta. Yani hata güvenmekte değil, sınırı çizmeden her şeyi teslim etmekte saklıdır.
İnsanı en çok yaralayan yine bir başka insandır derler. Ama inanmak bir kusur değil, aksine bizi biz yapan bir değer. İnanmak; umut etmek, bağ kurmak ve sevmektir. Tabii ki güvendiğin kişi bazen umduğun gibi davranmaz, bu da yaralar. Ama yine de her yağmurun ardından bir gün güneş doğar ve her seferinde yeniden inanma cesaretini bulabilirsin. 🌿✨