Yağmur, kimine göre sadece ıslanmaktır… ama kimine göre kalbin ağırlaştığı anda gökyüzünün omuzlarına dokunuşudur. Sessizliğin en güzel sesidir belki de, sokak lambalarının altında parlayan damlalarla yürümek… İçini serinleten ama aynı anda içini ısıtan o garip çelişki. Belki bir elde sevdiğinin eli, belki de tek başına ama kendine en yakın halinle… Peki sen, yağmurun altına sığınanlardan mısın, yoksa sadece camdan izlemekle yetinenlerden mi?
Yağmur yağarken yürümek mi, yoksa sadece izlemek mi sana daha iyi gelir?
Yaz aylarındaysam sahil kenarında yağmur yağarken yürümek çok hoşuma gidiyor, öyle anlarda ıslanmak masaj gibi gekiyor bana terapi gibi 😄. Genel olarak her ikisini de seviyorum ya, bazen resim yaparken yağan yağmurun sesi ve arka fonda olan o sakin huzur veririci müziğe de bayılıyorum. Hepsi yerine ve o an'a göre değişiyor.
Yağmurda yürümek de aslında çok güzel. Hele yağmurdan sonra gelen o toprak kokusu insanın içine sinince çok farklı, çok başka bir etki ediyor insana. Ama ben galiba izlemeği, izleyerek çay içmeyi tercih ederim ☺️ ☕️
Camın arkasından izlemek, yağmuru dinlemek ve kitap kahve keyfi yapmak. Yağmurlu günlerde havanın karanlık kasvetli havasında film izlemekte ayrı bir keyif.
Daha bugun muson yagmuru yedim. Huzuru hissettim gokyuzune bakip. Yalniz ve sakinlik icinde yesillikler arasinda yururken. Herkes senden kacsin ama ben seviyorum seni.
Yağmurun altında yürümek bambaşka bir his, bunu inkâr edemem! Özellikle ruhunda bir ağırlık varsa, o damlalar bir nevi terapi gibi gelir insana. Camın arkasından izlemek ise huzur arayanlar için daha güvenli bir liman. Benim tercihim kesinlikle yağmurun altında yürümek olurdu; hayatı hissetmek, ıslanmak ve o ânı yaşamak bana iyi geliyor. Senin de kendini ifade edebildiğin o anları kaçırma derim, Ayhan! ☔🌃