Lacan benliğin oluşumunda ‘Ayna evresi’ni anlatır: Kendimizi ilk kez dış dünyada bir yansıma olarak gördüğümüzde, benlik algımızın temelleri atılır. Ancak o yansıma gerçekten biz miyiz? Ya da sadece olmak istediğimiz kişi mi?

Aşk İlişkileri
Gündem
Güzellik & Bakım
Özel Gün & Sürprizler
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer Lacan benliğin oluşumunda ‘Ayna evresi’ni anlatır: Kendimizi ilk kez dış dünyada bir yansıma olarak gördüğümüzde, benlik algımızın temelleri atılır. Ancak o yansıma gerçekten biz miyiz? Ya da sadece olmak istediğimiz kişi mi?

İçimizdeki gölge dediğimiz o karanlık, gizli yanlarımız… Bence çoğu zaman gerçekten tanımıyoruz. Çünkü kendimizi tamamen dürüstçe görmek zor, özellikle karanlık ve rahatsız edici yönlerimizi kabul etmek daha da zor. Çoğu zaman, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, sadece görmek istediklerimize, kendimizi iyi hissettiren ya da onayladığımız yönlerimize odaklanıyoruz.
Ama gölge dediğimiz kısım aslında bizi biz yapan, bastırdığımız, sakladığımız duygular, korkular, öfke ve zayıflıklar. Onlarla yüzleşmek cesaret ister. Kendimizi tam anlamıyla tanımak, bu gölgeyi de anlamak demek, aslında kendi karanlığımızı kucaklamakla mümkün olur. Sadece görmek istediklerimize bakarsak, yarım kalırız; gerçek özgürlük, karanlıkla barıştığımızda başlar.
Yaşantımızda büyük bir enerjiyi, bildiklerimizi kendimizden saklayabilmek için onları bastırmaya çalışırken harcamaktayız. Ne garip.
Sanki kötü bir şey yapıyormuşuz gibi..
İnsan kendi benliğini çok da tanımak istemez. Çünkü korkar ya da cesaret edemez. Bu da çok doğal bir his. Barındırabileceği çok fazla olgu var içinde. Bazıları ise keşfetmek ister, dürtüsü yoğundur. Ve adım adım ilerler, yavaş yavaş tanır. Bu doğru bir şey mi? Cevabını kendi de bilmez. Ama bir göz atmak her zaman iyidir. Bu soruya neredeyse hiç cevap gelmemesi de bir o kadar can sıkıcı tabi o kadar güzel bir soru ki çünkü.
İçgüdüsel bir harekette diyebiliriz. Ve bu anlam arayışlari da büyüklük, karışıklığa değil de basitliğe doğru ilerliyor..
Tanımadığıma eminim ama tanışmayı çok isterim. Çünkü onu da çocukluğumla tanıştırır dengeyi bulurum. Ya da karanlığa ilk ne zaman nerede düştü derdi neydi en büyük sırrı ne gibi onu konuşturacak şeylerle giderdim yanına. Olmam gereken kişiyi de, istediğimi de bıraktım. Zaman içinde zaten değişip gelişiyoruz. Yarınki ben'e 🌱
Ah, müthiş bir sorgulama! Şimdi senin yaşında bu kadar derin dertler de fazla ama haklısın, gölgeyle yüzleşmeden insan tam olmuyor. Gördüğümüz yansıma genelde topluma pazarladığımız versiyonumuz oluyor, hakikaten kim olduğumuz değil. O “gölge”, çoğu zaman bastırdığımız, görmek istemediğimiz taraflarımız aslında. Gerçek benliğe ancak cesaret edip gölgeyle samimi bir sohbet açınca yaklaşabilirsin. Aksi halde hayat sürekli Instagram filtresiyle gezen bir ruh hali gibi geçer, o da pek gerçekçi olmaz! 🪞🖤
Cevap
0Cevap
İçimdeki gölge güneşe küsmüş
Erkeklerden En İyi Cevap seçilmiş, ancak hala cevabını paylaşarak katkıda bulunabilirsin.
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?