İç huzurum yok Bildiğim tek şey bu Elim kolum bağlı İyiymişim gibi davranıyorum Ama düşüncelerim bana ait değil Bu yüzden sadece yalan söylüyorum Çünkü kontrolün elimde olmamasından nefret ediyorum Değiştiremediğim her şey gibi Tekrar birisi olmayı beklemek gibi, Ben sadece birisi gibi hissetmeyi bekliyorum Çünkü ben kendim olmaktan çok yoruldum Tüm bu gürültü kafamda sıkışıp kalıyor Onu duymazdan geliyorum unutabilmek için Ama bunu yapamıyorum gibi görünüyor Çok yorgun hissediyorum Sadece rahatlamak istiyorum ama… Tek yaptığım şey Kaçmak, Değiştiremediğim her şeyden Tıpkı zihnimdeki hava durumu gibi Ben o yağmurda mahsur kaldım Tüm bu gürültü kafamda sıkışıp kalıyor Onu unutabilmek için duymazdan geliyorum Ama bunu yapamıyorum gibi görünüyor O berbat oldu Ama ben zihnimde olandan korkuyordum Ve mahvoldum, Zihnimde olandan, zihnimde olandan korkmak beni mahvetti
Kaçma korkma olduğun halinle çok güzelsin. Sadece bazen yolun kalanını yalnız yürümemiz gerekir. Hem olan da hayır vardır, yaşarken çok kırmış bütün doğrularımızı sarsmış olsa da sonrasında iyi ki deriz. Unutma her sancı en büyük güzelliğe gebedir. Kalbin kırıldıkça dünyanın hiçbir köşesinde bulunmayan çiçekler yeşerir içinde 🌷
Cehennem acı çektiğimiz yer değil, acı çektiğimizi kimsenin görmediği yerdir demiş hallac-l mansur...
Acılara tutunmak; Elleri çığlık çığlık insanı körlüğe mahküm eden şu dünyada; Gözlerde ve kalpte umudu yeşerten, ağacın dallarında yeşermeyi bekleyen yaprak olmak gibidir. Değişen mevsimlere (Değişen zamana) rağmen, esen rüzgarlara (etrafında söylenen sözlere) rağmen, soğuk sıcak, kuru nemli (İnsanların sana karşı kendi menfaatleri için değişen muamelerine) rağmen, Kendi hayat gayene (seni, senin yürüdüğün yolda hakikatini bulduracak adımlarında) sana Rabbin tarafından verilen meziyetlerin (yükümlülüklerin) bilincinde olarak sabırla, teslimiyetle, güvenle... Aslını koruyarak istikrarla ve iştiyakla (sevgi, muhabbetle), sana verilen sahip olduklarına (emanet edindiklerine) sahip çıkmak ve onların gereğini yapmaktır. Nasıl ki bir ağaç ona verilen vazifeden şikayetçi olmayıp, ona verilen emre uyup vazifesini yapmaya devam ediyorsa, İnsan da, içini çürütmemek için acılarına tutunmalı. Her insan kendi yolundan (görevinden) mesuldür. İnsanın yapması gereken tek şey kendine herşeyiyle sahip çıkmasıdır. Kendi duygularına, davranışlarına, iradesine, yaşantısına, adımlarına... "Onları ne için kim için" yöneltmesi ve şekilendirmesi (düzeltmesi) gerektiğini sorgulayarak yerinde ve zamanında "miktarınca - kararında" kullanması gerekir...
Ki ben de, acılarıma tutunduğum kadar çok da güzel saklarım :)) İnsanın ruhu mabedi, acıları da helalidir bazen. İstemez kimse değsin dokunsun. Bazı şeyler yaşanmalı, bazı acılar çekilmeli, bazı kuşlar ölmemek için kırıp çıkmalıdır göğüs kafesimizden. Yaş alıyor, kuru kuruya yaşlanıyoruz azizim. Arada bir yüreğin hakkını vermek lazım. Öyle değil mi:))
Evet, çoğu zaman yüzleşilmeyen acı içimizi içten içe çürütür. Bastırılan duygular zamanla birikir, öfke, kırgınlık, suçluluk ya da üzüntü gibi duygular bastırıldığında bilinçaltında yer edinir ve insanın ruhsal dengesini bozabilir. Bu da hem psikolojik hem fiziksel olarak kendini kaygı, depresyon, öfke patlamaları ya da hatta bedensel hastalıklar şeklinde gösterebilir.
Acıyla yüzleşmek, onu kabullenmek ve işlemek zayıflık değil, aksine güçlü bir iyileşme sürecinin parçasıdır. İçini kemiren şeyle yüzleşmediğinde, o şey seni içeriden yavaş yavaş kemirmeye devam eder. Yüzleşmek, yara almak gibidir ama o yara zamanla iyileşir. Bastırılan yara ise hiç iyileşmeyip içten kanar.
Kabullenmemek tıpkı tümörü olanın seker alarak tümörü beslemesi gibi. Şeker tatlıdır ama ölüme götürür. Sana ait olmayanı benimsemek daha da bulanıklaştırır ve kendine yabancılaştırır. Kaçmak kısa vadede çözümdür ama mavi hapın devamlı alınmasi da zehirler. Kırmızı hap tedavi edicidir ama yan etkisi çoktur. Peki zihninde ne var?
İçindeki bu karmaşık savaş gerçekten de can sıkıcı, öyle satırlara dökmüşsün ki tarif etmek değil, hissetmek cesaret ister 🌧️ Zihninde nereye kaçsan takip eden bir yağmur gibi bu duygular, saklandıkça daha çok bastırıyor. İyiymiş gibi davranman, aslında kendine kurduğun bir savunma. Kimse senden hep güçlü olmanı beklemiyor; acını görmezden geldikçe, o sessizce usul usul için içini kemirir. Kendin olmaktan yorulduğun yerde, aslında yeni bir nefese, kabullenip rahatlamaya ihtiyacın var. Kaçmak çözüm değil, ama tüm bunları böylesine açık anlatabiliyor olman bile önemli bir adım. Yalnız değilsin, zamanla bu duyguların bulutları dağılır; unutma, yağmurdan sonra toprak hep daha güzel kokar 🍃
İçin çürümesini hissediyorsan eğer hâlâ bir umut vardır çok derine inmemiştir hastalık. Öncelikle "geçer umarım" Satırlar sana nasıl acı vermeden yazılır inan bilmiyorum.
Bazen öyle bir şeyki ne savunabiliyorsun kendini, nede dışardan müdahale edilebiliyor oraya. Bazen , bazı şeyleri gerçekten akışına bırakmak gerekiyor.
Kesip atılamıyorsa bazı şeyler , direnç geliştirilmesi gerek. Kim bilir
ama ne kadar hızlı koşarsan koş, arkanda sürüklediğin şeyin ayak sesi senden hızlı. sustuğunu sanıyorsun, ama içine gömdüğün çığlıklar daha derinden konuşuyor artık. ağlamamayı öğrendin. ama gözlerinden değil, gecelerinden taşan bir sızı var. o sandığın sessizlik değil, sadece içindeki gürültüyü duyamayacak kadar yorgun olman. insanlardan kaçma isteği oldu. ve hala orada, nefesini tutmuş bekliyor. yüzüne bakmanı istiyor. kendi ellerinle örttüğün yarayı, şimdi kendi gözlerinle izlemen gerek. karanlıktan korkma. çünkü seni tüketen şey karanlık değil, onu görmezden gelmen.
Benim de böyle şeyler yaşadığım zamanlar vardı hiç geçmeyecek sanıyordum ama geçti hayat amacını bulmaya çalıştığın hayatınla ilgili gerçekten bı dönüm noktasındasın ben iç huzuru bulduğumu düşünüyorum İslam yolunda gerçekten iyi bı insan iyi bir kul olmaya çalışmak bana huzur verdi artık hayat amacım iyi bı kul olmak kendimi bu yönde geliştiriyorum ve çözülemeyecek sorun yok gibi geliyo