ben annemi kaybettim annem yaşıyor olsaydı şu ana kadar yemek yapmasını bile bilmiyordum ama onu kaybettikten sonra kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim çoğu işi kendim yapıyorum bu yüzden hayatta gördüğümüz acılar bizi daha sert rüzgarlara karşı dayanıklı yapar
Bizi aslında biz yapan, büyülten ve olgunlaştıran şey acıdır. Hiç acı çekmeyen hayatı çok rahat yaşayan insanların biraz daha vurdumduymaz ve şımarık olduğuna inanıyorum ben. Acı; hali hazırda bildiğiniz beş duyunuzun yanında beşte iç duyu kazandırır. Olgunlaşma dediğimiz işte budur. Kıymetli bir büyüğüm de şöyle demişti: "biz çocuklarımıza 'ayağına taş değmesin' diyoruz ama bu bir dua mı beddua mı kararsızım." Hasılı acılar insanı, rüzgarın çınarları; güneşin meyveleri olgunlaştırdığı gibi olgunlaştırır. Sezen ablamız da ne demiş: "acının insana kattığı değeri bilirim..."
Acılar insanı güçlendirir ve büyütür, mutlu insan hep çocuk kalır fakat acı çeken insanın her acısı ona bir yaş daha katar üstelik sorunları çözme kabiliyetinide geliştirir.
Acı insana değer ve anlam katar. Acı, insanı samimileştirir, benliğini kuvvetlendirir, öze döndürür, ham olanı pişirir, pişmiş olanı soğutur, soğuyanı olgunlaştırır. Acı, insanı insan yapar. Acı, insana insan olduğunu hatırlatır. Acı ile hemhâl olmak ve kabullenmek gerekir. Duyguların oluşumunda çekilen acıların izleri vardır.