Zihinlerimizi keskinleştiricek bir tartışma başlatmak istiyorum. Hristiyanlık ta bilindiği üzere İsa Mesih günahkarlardan nefret etmez, onları affedip kucaklardı. Öte yandan günahın kendisinden nefret ederdi. Çünkü günahı yaratan Rabb değildir, şeytanın kendisidir. Bütün günahkarları affedebilir miyiz? Günah işlememiz bizi kötü bir insan mı yapar? Yoksa kötü olan günahın kendisimi? Ben bugüne dek işlediğim günahlarım oldu, bu beni kötü biri mi yapar? Yoksa hata etmiş bir masum mu? Ya sizin? Sizin günahlarınız sizi kötü biri mi yapar? Yoksa hata etmiş bir masum mu?
Kişilik & Karakter konusunda 11,1b cevap paylaştı.
Bence asıl sorun günahın kendisi değil, onu nasıl gördüğümüz ve nasıl yaşadığımız. Çünkü herkes hata yapar, herkesin hayatında yanlışları olmuştur. İnsan doğası gereği mükemmel değil, önemli olan farkındalık ve pişmanlık duyup kendini geliştirebilmek. Günahkar olarak yargılamak yerine, insanların neden o yolu seçtiğini anlamaya çalışmak daha doğru olur. Çünkü bazen insanlar bilinçli yapar, bazen de hayatın getirdiği şartlar onları o yola sürükler. Yani sorun insanlarda değil, o günahı nasıl algıladıkları ve ona nasıl yaklaştıklarında.
İkisi de sorunlu değildir. Sevabın varlığı günahla anlam bulur. Kimse sevabın sebebini ve özünü merak etmezken günahta durum farklıdır. Çünkü tanrı bunu var etse de, neden var ettiği üzerinde durulmayıp sadece varoluşuna duyulan ikrah var. ‘Eğer siz günah işlemeseydiniz, Tanrı sizi helak eder ve yerinize günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.’ . Elbette günahkar olunacaktır, bu kaçınılmaz. Mayamızda var günah, bununla terbiye olunduğu sürece sorun olmamalı.
En güzel cevap buydu, ben şahsen sevabın doğasınıda merak ederim. Mesela stoacılığın öncüsü Marcus Aurelius imparator olup her imkana sahip olmasına rağmen iyi bir adam olup iyilik yapmayı seçmiştir, süslü giyinmeyip paçavralarla gezmiştir. Bir çoğumuz default olarak doğuştan iyiyken, o iyiliği bilinçli olarak seçmiştir. Hayatımın büyük bi kısmını iyilik yapmanın insanın kendi egosuyla bağdaştırdım, ama artık bu cevap beni tatmin etmiyor. Bence iyilik sevgiyle alakalı olmalı, çünkü bütün güzel şeylerin temelinde sevgi vardır. Tanrımız yine doğru bi karar vermiş günah konusunda, keza karanlık olmadan aydınlığın değerini bilemeyiz.
Sevabın doğasını merak etmekte güzel. Zaten iyi olduğu için üzerinde durulmuyor. Bende iyiliğin özünün kişisel tatminiyete dayandığını düşünürdüm. Bilinçli ya da bilinçsiz bu doyumu sağlaması buna dayanıyor gibiydi. Son zamanlarda bende bunun bir sebebe dayandırılamayacağını ve sadece sevgiyle bağlantılı olduğunu düşünmeye başladım biri sayesinde. Haklı olabilirsin.
Doğrusu günah işlemek insanı kötü biri yapmaz sadece günah işleyip bunun farkında olup buna devam etmek üstüne bir daha aynısını yapmak bu kötü yapar günahın kendisi kötü mü belki çünkü neden olduğu sorunlar kötü çoğu zaman
Artemis farzedelim sen beni incittin, ve farkında olmadan beni incitmeye devam ettin. Üzerine alınma sosyal zekan düşük olduğu için farkmetmedin diyelim. Ben incinmeye devam ediyorum. Sonuç olarak sen birini incitiyorsun, eylem olarak bunun farkında değilsin. Yani demek istediğim bir şeyin yanlış olduğunu eylem mi, sonuç mu belirler. Sence?
Niyet belirler bu kişi diyelim kötü bir niyeti yoktu bu davranışı yaparken ama kötü bir sonuç doğurdu bu onu kötü yapmaz ve buna devam etti eğer bu kişi kendini geliştirir ve bundan ders alırsa o günahkar olmaz
Bak bu soruda bi arkadaşla tartışırken eylemin kötülüğün belirleyici faktör olduğu kanısına vardım okuyabilirsin. Şimdi ise aklıma eylemi harekete geçiren niyet faktörü takıldı teşekkür ederim daha fazla düşünmem lazım:D kötü niyetle yaptığımız bir eylem iyi bir sonuç doğurursa nasıl yorumlarsın?
Bunun birde diğer opsiyonu var, iyi niyetle kötü bir eylemde yapılabilir. Kötülüğün belirleyici faktörünün sonuç olmadığını anladık. Nasıl yorumlayabiliriz niyeti ve eylemi?
Sevabı da günahı da Allah yaratmıştır. Yaratmak sadece ve sadece Allah a masustur. Ama günah şeylerin yaratılması demek onları yapmamız anlamına gelmiyor. Hatasız kul olmaz ama hata ile büyük bir günah işleyenler arasında ki farkı gözetmek gerekir.
Farkı nasıl gözetirsin? O sınırın geçildiğini nasıl anlarsın? Mesela duyuyoruz haberlerde bir anlık cinnet geçirmeyle kontrollerini kaybedip insanlar birbirini öldürüyor. Tabiki bu kişilerin salt masum olduğunu savunmuyorum, ama bir belirsizlik var.
Cinnet geçiren insanlar cinnet geçirmesinler. Biliyorum basit ıq 50 bir cevap gibi görünüyor fakat dinini yaşayan bir insan cinnet geçirecek seviyeye gelemez. Ben kendimi inanılmaz sinirli ve sinirlenince kendini kaybetme aşamasında olan birisi olarak tanımlıyorum. Eski dövüşçü ve güreşçiyim yine de ne olursa olsun bırak karşımdakini katletmeyi tokat dahi atamam. Tutarım. Kendimi tutmamda sebep başıma bela gelmesin değil, ya da tırsmakta değil. Bana zarar vermeyen kimselere zarar vermeme ve kısasa kısas inancıdır. Kuranda bu yazar. Allah a inanıp, dinine inanıpta bana rehber olarak indirlimiş olan kitabı okumaz ve onu kendime rehber almaz isem cinnette geçiririm, tecavüzde ederim, can da alırım, intiharda ederim. Cinnet geçiren insan egosuyla baş edemeyen insandır. Biliyorum o sadece bir örnek ama insanların iradeleri tamamiyle kendi elindedir. Ben buna inanıyorum.
Bende katılıyorum sana bu konuda bir stoic olarak, genelde bu tarz cinnet geçiren insanlar duygularını kontrol edemeyen, duygularını yoğun yaşayan insanlar oluyor. Verdiğin örnek 50 İQ falan değil güzel örnek vermişsin, sen dövüş sanatlarıyla ve dinle duygularını kontrol edebilen bi insana evrilmişsin ki çok takdir ediyorum bunu. Bende bi örnek ekliyeceğim, bir aile düşünelim, çocukları 7-8 yaşlarında. Ödevini yapmıyor haylazlık falan yapıyor sürekli. Aile işte geçim derdi cart curt derken stresli bir hayatla mücadele ediyor. Hepimiz annemiz babamızdan bi tokat yemişizdir en azından, farzedelim ki bu aile anne ya da baba (cinsiyet belirtmek istemiyorum) bir gün sinirlenip çocuğuna tokat atıyor. Çocukta küçük ve hafif olduğu için düşüp ensesini masanın kenarına çarpıyor. Omurilik soğanı incindiği için de farzedelim belden aşağısı felç kalıyor. Allah kimseye göstermesin, burada aileyi ne kadar suçlayabiliriz? Sadece düşünceni merak ediyorum bende bir sonuç çıkarmaya çaluşıyorum kendimce.
Bu benim için bir kazadır. Dünyevi hukuk kurallarına uyarım ama adaletli olduğuna inanmıyorum. İnsanların Anne babaların çocuklarına yeri geldiğinde patlatabilmelerini çok garip karşılamıyorum. Bahsettiğim son gücüyle vurmak falan değil. Prenses gibi kral gibi yetiştirilen şımarık insanları sevmem. Böyle bir şey yaşanırsa kazadır. O babayı içeri atıp ailesinden koparmak sence adamamı daha büyük ceza olur yoksa o çocuğa mı? Bence çocuğa daha büyük bir ceza bu. Herkesin aile yapısı dizi filmlerde gördüğümüz gibi değil. İlla vardır sahip çıkacaklar denir inanmıyorum babası kadar sahip çıksın. Bunun günahını ben tain edemem fakat o adamın niyeti o çocuğu o hale getirmek değildi. Evet neden sonuç ilişkisi fakat benim için bir kaza... Ben bugüne kadar sadece kız kardeşime vurdum. Bunun sebebi de benim onun için seçmiş olduğum çizgi değilde onun için daha kötü olacağını bildiğim bir kariyer planlaması yapmak istemesi ve bu tartışmada cinnet geçirir gibi tavırlar sergilemesiydi. Ne zaman konusu açılsa iyi ki yıllar önce o tokatı atmışsın der. Ben biraz daha realist ve humanist olarak okumaya çalısıyorum olayları açıkçası. Eğer her gün her gün o anne baba çocuğunu dövmüyor ise kırk yılda bir böyle şeylerin yaşanması insani. Biliyorum okuyan olursa geri kafalılık vesaire ile suçlayacak ama onların savundukları düzende de işlerin daha iyi gitmediği belli... Bu arada teşekkür ederim fikirlerini okumak ve fikir üretmek hoşuma gidiyor...
İşte benimde almak istediğim cevap tam olarak buydu, eğer aileyi suçlasaydın sana, ailenin cocuğa vurduğu ama çocuğun yaralanmadığı örneğini vericektim. Mesela annem babam bana tokat attığında yaralanmadığım ya da ölmediğim içinmi ailem katil değil? Kötülüğü belirleyenin sonuç değil eylem olduğuna kanaat getirdim seninle konuşurken ben teşekkür ederim cevabımı aldım 🙏🏻
Peki senin benim gibi normal insanlar, yani daha basit günahkarlar, yalancılar işte kalp kıranlar, kötülüğe sessiz kalanlar falan, daha umursamaz ve cüretkar oldaydık ve fırsatlarımız olsaydı, bahsettiğin affedilemeyecek günahları işlermiydik?