Gelip geçen şeyler ve unutulup gidenler çok oldu çocukluğuma dair. Ama bir tek şeyi, ailemin, çevremin, denk gelen herkesin ısrarla söylediği halde yaparak tutunuyorum çocukluğumun saçaklarına.
O da elmayı bıçakla keserken alttan üste değil de üstten alta doğru. Çünkü, ilk kez bıçağı elime alıp elmayı o şekilde keserek yemiştim. Diğer yöntem daha kolay ama ben ısrarla bunu sürdürüyorum. Çünkü, biliyorum ki bir tek bu kaldı en faal olanı.
Evet, çocukluktan beri içimde taşıdığım bazı özellikler var. Meraklı yapım hiç değişmedi, hala her şeyi sorgularım. Sessizliği severim, kalabalıklarda bile içime dönerim. Duygusal yanım da aynı; küçük şeylere bile değer veririm. Sadakat ve samimiyet benimle büyüdü, değişmeden kaldı.
Yağlı yiyeceklere dokunmayı hiç sevmiyorum. Çocukken de annem peçeteye sarıp verirdi. Yine aynı şekilde başka birisinin evine gittim mi tuvalete giremiyorum.
Evet tabiki var.. Çocukken nazım, cilvem, kararlı oluşum ve inadım.. Bu özelliklerim hiç eksilmedi.. Canım babacığıma o nazımla cilvemle her istediğimi yaptırırdım.. İyiki öyle bir babaya sahibim.. 🥰
İnatçılık 3-4 yaşındayken kazandığım bir özellik, önsezilerimi de 9-10 yaşımda kazandım , bir yerde kavga çıkacak dersem çıkardı. Çıkmazsa da ben çıkarırdım 🤣🤣🤣 son kısmı şaka tabi 😅😅
Yani tabii ki zorladığı anlar oluyor ama eskisi kadar stres yapmıyorum bu durum için. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o yani kendimi böyle kabullendim, benim için değil de çevrem için zorlu oluyor plan yapıp yarıda yolda bırakıyorum çoğu zaman maalesef ve çok küfür yedim bunun yüzünden :D
Bir başkasının mutlu olması ya da kırılmaması için kendi ruh halimi yok sayarım mesela benim için üzücü bişey olsa bile karşı tarafın üzülmemesi için onları kıramıyorum ama üzülen hep ben oluyorum günün sonunda heralde en iyi yanım mutluluk saçmak kendim hariçççç