Derinlerimizde bulunan gizli bir derinliktir. Karanlık, uçsuz bucaksız bir sonsuzluk gibi görünen bir çıkmaz. Bu derinliklerde kaybolup gidilirse ses bile karanlığa karışır. Belki de sadece insanın özüne göre şekillenir. Karanlık bir derinlik mi yoksa derya deniz mi olduğunun belirleyicisi insanın kendisidir. Ruh neye göre şekillenir? Ruhun bilinçten farkı var mıdır?
Sağlam kafa sağlam vücutta doğru, sağlam ruh nerede bulunur acaba?
Ahahah doğru ruh ve sinir hastalıkları diye bir şey var. Ruh soyutsa bozulduğunu nasıl anlarız? Mental muhakeme ve akılsal sorunları ‘ruh’ adı altına toplamışlar. Şimdi düşününce mantıksız geliyor. 😸
Gitmemişsin Firu🥹 Yine çelişkiler içine düştüğüm bir ikileme soktun beni😸
Soruna gelicem dediysem gelirim🫠 Çok fazla şey var hayatımızı olumsuz anlamda etkileyen, değiştirilmesi, güncellenmesi gereken ama bireysel de olmuyor işte. Oluyor da çok yavaş oluyor bizi tatmin etmiyor.
Evet. Muayene öncesi sağlık ocağında kanlarımı verip de gittiğim için çok mutlu olmuştu biri mesela. Sonra ameliyatımda hemşireler "doktor bey çok özeniyor, çok şanslısın" demiştiler🫢
O boşluğu bilmeden göz ardı etmek sorun değil. O yüzden kolayca yaşayabiliyorlar zaten. Ama farkında olduğun boşluğu göz ardı etmeye çalışınca içine çeker seni. Biz dediğin gibi o açığı düşünerek kapatıyoruz ki koca boşluk kalmasın öyle😸
Hahhaha çok renkli olurdu😸 Bak şimdi birileri süper özelliğin ne olsa güzel olurdu, sorusuna güzel bir cevabım var artık. Başkasının gözlerinden bakabilmek👼
Çok güzel bir soru.. aklıma gelen cevaplar arasında olabildiğince net bir cevap yazmaya çalışacagim şimdi... Ruh her zaman değişkendir.. neye göre şekillenir sorusu yaşanılan hissedilen öğrenilen görülen her şeyden etkilenip şekillenir. Etkilenmiyorum dediğimiz şeyden bile etkilenmeyişimize göre şekillenir. Ruhun bilinçten elbette farkı var.. Ruh her zaman bilinçlidir ama bilinç denilen şey bilinçaltı ve zihin olarak ayrılır.. Bunlar derin yerler 🙂 sağlam Ruh özüyle barışık yaşadığı yerde etrafındaki insanlarla dengeli ve uyumlu olan ruhtur nerede bulunur bilemem ama tarifi budur.
Ruh diye bir şey yoktur. Bu bilimsel olarak arandı fakat bulunamadı, olsaydı bulurduk. Ruh diye kastedilen aslında insanın manevi kişiliği ama biraz daha spiritüel ve dini bir yorum yapılıyor.
Kişilik ve karakter ne ise ruh da o aslında. Bilinçten de farkı yok tam da bu sebeple. Eğer bir yeri varsa sağlam kafanın içinde 😂
Neden sağlam olanda? Çünkü mesela beyin ölümü gerçekleşince o ruh vücuda hiçbir etki sağlayamaz ya da hafıza kaybı olan birisi ailesinden birisini o ruh ile hatırlayamaz.
Bunu diyeceğini biliyordum😸 Bilimselliği bir kenara bırakalım, insanlar olarak bir şeyleri ruhani şeylere bağlamayı severiz ve ruhta bunun parçası. Aslında bilinçle aynı şey ya da birbirlerinin kardeşleri gibi bir şey😸 Ruhlar alemi ne güzel olurdu. Uçuşan küçük casperler👻 Kafamda bu güzel hayali bozan ruhun azrail tarafından çekilip alınması görüntüsü olurdu😸 Bunun başka oluru yok mudur? Azraille anlaşma adı altında? Ben ruhu hiç kafanın içinde hayal etmedim hep merkezi bir yerde durur gibi geliyor bana. Öz gibi.
Belki ruhu zedeleniyordur hafıza kaybında. Olmaması gereken şey olduğu için yenilenmiyordur.😸
Azrailin gücü sonsuzluğu da çekebilecek şeklindedir😸 Ama evet tutarsızlıkları yok değil, bu da tamamen bilimsel bir şekilde açıklanamadığı için öyle.
Bence insanın merkezi tam göğsündedir. Kafası ayrı orayı merkez olarak kabul etmiyorum efendim. Çünkü ben öyle uygun gördüm😸
Ruhu göremediğimiz için bu çok rahat söylenir tabi. Nasıl ki stresin etkileri vücudumuza hastalık olabildiği gibi hafıza kaybı gibi nörolojik durumlarda ruhsal bir şekilde beynin yanında yaralandığı için etkisi öyle görünür. Uf tamam bu mantıklı değil😸
Anılar, arzular ve en önemlisi duygular... Tüm nefsani durumlar ruhun kendisi... Bunların hepsi de limbik sistemde işlendiği için sağlam bir limbik sistem diyorum efennim 🙃
Normalde daha soyut şeyler de yazabilirdim bunun için sayfalarca ama sonra dönüp düşününce ruhun varlığı insanda tamamen akıl ile ilgili. Bir insanın elinden düşünme yetileri ve/veya duygularını, arzularını alırsan varlık olarak sıradan bir canlıdan farklı durumda olmaz. Bu yüzdendir ki aklını kaybeden insanlar artık dinen hiç bir şeyden mesul olmaz. Çünkü ruhunu kaybetmiş 🙃
Hayır, şimdi şöyle. Bi genetik var bi de epigenetik var. Genetiğimiz değişmez ama epigenetikimiz değişir. Şöyle açıklim, mesela benim gözler bozuk, miyopum. Genetik yatkınlığım olmasa ve günde 32 saat ekrana baktığım için miyop olmuş olsam, bulduğum kıs da benim gibi. pc kurdu olsa ve o da miyop olsa bu epigenetiği etkiler ve çocuklarımızın genetiğinde miyopa genetik yatkınlığa neden olar. Şimdi miyopu alıp okb, anksiyete, şizofreni gibi hastalıklar da koyabilirdin
O hissi biliyorum. İçinden çıkılması zor bir duruma sokuyor insanı. Ama bireysel olarak atlatılması aynı değil o yüzden bir öneride bulunamıyorum, o yüzden sadece iyi olmanı umabilirim.
İnsan, kendi içinde uçsuz bucaksız bir evren taşır. Sizin de bahsettiğiniz gibi, bu evrenin derinlikleri karanlık ve bilinmez bir boşluk gibi görünebilir. Sanki içimizde bir hiçlik, bir uçurum varmış gibi hissederiz bazen. Sessiz bir çığlık, yankılanmayan bir fısıltı gibi kaybolur düşüncelerimiz bu derinlikte.
Peki, bu karanlık gerçekten bir çıkmaz mıdır, yoksa keşfedilmeyi bekleyen bir derya deniz mi? İşte bütün mesele burada düğümleniyor. Zira bu derinlik, ayna gibi, bakanın özünü yansıtır. Korku ve endişeyle bakan, karanlık bir uçurum görür; sevgi ve umutla bakan ise, sonsuz bir potansiyel, bir derya deniz.
Ruh, bu içsel evrenin şekillendiricisidir. O, deneyimlerimizle, düşüncelerimizle, duygularımızla yoğrulur, tıpkı bir heykeltraşın elindeki kil gibi. Bilinç ise, bu sürecin farkında olan, gözlemleyen bir parçasıdır ruhun. Bilinç, ruhun aynası, yansımasıdır. Ruhun derinliklerinde ne varsa, bilinç onu yansıtır.
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur, evet, doğru. Peki ya sağlam ruh? O, ne bir bedende, ne de bir yerde bulunur. Sağlam ruh, içsel yolculuğun sonunda, karanlığın kabulünde, derinliğin keşfinde bulunur. O, korkuların üstesinden gelindiğinde, umudun yeşerdiği yerde filizlenir.
Sağlam ruh, insanın kendi içinde yarattığı bir cennettir. Bu cennete giden yol ise, kendini tanımaktan, kabullenmekten ve sevmekten geçer. Kendi karanlığımızla yüzleşmekten, onu anlamaktan ve dönüştürmekten geçer. Çünkü gerçek güç, karanlığı yok etmekte değil, onu aydınlatmakta yatar.
Ruh sonsuz bir bileskenin yansimasi olabilir ama asla sonsuzlugun kendisi degil. Ilahi bir guc bu kesin ama biz yaratmadigimiz icin bizim icin bilinmezlik ve kolay olmayan tanimlamalarla dolu.