İnsanlar dengesizleşti, his ve hissizlik arasında gidip geliyor. Kararsızlıklar çoğaldı. Sabah başka, öğle başka, akşam başka konuşanlar arttı. Davranışlar ilkelleşti, daha ileri gitmesi gerekirken. Anlayışsız, kaba üslup ile ne dediğini bilmeyenlerle birlikte hayat sıkıcı oldu gibi.. Ne alabilirim diye bakıyor çoğunluk, alabildiğine bile doymayan açlık içindeler. Hava soğuk, insanlar bozuk.. Kaliteli insan sayısı %1'i bulmaz..
Hayat duruyor be fesom biz insanlar durmuyoruz herşeyi yapıyor kırıp döküp sonra hayat bu ne yapalım diyoruz oysa hayat suçsuz.. biz insanlar hal ve hareketlerimizle değişen tavrımızla hem dünyayı soğuttuk hemde birbirimizden soğuduk..
Bence insanlar değiştiği için hayattan soğuduğumuzu düşünüyoruz. İnsanlar samimiyetsizleştikçe, güven azaldıkça ve çıkar ilişkileri ön plana çıktıkça hayatın tadı kaçıyor gibi geliyor. Oysa hayat, insanların davranışlarından bağımsız bir şekilde akıyor. Sorun, çevremizdeki insanlara fazla anlam yükleyip onlardan beklenti içinde olmamızda. Eğer hayatın özüne odaklanıp, kendi iç huzurumuzu bulabilirsek, insanlardan bağımsız olarak da yaşamdan keyif alabiliriz. Belki de hayatın soğuduğu yok; biz insanlar kendi içimizde soğuyoruz.
İnsanlar çevre tarafına soğuttuğu için karşı taraftaki insanlarda soğuyor. Başka bir deyişle, insanlar mıknatıs gibi çekim gücü olduğu için insanoğlu hayat soğuttu düşüncesine inanırlar.