Ben bu konudaki fikirlerimi şöyle anlatmak istiyorum: misal, biri elindeki on buğday tanesinin tümünü size uzatıyor; diğeri ise yüz tanenin yalnızca yirmisini. İlk bakışta daha fazlasını veren, daha cömert ya da daha fedakar gibi görünse de, asıl mesele verilenin miktarı değil, verilenin oranıdır. Bazen tüm varlığını ortaya koyan sessiz bir fedakarlık, göz alıcı büyük jestlerden çok daha değerli olabilir. Gerçek ölçüt, verilenin ne kadar büyük bir pay olduğudur, sayısında değil.
Peki, fedakarlıkları ölçmek ve karşılaştırmak etik bir davranış mıdır? Yoksa insanların eylemlerine karşılık vermek adına bir zorunluluk mu?
Sizce fedakarlık ölçülebilir bir şey midir? Ölçülebilir ise neye göre ölçülür?
Bunu eskiler, "az veren candan, çok veren maldan" diye söze dökmüş... Zaten az olan varlığını paylaşabilen ile, Karun kadar zengin olup servetinin sadece yüzde birini ihtiyaç sahipleri ile paylaşan benim nazarımda aynı değil. Kendisi fakir olup fönlü zengin, cömert insanlar var. Kendisi zengin olup sahip olduklarını mezara götürebileceğini zannedenler de var. "Bir lokma, bir hırka" diye yaşayan peygamberin ümmetinden olup ezel yüküyle servet biriktirmeye çalışan çakma dindarlar var, dünya nimetlerine aşırı düşkün olanlar var. Komşusu aç iken onun ihtiyacından çok namaz kılıp kılmadığını sorgulayan g.. erizekalılar var (biri de bu sitede mavili üye). Kızıl Goncalar dizisinde bir replik vardı, "kendisi için istediğini mü'min kardeşi için de istemeyen, iman etmiş sayılmaz", veya buna benzer bir şeydi. Böyle bakınca, vicdanı olan birinin, çevresinde yoksullar, ihtiyaç sahipleri varken, ve o yoksullar kendi aralarında, güçleri yettiğince bir dayanışma içindeyken, kendisi zenginlik, refah, şatafat içinde yaşayıp çevresine karşı duyarsız ve umursamaz olması anlaşılır şey değil... Günübirlik Monaco'daki yat kulübüne gidip ıstakoz yemek yerine, ona harcadığın parayı bir başkasına faydalı olacak şekilde kullan mesela... 1 milyon liralık saat takmayıver, 5.000 liralık saat de aynı zamanı gösteriyor.
Bu arada, bunun gibi insanları biraz hayatı sorgulamaya, fikir jimnastiği yapmaya zorlayan kaliteli soruları çok seviyorum. Aklına, eline sağlık @Papatiam
Fedakarlık değer verdiklerimizin iyi olabilmesi adına kendi önceliklerimizden feragat edip karşımızda ki kişinin iyi olabilmesi için özveri de bulunmamız iken bunu matematiksel anlam da değerlemeye çalışmak yapılan özverili davranışların değerine zarar verir diye düşünmekteyim. Bize yönelen davranışları ölçüsel olarak azlık ya da çokluk değerine göre irdelemeye başladığımız da bu davranış varolan -çıkar gözetme dürtümüzü- de besler ki bu bizi olumsuz besler. Bu da zamanla bize yönelen fedakarlıkları sömüren birine dönüştürür bizi.
Oysa fedakarlık miktarına bakılmaksızın aynı oranda karşı değeri görmesi gereken de bir durumdur. Zira kişi kendi benliğinden eksilterek bize yönlendirdiğini, bizim tamamlamamızla arada ki bağ canlı ve güçlü kalır. Ama bir tahsildar edasıyla verileni ölçüsel olarak değere tutarsak bu tek taraflı sömürü vareder.
Ayrıca fedakarlığa zarar vermeden illa bir ölçüt kullanılacaksa bu bana göre özveri ile ödün vermek denen kavramlar kullanılarak yapılmalı. Kişininn fedakarlığı özveriden ödün vermeye dönüşmeye başlamışsa kişi hayatında bu alanda ki kontrolü yitirmeye de başlamıştır artık diye düşünüyorum.
Ben ölçülebilir olduğunu düşünmüyorum. Kıyas tehlikeli bir bölmedir. Ancak değer verdiğimiz insanlara değer veririz. Fedakarlık yaparız. Ancak alma verme dengesi vardır.
Fedakarlık, duygusal bir kavram olduğu için tam olarak ölçülebilir bir şey değil. Fedakarlık, başkalarının ihtiyaçlarını veya mutluluğunu kendi ihtiyaçlarının veya mutluluğunun önünde tutmak anlamına gelir. Fedakarlık miktarını değerlendirmek için bazı göstergeler kullanılabilir. Örneğin, bir kişinin ne kadar zamandır başkaları için çaba harcadığı, ne kadar özverili davrandığı gibi.