Mutlak bir surette her insanın ruhunun derinliklerinde sakladığı yaraları ve hissedilen yalnızlığı vardır. Sevgilin de olsa arkadaş çevrende kalabalık bile olsa ruhunu hiçbir zaman besleyebilen bir kişi yoktur ki kalabalıklar içinde yaşanılan yalnızlık ile hissedersin onu. Bu durumda ne yapıyorsunuz?
Tanımadığınız bir insanla sosyal mecrada anlatarak mı bastırıyorsunuz ya da sevdiğiniz insan ile ruhunuzundaki yaralara merhem mi uyguluyorsunuz? Bedenen belki mutlusun ya ruhun?
Güncellemeler
+1 yıl
Güncel.
Ruhunuzun derinliklerinde yatan yaraları ve yalnızlığı nasıl bastırıyorsunuz?
Yoklarmış gibi davranıyorum herkes beni rahat ve iyi sanıyor acılarımı kendim yaşıyorum. Aklıma getirmemeye çalışıyorum üstünü örtüyorum geldiklerinde de kendime sarılıyorum. Pozitif yaklaşmaya, düşünmeye, yaşamaya çalışıyorum. Sevdiklerim elbette beni hayata tutunduran oldular fakat sonrasında kendi hayatıma bakmam gerekti şu an onu yapıyorum. İnsan yalnızlığını sevmeli yalnız olduğunu bilmeli en çok kedisiyle anlaşmalıdır.
Bilmiyorum. Bazen gülüyorum , bazen ağlıyorum. Ama hayat bu ya. Çokta ciddiye almamak , takmamak gerekir. Kendimi önemsediğim için bir şekilde devam ediyorum. Yalnızlık, yanlış kişilerle olmaktan iyidir...
Kendimle konuşuyorum, yalnızsam dışımdan değilsem içimden. Bazen dayanamaz hale geliyorum o zaman da mektup yazıyorum. Öyle öyle gidiyor ki bir abdest alıp Kuran okuyunca dert mert kalmıyor zaten
Derinden hissettiğim yaralar çok. Yalnızlık da bu yaralardan sadece bir tanesi ve onu ben iyileştirdim. Bilmem kaç bin yaradan sadece biri yalnızlıktır ve çoğu sağlam yerim de var
Kişilik & Karakter konusunda 204,3b cevap paylaştı.
Bastırmıyorum. yani istesem de yalnızlığı geçiremeyeceğim için öyle zamana bıraktım, ne düşünüyorum ne de sorun ediyorum. zaten insan bir yerden sonra da alışıyor yalnızlık hissine, hobilere zaman ayırıyorum.
Herkes yüzüne bir maske takar. icindeki yaralari gülerek maskeler. bazen anlatarak rahatladigimi düşünürdüm ama tam aksi aynı şeyleri anlatırken yaşamak daha çok üzülme ye sebep olduğunu farkettim. yani anlat içini dök rahatkarsin mantığı bana göre değil . yani üstünü örterek bir bakıma geçmişi bırakıp geleceğe bakmak çözüm aramak daha bir çare gibi.. ruhum hiç mutlu değil. ama bu mutluluğu bir insan saglayamayacagina eminimki ben esas kendi kendimde olan arkadaşımı icimdeki beni arıyorum onunla konuşuyorum cunki beni en iyi ben anlıyorum bu dünyada başkası hiç anlayamadi.
Bastıramıyorum ya daha simdi misafirlikten geldik eşime şöyle dedim "Ben sanki her gittiğimiz yerde biraz istenmiyormuşuz gibi hissediyorum" bariz kimseye yaptığımiz bisey yok ortada bir neden yok. nebilim
Bastırmıyoruz. Önce kendimizle arkadaş oluyoruz. Kendi yaralarımızı sarıp sarmslamayı öğreniyoruz. Başkalarına yaralarını anlatır veya gösterirsen, ilk o yaralardan alırsın darbeyi.