Ben her ikisi de diyebilirim. İnsanları çok iyi anladığımı düşünüyorum. Çünkü empati tarafım çok fazla gelişti. Kendimi insanların yerine koyabiliyorum. Anlatma konusunda da aynı şeyler geçerli. Kendimi çok iyi ifade edebilirim.
Seni duymak isteyene fısıltın yeter demişler anlatmaktansa , bir bakışdan , acı bi gülüşten anlaşılmak isterim. Bak ben böyleyim , böyle şeyler yaşadım demektense, beni yaşamasını, hissetmesini isterim. Kitap değiliz sonuçta sayfa sayfa kendimizi anlatamayız..
Anlayanım. Konuşmayı seven biri değilim. Hele kendimi ve hayatıma dair bir şeyleri anlatmayı hiç sevmem. Ben daha çok başkalarını dinlemeyi, anlamaya çalışmayı seviyorum.
Anlatan hep oluyorum anlayan çok nadir anlamak istemeyenin maşallahı var O yüzden benim de içimden ne anlatmak geliyor ne anlamak geliyor Sessiz bir şekilde hayatıma devam ediyorum➰
Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de anlaşılmaya hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar?