Yeri geldiğinde hepimiz karşımızdaki insanı bir çırpıda tanıdığımızı, hatta bir muhabbetle kisilik-karakateri hakkında tanı koyabileceğimizi soyleriz... Peki asıl tanımamız gereken -kendimiz-i tam manasıyla çozebildik mi? Tam olarak ne istediğimizi, beklentilerimizi, ne ile mutlu olabileceğimizi biliyor muyuz? İlgi istiyoruz örneğin, fakat ihtiyaçlarımızı önemseyene, ilgi gösterene dayanamıyoruz. İlgi istedigimizi söylerken ilgi alamamanın cazibesine kapılıyoruz. Ne büyük çelişki :)
Bu anlamda sen kendini tanıdığını düşünüyor musun?
Kim bilir içimizde ne keşfedilmemiş yerler var. Çoğu kişi kendimi tanıyorum dese de başına olay geldikçe tanır insan kendini. Bir insan ne kadar çok, kişi, yer, olay vs tanırsa o kadar kendini tanıma imkanı bulur. Hiç yükseğe çıkmayan birisi yüksekten korkup korkmadığını bilemez. Hiç aşık olmayan birisi aşk konusunda düşünce beyan edemez… Kısaca; kendinizi yaşadığınız kadar tanırsınız…
İnsanı bir kalıp halinde değerlendirmemek gerek. Davranış ve tepkilerini yaşayarak öğrenebilen bir varlık. Bu sebeple hiç yaşamadığı konularda vereceği tepkileri kendisi bile bilmez.
Toplum olarak her konuda fikrimiz vardır. Hiç evlenmemiş birisi evli olup evliliğinde sorun yaşayan bir arkadaşını teselli edemez.
Sonuç olarak; etüt ettiğim konularda kendimi iyi tanıyorum ama, hiç yaşamadığım lakin fikir sahibi olduğum konularda ise keskin ifadelerden kaçınıyorum.
Muhteşem bir soru, şahane bir detay; İlgi istiyoruz örneğin, fakat ihtiyaçlarımızı önemseyene, ilgi gösterene dayanamıyoruz. İlgi istedigimizi söylerken ilgi alamamanın cazibesine kapılıyoruz. Ne büyük çelişki... Bir sey bu kadar güzel açıklanamazdı : ))
Beni benden iyi kimse tanıyabilmiş değil. Bir insanı kendinden başka iyi tanıyabilecek bir başka kişinin var olduğunu da düşünmüyorum. İnsanlar sadece görüneni bilir. İçindeki seni senden başkası göremez...