Herşeyin her tanıştığım insanın mutlaka bir sebebi var buna inanıyorumAllah bir kulunu karşına çıkarıyorsa ya öğreteceğin bir şey vardır ya da öğreneceğin.
Her şeyin kendi içerisinde, kendisine göre bazı nedenleri olabilir. Ama bu nedenlerin gerçekten ne kadarı şu an olan bitenle, bizimle ilgilidir? Bazı olaylar, belli bir ortam, olgu veya şartların içerisinde daha yaygın meydana gelebilir. Bu bağları ortaya çıkardıkça, riskleri azaltmak, kaçınmak istediğimiz olayların gerçekleşme olasılığını düşürmek faydalı olabilir. Biz bir çok şeyin doğrudan belirleyicisi değiliz. Yapabileceğimiz sadece risk yönetimi ve olumuzluklarla başedebilme stratejileri. Bunlarla hayatta kalıyoruz.
Beyin kimyamızdan kelime dağarcığımıza, metabolizma hızımızdan, aile ve kültür yapımıza; anı ve hikayelerimizden hayallerimize kadar her şey birbirimizden üç aşağı beş yukarı farklı.. Dünya muazzam bir çeşitlilik ile sürekli değişim halinde. Bu süreçte doğanın kendi işleyişi ve sürekli değişen düzeni içerisinde; depremler, yangınlar, seller, yıldırımlar, kuraklıklar, kıtlıklar, istilâlar, hastalıklar, salgınlar, meteorlar, çarpışmalar, radyasyonlar, ışınımlar arasında hayatta kalabilmek için sürekli ortak yollar geliştirmek, doğru bağlantı ve faydalar üretmek zorundayız. Örneğin tıpta, bilimde, sanayide, enerjide, tarımda, tasarımda; her yerde açlıkla, susuzlukla, hastalıklarla, barınma ve üreme giderlerimizle mücadele etmemiz gerekiyor. Daha iyi aletler, daha hızlı tanılar, daha etkili tedaviler, daha bol besinler elde etmek zorundayız. Bunun yolu da hem kendimizi hemde birbirimizi daima geliştirmekten, desteklemekten; sistemlerimizi bizi daha ileriye taşıyacak stratejilerden, herkesin ortak katılımı, bilgisi, deneyimi ve becerisinden geçiyor. Boşa harcanacak ne vaktimiz nede beyin gücümüz var. Çünkü yaşamak için her zaman mücadele halindeyiz. O yuzden verimliliğimizi arttırmamız gerekiyor.
Örneğin suç oranlarını düşürmek, verimlilik açısından çok önemli. Toplumun uyumunu ve birbirine olan bağını, güvenini sağlamak; daha erken tanı, doğru rehabilitasyon ve sıkı tedavi metodları ile suçlar işlenmeden önünü almak çok mümkün. Hiç kimse bir psikopatın hedefine, bir teröristin saldırısına, bir sapığın ahlaksızlığına maruz kalmanın nedenini kendisi, kendi varlığı olarak gerekçe ve sebep göstermemeli. Çünkü bu sefer sorunu yanlış yerde aramak, mağduru suçlu yapmaya, hırsızı haklı çıkarmaya, güveni ve birliği bozmaya neden oluyor. Oysa dünyayı insanlar değiştirir. Başardıkları, denedikleri, dokundukları her şey ile.. Yaşanan bir olumsuzluk, bir kayıp dahi geleceğimize, yarınımıza, hayatımıza ciddi bir darbe ve bedeldir.
Bu nedenle hayatta ki bir çok olay bizim kontrolümüz dışında ki sebeplerle ortaya çıkabilir. Her şey kontrol edilemez. Her şey çok değişken olabilir. O nedenle bazı olaylar bizim varlığımız ve hayat çizgimizden çok farklı bir sebeple dahi kesişebilir. Ve biz bunu öngöremeyebiliriz. Sadece minimize etmeye çalışırız.
Bazı olaylar ise bazı coğrafya ve yapılarda daha yaygın gözlenir. Bazen yaşadığımız yapıyı, bulunduğumuz ortamı iyi analiz etmek gerekebilir. Çünkü bunu ihmal edersek, mahkumlarla dolu bir sahada kendimize temiz dostlar aramaya çabalarız. Oysa ki bulunduğumuz ortam açık bir cezaevi gibidir. O yüzden önce nerede olduğumuza bakmak gerekir. Bir dağa veya ormana çıkarken nasıl botlarımızı, kalın giysilerimizi tercih ediyorsak, bulunduğumuz o coğrafyanın şartlarını kendi başımıza şimdi değiştiremeyeceğimize göre bulunduğumuz ortamın şartlarına göre kendimizi değiştirerek bazen sadece hayatta kalmamız gerekir.
Ortam değiştiğinde, psikoloji de değişir. Psikoloji ortama uyum sağlamak içindir. Küçüklüğünden beri çevresiyle hep olumlu, destekleyici ve güzel bağlarla yetişmiş biri çevresine güvenir, bağlanır ve başkalarını tehdit olarak algılamaz. İnsanların saldırganlıklarını, zorbalığı bir türlü anlayamaz, bir yere koyamaz, yabancısıdır. Ama şiddeti bir araç olarak görmüş, öğrenmiş biri; hayatta kalmanın stratejisini bambaşka yollarla kolayca çizebilir. Aldatır, aksatır, kullanır, cebir ve baskı, siddet ve tehdit kullanır. Yaşadığı mağduriyeti, haksızlığı, yalnızlığı, kabalığı diğer her şeye yansıtabilir. Sevginin, iyiliğin, güzellikleri kendi içinde büyümesine hiç bir zaman fırsat verilmeyenler, hayatı herkesten çalarak yaşamayı seçebilir.
Kısaca hiç bir şeyin doğrudan bir nedeni veya sebebi içerisinde, başkalarının ortaya çıkardığı, yaşattığı olumlu veya olumsuz etkilerin belirleyicisi olamayız. Her şeyden önce biz sadece kendimizden sorumluyuz. Onlar da önce kendi yaptıklarından, sadece kendi eylemlerinden kendileri sorumlu. Başkalarının sorumluluğunu üzerimize alma hatasına düşmeyelim. Ama ne yaşarsak yaşayalım, karşılaştığımız her şeyden kendi yararımıza bazı dersler çıkartabiliriz. Çıkardığımız derslerden yeni yol ve metodlar geliştirebilir, benzer durumlara karşı neler yapmamız gerektiğini daha iyi belirleyebiliriz. Bence en önemli olan şey de bu.