Kötü olana kötü diyememek en büyük işkence değıl midir?

Kendimle baş başa kaldığım zaman herşeyin doğrusunu kendime itiraf ediyorum. Biliyorum ki her şey aynı hiç bir şey değişmedi ve hiç değişmeyecek olduğunu. Kötü olanlar hala kötü ve iyi olanların ise benden ne kadar uzak olduğunu bildiğim kadar başka bişey bilmiyorum. Kendimden bile gizlediğim gerekçelerle yüzleşmek bana büyük bir kabus gibi gelse de beynim asıl gerçekleri bana hatırlatmaktan asla çekinmiyor. Kötüye iyi demek çok kolaydır. Ama kötüye kötü demek çok zordur. Ne tuhaftır ki kötüye olan ilgimiz çok fazladır. İyiye olan ilgimiz azdır. Merhametsizlerden merhamet beklemeyi kendimize huy edinmişiz. Ne tuhaftır ki atalarımız bile iyiliği savunmamış ki iyilik yap at denize demiş. Bizde bu söze inanıp iyiliği köreltmişiz. Kim iyilik ederse iyilik bulur diye peygamber sözüne kulak vermemişiz de iyilik yapıp denize atmışız. Ya da denize hiç iyilik yapmamış mıyız? Deniz bu dünyaya iyiliği içinde kaybolsun diye mi gelmiştir ki? Deniz bu dünyada izlemesi en güzel görüntüsü en güzel olan varlık iyiliği içinde neden kaybetsin ki? Deniz bu dünyaya fazla mıdır ya da çok mu iyidir ya da iyiliği içine mi gömer? Denizler üzerinde köprüler köpürür kuşlar uçar. Masmavi gökyüzü altında mavinin koyu tonu deniz ve üzerine vuran o güzel kızıl güneş. Iyiliği içinde yok eden bir güzellik. Şimdi o deniz tüm iyiliği de kötülüğü de içine atıp kendini de yok etmesinden çok korkuyorum...
Kötü olana kötü diyememek en büyük işkence değıl midir?
Cevapla