Biraz şaşılası bir durum ama bu aralar içim güneş kadar aydınlık. Dışarıdan bakan birisi içme görebilir neredeyse. Yağmurdan sonra açan gökkuşağı gibi. Sürekli karanlıkta kalmaktan sıkılmıştım zaten. Bu aydınlık ve güneş benim için çok daha güzel oldu.
İçimin güneş kadar aydınlık ve parlak olduğu zamanlar herhalde daha aşkı , ihaneti, insanların yalanlarını, çıkarcı ve karşılıkçı olduklarını tatmadan önceydi. Bu da lise 2 zamanına kadar diyebilirim. Fakat şu anda da içim gece kadar karanlık değil, bu yaşadığım duygulara rağmen içimde de bir aydınlık taraf yok değil. Beni üzen insanlardan dolayı, herkesi kendimden soyutlayarak zamanında çok yanlış yaptığım için şu an sosyalim ama temkinliyim diyebilirim. Ağırlıklı olarak ruhum gece olsa da güneş ışınlarının göz kamaştırıcı hali halen devam etmek de.
Şu sıralar ne olduğumu inan bilmiyorum. Bir yanımda karanlıklar prensi lucifer, diğer yanında güneş tanrısı Ra. Ya da gökyüzü tanrısı idi heralde unutmuş olabilirim. Neyse siyah beyaz arasında sallanıyor ama yıkılmıyorum diyelim
Sadece şu sıralar değil, her zaman girilt içim. Hem yıldızlar kadar aydınlık, hem de kömür kadar karanlık. Ama asla gümüş kadar gri değil. Bu kadar bulunduğum devasa ikileme rağmen birbirine girmiyor ruhum. Bazen gelmiş geçmiş en karamsar insana dönüşüyorum. Bazen de yeryüzündeki en aksar* insana. Değişiyor yani sürekli ☾
* İyimser ya da optimist demedim çünkü karamsarın zıttı aksar olmalı. Öylesine türettiğim şeylerden biri işte
Karanlık olduğunu söyleyemem ama bazı şeyler şu sıra çok fazla üst üste geldiği için bir sıkıntı bir bıkkınlık hakim üzerimde. İçimde karanlık yaratmıyorlar belki ama sinirimi bozdukları kesin, sırtım doğrulsa çok iyi olacağım.