Eskiden; kelimelerimle kızdığım kişinin suratına tükürürdüm. Çok alevliydim çoook. Ve çok ateşli. Ağzımdan çıkan kelimeler sanki bir volkan gibi patlardı karşımdakinin suratında. Beni kızdırdıysa eğer ağır konuşacağımı bilirdi kızdıran.
Şimdi çok şiddetli kızmıyorum insanlara. Daha az umursuyorum daha az önemsiyorum. Eğer kızdırdıysa birkaç kerelik ikaz hakları oluyor. Sonrasında defediyorum hayatımdaki konumlarından.
Hiçkimsenin saçmalıklarına tahammül etmek ya da onların bu saçmalıklarına sinirlenerek kendimi üzmek gibi a.. ptallıkları yaptığım zamanlarım geride kaldı. Ben bunlar için gelmedim dünyaya. Beni mutlu eden insanlarla mutlu olmak için geldim. Beni sinirlendiren ve saygısızlık eden kişi kardeşimse bile onu hayatımdan çıkarıyorum çıkardım da.
Tavırla belli etmek gibi uzun bir zamanım da yok direkt söylüyorum hadsizsin seni görmek istemiyorum diye. Bazısı günlerce arıyor, yazıyor. Belki sevgi dileniyor. Ama sizi kızdıran ve küstüren insanları tavsiyemdir affedin ama eskisi gibi onları hayatınıza asla almayın. Eğer mutlu ve huzurlu bir hayat isterseniz.
Önceden anlamasını bekliyordum fakat baktım sadece kendi kendimi üzüyorum çünkü kimsenin bir halt anladığı falan yok. İnsanlar şuursuz gibi yaptıklarının ya da söylediklerinin farkında olmuyor, bu geçen süreç boyunca da ben kendi kendimi üzmeye başlıyorum falan derken şu anda bir problem olduğunda konuşmayı tercih ediyorum. Ufak tefek şeyleri takmamaya çalışsamda bazen yine takıyorum fakat demek ki böyle bir şey, ben mi çok fazla beklenti içine giriyorum diye sorguluyorum ama hayır, önemsediğin kişiye karşı dikkatli olursun diye düşünüyorum, ben yapabiliyorsam herkes yapabilir. Eğer bunun dozu fazlaysa zaten ortada başlı başına bir sıkıntı vardır. Suratıma da, tavırlarıma da anında yansır. Söylemesem dahi kör değilse karşımda ki, gayet anlar...
Evet karşımızdaki insanın bize ne kadar değer verdiğiyle alakalı sanırım, bazısı şıp diye anlar diğerlerinin umrunda değildir, anlamamazlıktan gelirler falan filan. Al kuzum ☕️ ☕️ 😅♥️
Beni yakından tanıyanlar bilir. Sessizce, sessizliğimle konuşurum ben küsüp kırıldığımda. Ne izim bulunur nede tozum, kaplumbağa misali girerim kabuğuma ara ki bulasın. Geçmiş zaman da yakın bir akraba ile kırgınlığım oldu çok gücendim yaptığı hareket de söylediği lafları da hiç birini haketmemiştim. Öyle bir sustum ki onu sessizliğimle dövdüm. Bu durum aylarca sürdü böyle ve evime gelmek istedi kabul etmedim, buna rağmen bayram arefesinde en yakın arkadaşımla gelmiş yalvar yakar benden özür dileyip haksız olduğunu kabul etti. Yara gitti ama yeri kaldı işte..
Birine kızdığımda veya kırıldığımda tavırlarımla göstermeye çalışırım. Direkt sen beni kırdın desem ne anlamı var ki? İnsanlar zaten birini kırsa bile kırdığının farkında olmuyor o yüzden eğer sevdiğim değer verdiğim biriyse tavırlarımdan anlamasını beklerim anlamıyorsa bana yeteri kadar değer vermiyor demektir yol veririm sohbetimi keserim. Eğer yeni konuşmaya başladığım biri ise böyle bir şey beklemem çünkü yapısını bilmem, daha tanışmadan bilmeyerek kırmış olabilir konuşmanın başlarında ufak tefek şeyler olabilir önemli olan ilerleyen zamanlarda büyük üzüntüler olmaması.
Tavırlarımla belli ederim ama kısa sürer. Eğer büyük bir şeyse zaten kırılmaktan ziyade sinirlenir ve patlarım. Kavga çıkartırım sonra da hayatımdan çıkartırım. Çünkü ben insanlara dikkat ederim bu konuda. Kimseyi kırmamak için çabalarım ama eğer üstüme geliniyorsa paramparça eder yollarım.
Birisi beni kırdıysa bunu ya bilerek yapmıştır ya da bilmeden. Bilerek yaptıysa zaten farkındadır. Bilmeden yaptıysa da farkına varamaz. Çünkü kıracağını bilse zaten yapmaz. O yüzden farketmesini beklemek çok saçma geliyor bana. Bunun yerine direk söylerim. Tavır almam ve konuyu kapatırım. Ancak sonra aynı şeyi tekrar yaparsa, bu sefer artık iletişimimi keserim.
Ben önceden özellikle arkadaş ortamında kızdığım ve kırıldığım şeyleri dile getiremez kendilerinin anlamasını bekler ve neticesinde hatalarından dolayı özür dileyeceklerinin düşüncesiyle hep susardım. Sonraları farkettim ki kırılıp veya kızdığım şeylere karşı her susuşum onları kendilerini o konularda haklı olduğu düşüncesine itiyormuş. Onlar herhangi bir kırgınlık ya da kızgınlıklarını hemen dile getirir gerektiğinde de kalp kırarlardı. Sonra sonra düşündüm ki olması gereken her tepkiyi vaktinde vermek gerekiyormuş. İş işten geçtikten sonra her susmak aslında karşı taraf için kırmaktan çekinmeme düşüncesine itiyormuş. Gerek yokmuş. Dile getirmek daha elzem.
Tavrımı tabikide koyucam belli ederim yani elimden olmadanda sevdiğim çocuğa her dk sna özel bir şey dicem dedim ve hepsindede ya kankasi geldi boğuştu falan en son aklına ben geldim işte eylül nerde demiş knkama ondan sonrada dedim ve üzgünüm tenefusum yok dedi bende görüşürüz diye sertçe dedim bunuda ondan sonra yüzüne bakmamaya falan calistm şu an beni takip ediyor korkuyom vlla evin oraya kdr bile ama belki knkalarimdan utandığı için konuşmaya cesaret edememiş ve benim tek olmamda söylemek istiyordur ama imkansız her tenefüs başka biriyleyim sevdiğim cocugudami degistirsem sıkıldım ha vlla jsjsjsjsjs seviliyorsun buarada çok boş yaptim her detayi anlattim kusura bakma😘🥰❤❤
Kendisine karşı takındığım tavırlarla anlamasını sağlarım. Onların kendiliğinden anlamasını beklersem eğer saatlerce, günlerce hâttâ aylarca bile beklerim demektir. Benim o kadar bekleyecek sabrım, anlayışım yok.
Mutlaka belli ederim çünkü kimse kolay kolay kırdığının farkına varmıyor. Bunu beklerken zaten kızgınlığım zaman aşımına uğrayacak, sonrasında da hiçbir şey olmamış gibi devam etmek istemiyorum. O yüzden sıcağı sıcağına içimdekileri söylerim.
kızdıysam.. anlamasını beklemem sana kızdım derim ya da bunu belli ederim anlamadıysa da artık son çare söylerim insanlar bazı şeyleri kendiliğinden anlayamaz bence..
Kişilik & Karakter konusunda 22,5b cevap paylaştı.
Karşıdaki kişi anlamayacak kadar büyükbaş bir hayvan ise boş istersen bağır yani bildiğin resmen bütün sesin çıkana kadar bağır ben sana kırgınım sana kızgınım diye duymak istemeyen insan duygu ne yaparsan yap o yüzden ben de artık bıraktım kılsam bile kendi kendime kırılıyorum üzülsem bile kendi kendime üzülüyorum kendi kendime yapabiliyorum artık her şey sağ olsun büyüttü beni baya kendi kendime yetmeyi öğrendim sayesinde
Bu insanın benim için kim olduğuna göre değişir. Kırıldığım ve kızdığım konuya bakarım gerçekten böyle davranmam gerekiyor mu diye Sonra bu insana derim bak böyle böyle diye sonra söylediği şeylere bakarım sebep mi bahane mi diye normalde böyle davranmaz neden böyle yaptığını anlamaya çalışırım eğer sebepleri kırılmamdan ve kızgın olmamdan daha önemliyse kesin hüküm verdim diye kendime kızarım ve o insandan da özür dilerim. He baktım bahane keyfi soğurum ve söylerim.
Karşı tarafın anlamasını beklersek daha çok bekleriz. Ama çocuk gibi trip te almak pek doğru değil sadece biraz soğuk davranarak ya da normalde hitap kalıpları kullanıyorsanız örn:gülüm, canım falan kırıldığınız zaman ismiyle hitap edin. Eminim eğer yontulmamış odun değilse sizin ona kırıldığınızı anlayacaktır ve durumu tatlıya bağlamaya çalışacaktır. Kırıldığınız zaman asla susmayın çünkü sustukça yüz bulup aynı şeyleri devamlı yapacaktır tepenize binmesine izin vermeyin
Anlaması için tavir ya da beklemek gibi hic kıvırmaya gerek duymam direk patır kütür yüzüne usturuplu bir şekilde tatlı sert konuşurum ruh hastası olmaya gerek yok
İmla hatasından, sesinin en ufak tınısından karşımdakini anlarım. Burada küsme kırılma tavırlarım eh, gerçek hayatta tüyüm oynamaz kırıldıysam. Epey zaman sonra bahsi geçerse anlatırım.
Yetişkin insanlarız. Beni üzen kişinin kalp gözü açık değilse ne olduğunu anlamaz. Bilerek yaptıysa o da ayrı konu zaten. Açık açık neden dolayı ne hissettiğimi söylerim. Bilmeden yaptıysa özür dilemesini beklerim. Bilerek yaptıysa da ona göre tavır koyarım ortaya.
Arkadaşımsa direkt söylerim. Sevgilim ise beni ne kadar anlayabildigini anlayabilmek için önce onun farketmesini beklerim. Farkedemezse değersiz hissederim ve büyük ihtimalle giderim
Ben kızdıysam baya sinirli oluyorum önceden laf falan çarpıyordum ama kızgınlığım geçerse pek umursamıyorum yani bu tavrıma bağlı ben söylemem ki ben boşuna birine kızmam elbet bir şey olmuştur
12 saaatsal zaman kavramını ve bu zaman kavramını 12 aya dağıtıp yıla tekevül ettiği için. Şaman inanışına göre kişi 12 dakikalık tavır almazsa 12 yıl boyunca şanssızlık yaşıyor. Zaten biliyorsun Türk kültür geleniğinin bir çoğu şaman inanışından gelir. Gidenin ardından su dökmek gibi.
Sadece kırıldığım kızdığım kişi değil o ortamda kim varsa hepsinin anlayacağı şekilde gösteririm yani coktan anlarlar artı bişey yapmama gerek yok huyum kurusun 🤷😅
İnsanlar genelde sadece kendi yaşantilarina benzer şeyleri anlayabilir. O yüzden genelde kimseden birsey anlamasını beklemem. Ya belli eder farkettiririm ya da boşveririm