
Peki sizce bu durum neden kaynaklanıyor? Bir şeyin değerini kaybetmeden anlayamaz mıyız?

Anlayamayız..! Nedeni; Varlık olumlu, yokluk olumsuzdur. İnsan, olanla değil daha çok olmayan ile dertlenir. Sevdikleei vaedır svet onlarla dertlenir, lakin, yine istediği gibi olmuyorlar diye dertlenir. İnsan göz yaşını yokluklar ve yok olma korkuları için döker. Yaptığı bir yanlışta kederi, huzurunu kaybetmekle yanş yine yoklukla zuhur eder. Maddi yokluklara sabır kolaydır ama mücerret yokluklar insanı yakar, odunun için için yanması gibi kendisini yakar. Maddi yokluklar aklı olanı, bir süre sonra manevi varlıkların huzuruna taşır, farkına vardırır, idrakını arttırır. Bu insanın Adem olduğu günden kodlarında var. Azazil desteklenendi, varlığı ve varlığına cerilenleri ona yetmedi, kibre düştü. Önce samimiyetini kaybetti yanıldı, hakkıını kaybetti, iblis yani yanılan oldu. Taşıdığı onca ilme ramen, içine düştüğü yokluk onu isyana sürükledi karşı duran oldu, Ademi yanılttı, bizde onu, o günden sonra,"şeytan' diye tanıdık. Adem varlığın içerisinden, yokluğa düşüp, en sevdiği, kendisinden parçasını kaybedince, "sen varsın ya rab" dedi. Kaybettikleeinde buldu en bğyük varını, ona sığındı, şeytan gibi kibre karaya çalmadı kendisini, sensin, "sen affetmezsen, ben helak olurum" dedi ve her şeyini geei kazandı. O gün bu gündür, şeytan ve nefsimiz yok etmek için, Ruhumuz ve insanlığımız varlık için, savaşır dururur. Ne yapsın zavallı insan, kaybetmek ile değer bulur, değer anlar olmuş, gönlününkirini pasını, gözyaşı ile atar olmuş.🙂
Çünkü o şeyi elde etmek için hevesin olur, bir şekilde elde edersin ve bir süre hevesin devam eder. Onunla mutlu olursun. Sonra sıkılmaya başlarsın, kaybedersin. Kaybettiğinde ise ona çok alıştığını fark edersin, artık olmayacak olduğunu fark ettiğinde de değerini anlarsıninsanların ölebileceğini aklımıza getirmediğimiz için, sevdiklerimiz öldükten sonra onların bizim için ifade ettikleri değerlerini anlamamızdır. hele özellikle aranız, yaş farkının getirdiği bir çocukluk-olgunluk çatışması ve belki biraz da sizin bencilliğiniz nedeniyle, çok da iyi değildiyse çok pişmanlık yaratabilir bu kaybediş; ama geri dönüşünün olmadığını kavramak bayağı uzun sürecektir.
Merhaba,
İnsanoğlu maalesef böyledir. Bu hepimiz için geçerli. Elimizde olanın kıymetini kolay kolay anlayamayız. Bunun ne olduğunun çok önemi yok aslında. Yani herkese çok basit gelen sağlık bile böyledir. Bu salgın döneminde daha iyi anlaşıldı.
Geçen gün hasta birisi aldığınız nefesin bile kıymetini bilin diyordu haberlerde. Bana göre her şeyi yeterince açıklayan bir cümle oldu. Bir şükür etmek, kıymet ve değer bilmek gerekiyor.
Turgut Uyar’ın tek bir dizeyle anlattığı; “hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık”
Başa gelmeden idrak etmesi pek kolay olmayan bir durum bu.
İnsan hayatındayken bazılarının değerini anlayamıyor lakin ipler kopunca bir bakıyorsun, o ip seni aslında bir yere götürüyormuş. Yolunu kaybetmemen için onu takip etmen yeterliymiş ama sen ne yapıyorsun? Çeke çeke o ipi aşındırıyorsun. Bir süre sonra da tamamen koparıyorsun. Bağlamaya çalışıyor karşı taraf, düğümü atmasına bir türlü izin vermiyorsun sonra da o ip bir daha asla bir yere çıkarmıyor seni, kayboluyorsun işte bir şekilde. Kaybolduktan sonra o yolu tekrar bulmak için debelenip duruyorsun fakat bulman mümkün değil, hiç takip etmemişsin o ipin götürdüğü yerleri...
Cevap
40Cevap
Elde ettikleri şeyi hiç kaybetmeyecekmiş gibi yaşıyorlar..
Kısa ve net bir cevabı var; insanlar, nankördür.
Ülfet yüzünden..
Yani insan sahip olduğu şeye alışıyor..
Hiç gitmeyecek hiç kaybolmayacak gibi..
İnsanın fıtratında olan bir şey..
Çünkü insan fıtratı "Ebed, ebed" diye haykırır ve ebediyete göre programlıdır..
Ölüm, kayıp gibi şeyler kodlanmış şeyler değil fıtratta..
İnsan aklını eğiterek bunu kodlayabilir..
Ve bunu başaran insan, insan-ı kâmil seviyesine erişir..
"Ya Baki entel Baki
Ya Baki entel Baki" zikrini veliler boşuna dillerine pelesenk etmemiştir..
(Ey Baki (Sonsuz olan) sensin Baki olanSenden başka kaybolmayacak yoktur) #Vesselam
İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.” Peygamber efendimizin de buyurduğu gibi insanoğlunda bir gaflet damarı var... Bu değişmeden de gelmiş... Tembellik damarı. Bugünün işini yarına bırakma... Nankörlük damarı. Yapılan iyilikleri inkâr etme... Yalan Dünya'ya aldanma. Bitmeyecek gibi sanma... Empati yapmayı bilmeme ya da yeterince bilmeme. Acıları, kayboluşları ve sonrası travmatik neticeyi anlayamama... İnsandaki bu negatif etkideki damar, elimizdeki değerleri zamanında algılamamızı engellemekte...
Çünkü yokluğunda anlıyorlar sebebiyse eskiyi düşünerek yerinde olmadığınızı görmesidir istendiği şeyleri aslında istediğini ama olduğu için geri çevirdiğini farkeder olmadığında o şeyleri sevdiğini özlediğini anlar hiçbirşey ya da hiç kimse bir diğerinin yerini doldurmaz istemediğimiz bazı şeyleri gidince istediğimizi anlariz bulupa bunadığımız için kaybettikten sonra anlariz
İnsan sanır ki ben daha iyilerine layığım, dahi iyisini bulurum, sana mı kaldım der. Nefis bu söyletir işte. İşin içine ego, kibir de girer ise kişi ne yaptığını nasıl davrandığını ve yaptıklarını anlamdıramaz, farkına varamaz. Sadece " ben " der. " Ben daha iyiyim " der.
"ben" demek şirk ifadesi değilmidir. Evet aynen de öyledir. İnsan bu hırsa yenik düşerse kaybedeceği çok şey vardır. İlla ki o hatayı yapacaktır. Yapma, etme deseler dahi artık OK yaydan çıkmıştır. Ama olan olmuştur. Artık yaptığı ne hata ise bedelini ödeyecektir.
KEŞKE diyecektir. Ama nafile olan olmuştur bir kere. Kaybedenler safına bir kişi daha dahil oluvermiştir.
Merabalar
Genelde elimizdekinin değerini kaybedince anlıyoruz
Eş, sevgili, eşya veya balka bişey
Deyim’imizi hatırlarsak ‘gelen gideni aratır’ diye sözümüz
Ve diğer yandan elimizdekini kaybedince yerini dolduramadığımdan değerini anlıyoruz
Son olarak elimizdeki başkasının yanında değerli görünce aslında değerli olduğunu anlayabiliyoruz
Hayırlı geceler
Şöyle örnek vereyim zaman. Zaman çok değerlidir akıp geçer ve iki seçeneğin vardır ya dolu dolu geçer ya da bomboş mesela birine değer verip onla böykr nasıl olsa zaman akıyor bitmeyecek gibi bomboş davranırsan bir gün o insan gidip zamanda tükenince kıymetini anlarsın şu an bk gibi açıklaıdm gece gece çok bet cümle kuramıyorum kusura bakmayın
Aslinda oyle degildir... Varligi mutluluk verir insana. Sonra o mutluluga alisir, öyle ya hep siritarak gezecek degiliz ya.. cocuklarin oyuncagi gibi saf sevgi tum hepsi degerlidir ama hepsiyle ayni anda oynayamaz oynamadiklari kenarda durur sen bosvermis sıkılmış sanirsin ama taa ki baska bir cocuk onu alana kadar sonrasinda bir yaygara bir tufan o oyuncagi alip kenara koysan da susmaz illaki ellerine alacak dokunacak varligini hissedecek.
İnsan varliktir, varlik bilinci kendisince kaybedilmedigi surece hicbir sikinti yoktur.. nankorluk, doyumsuzluk vs.. bunlarin bile bir anlami yok insan icin... Bence burdaki asil sorun su gibi duruyor. Ruhunu beslemedigi icin metalasan insan kaybedilen hersey icin deger olgusunu kendisi mi yaratiyor?
Cunku o sey hayatimizdayken hic gitmeyecek gibi gelir bize. Onun boslugu hic olmayacakmis gibi. Cunku o varken ztn dolu yeri ve bosluk hissi yoktur ama birden gittigi zmn bosluga dusersin. O yoktur artik ve ozlersin onunla konusmani, onunla gecirdigin zmni, sevgisini, ilgisini, bir kac aniyi. Bu yuzden gittigi zmn /kaybettigin zmn anlarsin aslinda senin icin ne kadar kiymetli oldugunu yerinin bos kalacagini.
Çünkü karşındaki kişinin iyi niyetini suistimal eden insan değil farklı Obje olarak görürsen zihniyet farklı çalışır şeytana uyarsın sevgi arka planda kalırsa insanlıktan çıkarsın çünkü kendini bir şey sanıyorsun artık hak etmedigin için degerini kaybedince anlayacaksın.
Çünkü o şeyi elde etmek için hevesin olur, bir şekilde elde edersin ve bir süre hevesin devam eder. Onunla mutlu olursun. Sonra sıkılmaya başlarsın, kaybedersin. Kaybettiğinde ise ona çok alıştığını fark edersin, artık olmayacak olduğunu fark ettiğinde de değerini anlarsın
Çünkü o şey veya kisi hayatımızdan çıkınca, hayatımızda kapladığı yeri farkediyoruz. O boşluğu dolduramayınca pişman oluyoruz ama artık gec olmuş oluyor.
Çünki zevkler geçici yaratıldı aşk mesela herkesin rüyalarını süsler sonra etkidi biter yerini sevgi alır sonra iyice sıkılırsın ilgin azalır ve kaybedersin sonrada yokluk içinde tekrar özlersin bu hep böyle gider
Değer ve kıymet bilmezse insan ve onun gitmeyeceğini bildiği için öyle düşünmez. Ancak çekip giderse değerini öyle anlamış oluyor. O yüzden merhametli, vicdanlı, empati kurabilen ve egosuz insanlar olalım ki sonradan pişmanlık yaşamayalım.
elde ettikleri her şeyi ve herkesi çantada keklik bildikleri için artık ona kıymet vermekten vazgeçerler
ama kaybetme ihtimalleri hiç akıllarına gelmez
kaybedince de bir aydınlanma yaşarlar
Çünkü elinde olan bir şeyin kıymetini bilemezsin. Elinde olduğu için gerçekte ne kadar önemli olduğunu fark edemezsin.
~yani kıymetini bilebilmek için onu kaybetmeliyiz 🌷
Merhaba.
Bunu herkes yapıyor elindekinin kıymetini bilmiyor, gidince, kaybedince o çok değerli oluyor. Aslında hiç gitmeyecek zannettiği için sonradan kıymet anlıyor.
Çünkü hep elinin altındadır ve onun rahatlığı vardır
Bu duygu ona rahatlık ve güven verir
Sonra elinin altından gidince boşluğa düşüyormuş gibi hisseder
İnsan ulaşabildiğinin nankörü ulaşamadığının delisidir
Maalesef ki, insanoğlu nankör oluyor. Dediğin gibi elindeki herşeyin değerini kaybettikten sonra anlıyor. Bunun bir nedeni yok...
Aptallığın dan sanırım. Hiç gitmeyecek sandıklarından.. ama yanılıyorlar kim sonsuza kadar yaşar ya da kalır ki?🙄
Nankör ler hep daha iyisini ararlar aç gözlü dürler. En iyisinin elinde oldugunu bilmezler
Nefs insanlarda bulunun hayvanlarda bulunmayan bir özellik bu
Bazen yoruluruz birbirimizden oyuzden özleme ihtiyacı duyarız
Çünkü zamanında gereken önemi vermezsin hayatı olduğunu anlayamazsn
çünkü sana aslında ne kadar iyi geldiğini gittiğinde anlarsın
Bu doğru... Çünkü onu kaybetmenin de verdiği hüzünle birlikte yokluğunu o zaman hissediyoruz.
Önce umut, sonra çokça çabala, sonrası heves geçti..
Elinde olan şeyler zaten sıradan şeylerdir de ondan
Kaybetmeden kıymeeet elbet bilinmezz!
demiş, Emrah 🤷♀️
kardeş bu bizim doğamızda var en son yaşlanınca gençliğide özlemek gibi.
Bu cevabım kesindir ve kanıtı da vardır. İnsanlar doyumsuzdur.
Çünkü kaybetmeden hayatımızdsn
Çıkmadsn eksikliğini kıymetini bilmeden yaşıyoruz ve sonra bi
Bakıyoruz ki hayatımızda eksiklik var birşeylet yolunds değil
Elinde olduğunu kaybetmez diye düşünür o insan ama elindekileri kaybedecektir bir gün
Hep bizim olacakmis gibi düşünürüz hiç kaybetmeyecegiz sanariz bu yüzden değerini bilmeyiz ve sonu hüsranla biter🥲
hayatta ayni dusunceye sahip oldugum kisilern var olduguni gorunce seviniyorum
O maî ki deryâ içredür deryâyı bilmez.
Takma kafanı boş işlere:)
İleri görüşlü insanlar böyle sorunlar yaşamaz
Baska turlusunu bikemezsin ki
Hep öyledir kör ölür badem gözlü olur
Yan yanaykende değerini biliyordum oysaki
Heves kısadir o sebepten
Gelene de gidene de şerefe 🥂
Kaybedene kadar sıradandır bizim için
Beni kaybedince anlayacak.
İnsanların ulaşabildikleri sıradan gelmeye başlar.
çünkü bir şeyler kaybettikten sonra değerlenir
Akıllı olacaksın baştan düşüneceksin
Nankör olduğu için
insanoğlu çok nankördür
Nankörüz de ondan
Nankörlük
İmtihan budur
Kaybedildiginde değeri anlaşılır çünkü
Nankörlük
hiç yolcusu yokmus gibi alır yol.
Doğasında var
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?