
Sıkıntıları bizde kalıyor...
Ya siz ölçü (denge) konusunda ne kadar başarılıyız?

Bunu zaten başaramayan insanlar duygularının esareti altına giriyor o sebeple o mesafeyi korumak ve belli çizgide yaşamak lazım sanki..
Sanırım ben bunu zamanında başaramayanlardanım. Ne sevgide ölçüt ne de kızgın anınızda öfkeme bir denge getirememişim.
Oysa her geleni dost ve her gideni düşman bilmemek gerekir.
Çok defa düşünüp bir kezde süzgeçten geçirmek gerekir kimilerini.
Kendimi bu konuda sınıfta kalmış gibi hissediyorum.
Pirincin içindeki siyah taş gibi..
Hatalarımız var. Bundan sonra da olacak...
İnsanız ve fıtratımız da buna müsait...
Önemli olan bunlardan dersler çıkarıp, kendimize çeki-düzen vermemiz. En azından bu yolda gayret etmemiz...
En önemlisi, her daim ümitvar olmamız...
İnanmak bunu gerektirir...
Sevgi, değer, vefa, samimiyet anlamlarına karşı inceden inceye önem atfettiğimden ötürü bazen halatın ucu kopabiliyor. Sonra ayağımı kanatacak cam tanelerinden mütevellit kan izlerini görünce sarsılıyorum. O sarsılmayı sarsılmadığını sandığım omuzlarıma bir ömür tenbih olarak asıyorum.
Severken körleşir sağırlıktan karşıdakinin saçaklarını görmez yaptıkları ufaktan duyarız aynı zamanda bu kıymet verildiğndede aynıdır ama neticede hazan gelir çatar, etekteki taşlar kaya gibi ağır gelmeye başlar dökülür, dökülmek zorunda kalır işte o zaman ölçüsüz sevginin, kıymetin ters enerjisi aksetmeye yüz tutar ve o geride kalan yakınlık sermayesi borç haline gelir. Kişi mahçup hâlde başını eğer, yoğurdu üfleyerek dahi yiyemez çünkü her yoğurt o divaneliğini anlatır.
Diğer yandan dost kelimesini kullanırken 10000 defa düşünmek gerekir. Çünkü kime dost denir, kime denmez, kimi o eşsiz ayrıcalığın hakkını verir kimi veremez işte burada gözlemi seri bir kafa yapısıyla yapmak güvence olur. Dost denilenlere arkaya bakmadan güvenirliği için dostluğa uygun olmanlar tarafından dost hançeri ile arkadan terbiye edilir. Zira dost kazığı diye bir afet vardır.
Dışarıdaki ilşkileri dikkate alarak yazarsam :Nefret edilenede ya saygı duy ya da karışma derim. Gözünün üstünde kaşın vara kadar yüz göz olmayıp, nefretin ahlakını delerek bir nefret olmamalı. Varsa nefret umursayışıda bırakılmalı, Olur ya sonbaharın içinde gizlediği bir ilkbahar kırıntısı yatabilir de onunla yaz olunur.
Ölçüyü kaybettikçe ölçüyü yitirmemeyi anlıyor ve anladığımıza kavramayı aşılıyoruz. İşte burada
Sünettin çizgisinden ayrılmayanlara gıbta edip, gıbta ettiğimizide anlayıp ölçüyü tutmuş oluyoruz.
Selametle🌿
Hikaye tarzı anlatımınızla, meseleye farklı bir bakış ve yorum getirmişsiniz. Güzel ve doyurucu olmuş... Teşekkür ederim...
Bu Hadis-i şerif bize itidali gösteren en güzel ölçütlerden bir tanesidir. Dostlukta da düşmanlıkta da ölçü bellidir...
Kendi hayatıma baktığımda bu konuda (en çok itidalsiz sevgide) çok büyük yanılgılara düştüm. Gösterdiğim sevgi ve değer arttıkça, göreceğim muamelenin de aynı olacağını düşündüm. Bu da benim yer yer kendime olan saygımı zedeledi. Kalp ve gurur fazlasıyla kırılınca herkese hak ettiği kadar değer vermeyi öğrendim. Bazen ölçüyü ben de kaçırsam da kendi özdeğerimi hep ayakta tutmaya gayret ediyorum ama.
Nefrette ölçülü olduğumu düşünüyorum naçizane. Kin ve nefret gibi duygular asla benlik şeyler olmadı. Rabbim de o bataklığa düşürmesin. Çünkü bunlar özellikle de ruhu paramparça eden şeyler. Kızgınlık gibi anlarımda da karşımdaki kişiyi sebepsiz yere kırmamaya dikkat ediyorum. Dilimin ayarını kontrol etmeye çalışıyorum.
Yani aslında tam değilim hiçbir zaman, hep bir gayret üzereyim. Rabbim de gayretlerimizi daim etsin🌿
GayretI elden asla bırakmayacağız...
Rabbim inşallah daim eder...
En iyi görüş için teşekkür ederim 🌿
Rica ederim
Belki bu söz şöyle anlaşılmalı; Her sırrını, her halini dostunla paylaşma. Sana ait bir mahremin kalsın. Her dostun, her sırrını bilmesin. Herkesle lazım olduğu kadar sırrını, özelini paylaş. Bazısıyla çok, bazısıyla az.
Kızdığına, düşmanlık ettiğine de insaf et. Sınırını aşma. Utanacağın şeyleri yapma. Gün gelir ihtiyacın olur veya gün gelir dost olursun da yüzüne bakarken hep utanırsın...
Cevap
5Cevap
Bu benim en büyük derslerim arasında. Hem kendime hemde çevremde olanlara bunu diyorum. Her şey geçici ve en başta biz geçiciyiz. Tutunun ama olmayınca yıkılmayacak kadar, sevin ama gideceğini bilecek kadar, kızın ama onu yok etmeyecek kadar. Her şey sabit kalmak istese bile ölüm istemsiz yok edecek.
Bu dünyada ölçü denge herseyde önemlidir. Sevgilerde nefrettedir eli acikliktada tutumluluktada. Herşeyi ölçülü yapmakta fayda var. Olcu kaçınca ıllaki sorunlar çıkıyor. Allah savurgan kisileri sevmez. Tutumlulukta ölçüyü kaçırırsan pinti olursun Allah bunuda sevmez. Bu durumu insan iliskilerindede öyledir. Yediğin yemekten uyudugun uykuya herseyde ölçülü olmalıdır. Hepsindede ölçüyü tutturmaya çalışıyorum.
Denge, kainatta ne yaratılmış ise tamamına nüfuz etmiş bir kıymettir aslında. Dengeyi gözeten de, Efendimiz'in (S. A. V.) öğütlediği gibi huzura ulaşabilir.
Söz bize gelince, naçizane gözetmeye gauret ettiğim en mühim detaylardandır denge benim.
Ama işte kuluz, haddinden fazla değer vermekse bizlerin kusuru maalesef. Ama şükür ki, yapılan hatalara veryansın edip, yahut zihnimde sürekli tutacak bir yapım yok elhamdülillah.
Ölçülü olduğumu düşünüyorum tabi kaçırdığım zamanlar oluyor 🙄 en sevmediğim huyum sabredip sabredip hiç beklenmeyen bir zaman da sinirlenmem o bardak taşında her kez nasibini alıyor 🙈
İşte bu söze uygun davranırım hayatımda kişilere karşı bakış açım hiç bir zaman net siyah ya da beyaz değildir muhakak grilerede yer vardır
Kendimi kontrol ettiğim sürece elbette.
Ölçülü olmaya çalışıyorum.
Bunu başarabilsem sanırım mutlak mutluluğa erişirdim efendim.
Çok başarısızzım malesef.
Hiç başarılı değilim
Ediyorum
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?