Kimilerimiz başlarına gelen olayları kısa sürede sindirip geride bırakabiliyorken, kimilerimiz haftalarca hatta aylarca dert edinebiliyor. İnsanı içten içe yiyip bitiren bu durumların etkisinden çıkmak hiçte kolay olmaya biliyor. Geçmişteki yaraları büyük olan insan, zihninde bununla devamlı savaşır durur. Aynı senaryoyu durmadan baştan başa yazar. Bu durum, zihnindeki, ruhundaki enerjiyi o kadar tüketir ki her daim bir öfke ve suçluluk duygusu arasında gider gelir. Bazen “Acaba benim hatam mıydı?” diye kendine bazen de öfkeyle karşı tarafa yüklenir. Etrafa karşı bir sinirli, öfkeli bazen de saldırgan davranışlarda buluna biliyorlar. Bu, insan ruhuna çok ağır gelir.. Düşüncelere gömülüp yoğun öfke ve stres ve şimdiyi etkileyen kaygılar şuur altında yer eder. Şuuraltında gizli derin yaraların etkisinden kurtulmak çok kolay olmaz Zihindeki bu tip bulanıklıkların ve bocalamaların etkisinden kurtulmak kimi zaman zor, kimi zaman da düşündüğünden kolay olur. Peki, yaralarımızı tedavi etmek, geçmişteki yüklerimizi atmak adına atmamız gereken adımlar neler? Bu durumdan kurtulmanın yöntemleri nelerdir?
Örneğin dün sabah yediğiniz yemek sadece zihninizdeki bir görüntüdür. Şimdi yazıdan kafanızı kaldırıp ellerinizi birbirine güçlü bir şekilde vurun. Çıkan ses bittiği anda artık yaptığınız bu hareket geçmişinizde kalmıştır ve sadece zihninizdeki bir görüntüdür.
Bu görüntüyü kafanızda defalarca izlemek hatta başkalarına anlatmak da size kalmıştır, bu görüntüye ilgi göstermeyip zihninizin bunu rafa kaldırmasına izin vermekte sizin elinizdedir.
Gün içinde milyarlarca görüntü, ses ve his yaşarız. Beynimiz bunun büyük kısmını zaten ilk aşamada filtreler. Sadece belli bir kısmını algılarız. Bunların da çoğunu bir iki gün içinde zihniniz rafa kaldırır.
Güçlü duygular yaşadığımız görüntüler zihnimizde daha kalıcı olur ve uzun süre hatırlanabilir
Örneğin bazen iki gün önce yaptığınız bir telefon görüşmesini hemen unuturken yirmi sene önce yaptığınız sizin için çok güçlü duygular üreten bir konuşmayı net bir şekilde hatırlarsınız.
Bu sebeple olumlu ve olumsuz duygular eşliğindeki görüntülerin rafa kaldırılması uzun sürer.
Beynimiz burada bize bir iyilik yapar. Genelde yaşanan olumsuz olayları eğer siz sürekli zihninizde aynı görüntüleri oynatmazsanız daha kolay arşive atarsınız. Ama güzel duygular üreten hatıralar uzun süre hatırlanabilir.
Örneğin size uzun süre önce mezun olduğunuz bir okuldaki hatıralarınızı sorsam aklınıza genelde önce oradaki güzel arkadaşlıklarınız veya yaşadığınız heyecanlı olaylar gelir.
Sonuç olarak eğer yaşadığınız olumsuz duygu üreten deneyimlerin görüntülerine ilgi göstermez, zihninizde sürekli oynat tuşuna basmaz, dertleşiyorum diye bunları başkalarına anlatıp durmaz ve efkarlanma şeklinde sürekli bunları düşünmezseniz o görüntülerin etkisi azalacaktır. Eğer bunların tersini yaparsanız bu görüntüler sizi sanki şu an oluyormuşçasına üzecektir.
Elinize bir iğne batarsa canınız bir kere yanar, ama sürekli iğne batma anının videosunu 1080p görüntü kalitesinde zihninizde oynatıp durursanız her an ve her gün iğne size binlerce kere batmaya devam eder.
Geçmiş izler, geçmiş yaralar, adı üstünde "geçmiş" oluyor çoğu insanda
Çünkü geçmiş yaşanılan olaylardan ötürü şu an ki zamanda çok şey kaybettiği düşünüyor insanlar ve hayıflanmalar başlıyor. Aslında ne güzel ifade etmişsiniz.
İnsanın içini yaralayan şeyler yaşamımız boyunca yaşanılması kaçınılmaz şeylerdir
Ama geçmişe dönüp sürekli orada yaşamaya devam edersek bu bizi ciddi anlamda şu yaşamımızda ki yapacağımız bütün duygu, düşünce ve davranışlarımızı önemli olarak etkiler. Bir gün iyi olunur, on gün huzursuz ve mutsuz haller devam eder. Hal böyle olunca da negatif düşüncelerden kendinizi alıkoyamazsınız.
Negatif düşünceler insanı yavaş yavaş olduğu yaşamdan soyutlar
O yüzden hayatımızda her ne yaşamış olursak olalım bize onları hatırlatacak şeylerden bile uzak durmakta fayda var. Sizi siz olmaktan çıkarıyorsa geçmişiniz buna asla müsaade etmeyin. Ona meydan okuyan siz olun. O size meydan okumasın. İnsanın tecrübeleri yaşadığı şeylerle pekişir. Düşünce tarzınızı geçmişe odaklamayın. Geçmişte unutmak istediğiniz her ne var ise hepsini bir kutuya koyun ve kör bir kuyuya atın. Zihninizde bunu yapabilirsiniz. Hatalarınızla, yanlışlarınızla, doğrularınızla, kendinizi kabul edin. Her yönünüzle kendinizi sevin. Huzurla kalın.
Ne zaman isterseniz destek için @demet.kolkilic Instagram adresinden ulaşabilirsiniz.
Acı çekmeyen, acı hatırası olmayan nerdeyse yok gibidir. Hayatın kendisinde bu maya (acı) mevcuttur. Allahü Teâlâ Kur'an-ı Kerim'in de "Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır" (Bakara 285)... Acılar unutulur mu? Unutulmazsa nasıl baş ederiz? Bazıları unutulmaz. Fakat alışmak, acılarla yaşamayı öğrenmek lazım. Bu gücü herkes kendinde bulabilir. Yeterki o gücünü dağıtmadan doğru kullanabilmek önemli. Yaşadıklarımız, bazen kendi tercihlerimizin neticesi, bazen de kaderin müdahalesi neticesinde yaşanır. Yaşadıklarımız ceza mı? yoksa imtihan mı? Hz. Ali (r. a.): “Eğer bizi Allah'a yaklaştırıyorsa imtihandır. Uzaklaştırıyorsa cezadır.” der... Belki zordur sabırı göstermek, fakat perde arkasında Rab'bimizin parmağını hissederek, teslim olmak... Peygamber efendimiz, Allahü Teâlâ'nın en sevgili kulu o bile kaç kez evlat acısı yaşamış, sıkıntılar, acılar yaşamış... Netice itibariyle acı-tatlı anlar bizler için, sabrederek imtihan olduğu bilinciyle, şükürle mukabele etmek...
Yaşadığın olayın dozuna göre değişir bu. Şimdi aldatılmak ile yalnızlığın vermiş olduğu duyguyu bir tutamazsın. Ya da bir arkadaşını kaybetmek ile ailenden birini kaybetmenin verdiği acı farklıdır.
Her insan tükenmişlik sendromu yaşıyor. Önemli olan düştüğü yerden kalkabiliyor mu asıl mesele o. Bu süreçte yalnızsa eğer kendine büyük görevler düştüğünü düşünür. Yanında bir anlayanı olması gerek. Her şeyden öte empatiyle yaklaşan biri. İnsan her şeyi başarır da kendi içindeki umutsuzluğa yakakanırsa işte bu çok tehlikeli hal alır. Bu yüzden her attığı adımda mayına karşılaşma riski var. Bomba patlarsa kendinden geriye bir şey kalmaz. Hayat seçimlerden ibaret. Ve bu seçimlerin kahramanı ya da kaybedeni bizleriz.
Geçmişle barışmazsan eğer, onu kabullenmezsen asla önüne bakamazsın. Geçmişin yükünden kurtulup yarına bakabilmek için geçmişle savaşmayı bırakmak gerek bana kalırsa
Bu durumda insanın en büyük yardımcısı bir dosttur. İnsan bazen susarak kendini koruma moduna alır ama susarak dertlerini boğabileceğini düşünmek malesef mantıklı bir çözüm yolu değildir. Sen susarsın ama içinde konuşur durur, pişmanlıkların, travmaların, hataların. Her gün düşünürsün, kabul etmezsin ama hergün hissedersin. Bir dosttan öte insanın ilerleyen bir hayatı olmalı. Okuduğu kitaplar, gittiği seminerler, öğrendiği bilgiler, edindiği hobiler. Acı üretkenliğe ve verimliliğe dökülebilir. Sanata dönüşebilir. Yazıya dönüşebilir. Sadece göz yaşı ve yüreğimizde bir sızı olarak kalması bizim ahmaklığımızdır aslında. En iyisi tabi muhattabıyla yüzleşmektir ama muhattabı bilseydi, bize çektirdiğini, kendi gelip özür dilemez miydi? Buda haklı bir yaklaşım. Velhasıl, herkes kendinden sorumlu. Herkes kendi ruhsal sağlığından sorumlu. İnadına sahip çıkalım.
Bu durumdan kurtulmanın yöntemleri nelerdir demişssin konu ne bilmiyorum ama herhangi bir olaydan onu unutmaya çalışarak kurtulamazsın insan yaşadığı hiç bir şeyi unutmaz hayatta sadece alışır bazı şeylere ve en önemlisi atlatır. Konu ne olursa olsun o kötü olayın o zamana ait olduğunu unutmamak gerekir bunu bu zamana getirmene asla gerek yok o yasandi ve bitti orda kaldı. Tabi sorunun ne açıkçası bilmiyorum bu yüzden bir şeyler dmek zor olabiliyor ''Geçmişteki yaraları büyük olan insan, zihninde bununla devamlı savaşır durur. Aynı senaryoyu durmadan baştan başa yazar.'' demişssin sana zarar veren inciten herhangi bir olayı sürekli düşünmek sana sadece zarar verir eğer kendi çözebileceğin bir şeyse bunu otur ve nasıl çözerim diye düşün eğer senin halledemeyeceğin bir şeyse gerekli kurumlarda vs yardım alabilirsin umarum hayatında her ne olduysa düzelir. Belki bi psikologlada görüşebilirsin sana iyi gelebilir
Her tatsız olayı bir yara gibi düşün. Üstelik iz bırakıcak bir yara. O yaranın nasıl iyileşiceğini bilmiyorum ki bence önemli olan o yaranın nasıl iyileşeceği değil. Önemli olan o yara iyileştikten sonra bıraktığı izi görmemektir. Çünkü o yaradan geriye kalan izi sen gördükçe, sen o iz bırakan yaranın canını nasıl yaktığını hatırlayacaksın. Benim tek tavsiyem o tatsız olayları hatırlama, hatırlamaya çalış. Hatırlarsanda ne yap et kafanı dağıtmaya çalış.
-Athena - Kafama Göre, dinle -Yüksek Sadakat - Haydi Gel İçelim, dinle. -Çok Güzel Hareketler Bunlar 2 - Canımız Sıkılır 5, izle -Çok Güzel Hareketler Bunlar 2 - Kadınlar Susarak Gider, izle *Dadın duzun yerine gelir...
Unutulmaz. Sadece yaşanılan yeni olaylar tatsızlıkların önüne geçer ve beynimiz “tamam artık düşünecek başka şeyler” var diyerek arka plana atar onları.
Kimsenin kimseyi kandırmaması lazım, eğer yapılan şeyler büyükse, asla unutulmaz. Unutulmuş rolü de iğreti, yapaydır ve ilişkiye zarar verir bence. Telafisi olamayacak hususlardaki yanlışlardan yollar ayrılmalı, telafi olabiliyorsa da ona göre yaklaşımlarda bulunulmalıdır, elbette hatasız kul olmaz ama oradaki "hata"daki kasıt kabul edilebilir düzeyde olanlardır.
Ben kolay unutamıyorum. Hatta hatırladıkça üzülürüm bazı konularda kendimi suçlarım özellikle anne olduktan sonra daha çok yoğunlaştı bende bu duygular. Hiç bir zaman bitmeyecek gibi duruyor bende suçluluk duygusu unutamadığımız her kötü anıda kendimize zarar bunuda biliyorum.
pozitıf dusunerek umudu koreltmeden ve kendımızle barısık olarak... yeryuzunde hata yapmayan insan yoktur.. dogrular hep denenerek yamularak bulunur ama bulunur:) burada kısıye dusen sey suclamamak ve analız yapabılmek.. tıpkı gazeteceılık kuarlı gıbı! 5 n bir k.. cok sevdıgıim bır deyıs vardır edepli kişi tokadın nereden geldıgıne bakmaz neden geldıgıne bakar..
Ben geçmişteki tatsız olayları unutma taraftarı biri değilim aksine geçmişteki hertürlü kötü şeyi hatırlayarak o şeyler den ders çıkarıp durumu kabullenerek ileriki yaşamıma daha dikkatli ve emin adımlarla yürümeme daha yardımcı oluyor unutmak gereksizdir bana göre unutulmamalı
Unutulmaz. Benim de başımdan geçen tatsız olaylar yaşandı geçmişte ancak unutmam mümkün olmadı. Her zaman aklıma düşmemesi rahatlatıcı oluyor. Yoksa her an, her saniye geçmişi düşünürsek an'a ve geleceğe odaklanamayız.
Unutulmaz, sadece ona alışma sürecince kendinle savaşırsın. Bana ne kadar inanırsınız bilmiyorum daha 18’im ama tadsız olay yaşadım ve o tadsız olay her zaman bir öğretici ders alma sebebi oldu bana. Onu hatırladıkça üzülüp öğreneceksin ki bir daha aynı şeyler olmasın. şu an bende alışmaya çalışıyorum.
Unutulmaz onlar. Kulağını tıka ve kaç oradan. Unutma ki en kolay yol kaçmaktır ben yüzleşmedikçe daha fazla iyi oluyorum. Karşıma geldiği gibi aynı şeyler oluyo ama bu yüzden olabildiğince uzak dur seni üzen şeylerden , en etkili olanı bu.
Hayatimizda yaşadigimiz tatsiz olaylar bize tecrube kazandirir. O tatsizliklarin yerini yeni tatsizliklar aldikca tecrube kazaniriz. Yeterli tecrubeye ulastigimiz zaman ise tatsiz olaylar artik yerini tatli olaylara birakir.
Hayatin merkezine "sen" i koyunca diger insanlari kollarin olarak dusununce etkisi azalir. Bence olaylar unutulmamali. Onlar bize acisiyla tatlisiyla birer tecrube. Onlardan guc alip bir daha ayni hatayi yapmayabiliriz ya da ustune koyarak bir ust seviyeye cikariz. Acilarinizi tatlilarinizda sevin. Onlara sahip cikin
Hiçbir şeyi unutmak istemiyorum. Yaşadığım kötü olaylarla şekilleniyorum ve karakterim kalıplaşıyor. Umursamıyorum ama sorunları. Bir şekilde geride bırakıyorum.
Selamlar,
Geçmiş dediğiniz şey zihninizdeki görüntülerdir
Örneğin dün sabah yediğiniz yemek sadece zihninizdeki bir görüntüdür. Şimdi yazıdan kafanızı kaldırıp ellerinizi birbirine güçlü bir şekilde vurun. Çıkan ses bittiği anda artık yaptığınız bu hareket geçmişinizde kalmıştır ve sadece zihninizdeki bir görüntüdür.
Bu görüntüyü kafanızda defalarca izlemek hatta başkalarına anlatmak da size kalmıştır, bu görüntüye ilgi göstermeyip zihninizin bunu rafa kaldırmasına izin vermekte sizin elinizdedir.
Gün içinde milyarlarca görüntü, ses ve his yaşarız. Beynimiz bunun büyük kısmını zaten ilk aşamada filtreler. Sadece belli bir kısmını algılarız. Bunların da çoğunu bir iki gün içinde zihniniz rafa kaldırır.
Güçlü duygular yaşadığımız görüntüler zihnimizde daha kalıcı olur ve uzun süre hatırlanabilir
Örneğin bazen iki gün önce yaptığınız bir telefon görüşmesini hemen unuturken yirmi sene önce yaptığınız sizin için çok güçlü duygular üreten bir konuşmayı net bir şekilde hatırlarsınız.
Bu sebeple olumlu ve olumsuz duygular eşliğindeki görüntülerin rafa kaldırılması uzun sürer.
Beynimiz burada bize bir iyilik yapar. Genelde yaşanan olumsuz olayları eğer siz sürekli zihninizde aynı görüntüleri oynatmazsanız daha kolay arşive atarsınız. Ama güzel duygular üreten hatıralar uzun süre hatırlanabilir.
Örneğin size uzun süre önce mezun olduğunuz bir okuldaki hatıralarınızı sorsam aklınıza genelde önce oradaki güzel arkadaşlıklarınız veya yaşadığınız heyecanlı olaylar gelir.
Sonuç olarak eğer yaşadığınız olumsuz duygu üreten deneyimlerin görüntülerine ilgi göstermez, zihninizde sürekli oynat tuşuna basmaz, dertleşiyorum diye bunları başkalarına anlatıp durmaz ve efkarlanma şeklinde sürekli bunları düşünmezseniz o görüntülerin etkisi azalacaktır. Eğer bunların tersini yaparsanız bu görüntüler sizi sanki şu an oluyormuşçasına üzecektir.
Elinize bir iğne batarsa canınız bir kere yanar, ama sürekli iğne batma anının videosunu 1080p görüntü kalitesinde zihninizde oynatıp durursanız her an ve her gün iğne size binlerce kere batmaya devam eder.
Sevgilerimle.
Harikasınız