Sinirlerim bozuk olduğunda, gerildiğimde düşünerek mi desem yoksa söyleyeceklerimi seçerek mi konuşurum desem, ben bunu yaparım. Karşımdaki insanı kırmamak adına susarım, ertelerim ve genelde yutarım. Bu o kategoriye mi giriyor bilmiyorum ama genelde böyleyimdir.
Genelde dikkat ederim. Bazen az bazen çok ama mutlaka düşünürüm. Eskiden daha fazla düşünür, hatta tamamen kendi içimde konuşur, dışarıya yansıtmayı bile bilmezdim. Geçmişteki sosyal ilişkilerime baktığımda, aslında içimden geçen onca güzel şeyi kimseye ifade etmediğimi ve bu yüzden insanların beni çoğu zaman anlamamış olduklarını düşünüyorum. Bu yüzden artık daha fazla ifade etmekten yanayım kendimi. Kendimize konuşmadan önce yukarıdaki gibi soruları sormak faydalı olabilir birçok durumda ama bu sorular üzerinde fazla düşünürsek, tüm konuşmaların gereksiz olduğu inancına kapılıp sessizliği fazla abartabiliriz bence. Her şeyde dengeyi yakalamadan yanayım.
Söz ağızdan çıktıktan sonra maalesef ki onun esiriyiz. Her sözümüzü soylemeden birkaç kez dusunmeliyiz ki sonra başımız agrimasin. Elbette konuşurken düşünür uygun kelimeleri seçerim. Bana yakışan da mantıklı ve yerinde konuşmaktır.