Acı çekerken hatırlarız insan olduğumuzu. Yaralarımız da bize yaşıyor olduğumuzu hissettiriyor. Baktıkça binlerce ders çıkardığımız ince detaylar aslında. Siz yara izlerinizi sever misiniz?
Görünür ya da görünmeyen yara izlerinizi sever misiniz?
İnsanoğlu acı çektiği zaman bunu hatırlar. Belki anlamsız geldiği doğrudur. Çünkü kendisi acı çektirdiği zaman bunu hatırlamaz bile. Bu ister madden isterse manen olsun. Sadece belki acıyı yediğimiz şeylerde bu durumu saf dışı bırakabiliriz. Maddi acıların merhemi genellikle bulunur. Belli tedavilerden sonra iyileşme olanağı vardır. Fakat manevi acıların ilacı bulunmaz. Buna ilaç genel olarak zaman derler. Zaman ne kadar çare olmaya çalışsa da aynı durum ve eylemler kabuk bağlayan yarayı kanatır. Ben yara izlerini sevmem. Maddi yaralar iz bıraksın sorun olmaz, zerre canım yanmiyor bundan. Ancak manevi yaralar canımı yakar, asla istemem. Benim için değerli olan şey yara bırakmayan değerlerdir ki onlarda benledir. Disiplinin en ağır şekil ve kolektif bir çimini öğrettiler. Maddi yarada acı duyma, manevi yara senlik değil çünkü yanında yoktur. Yani seni yaralamaz yanında olan kavramıdır. Ondan ötürü, görünür yaralar benimle; görünmeyen yaralar cehennemliktir. O cehennemde benim için özeldir. Ne görüntü verir ne de ses çıkarır. Ser verir sır vermez.
Severim elbette. Her ne kadar yaralarımın açıldığı dönemlerde aşırı kötü hissedip dibe de çöksem ben bunları çok kolay iyileştirip yeni yaraların oluşmasını epeyce aza indirmişimdir. En basitinden bu yaralara baktığımda tecrübelerimi ve yaşanmışlıklarımı görürüm. Onun dışında o kötü durumdan, en dipten sıyrılıp bu noktaya geldiğimi görünce de yaralarıma aslında keşke açılmasaydı diye değil de iyi ki açılmışlar diye bakarım. Bazen iyiyi bulmak için en kötüyle karşılaşmak gerekir; bu bağlamda da geçmişte yaşadığım hiçbir acıdan ruhumda, kalbimde açılan hiçbir yaradan şikayet etmem. Yara izleri yol göstericidir. Geçmişte yaşadığınız benzer bir durumlar şimdi karşılaştığınızda ve geçmişte yaptığınız şeyi yaptığınızda aldığınız yara aklınıza gelir ve bir daha yapmaz, aynı hataya düşmezsiniz. Buradaki en önemli şey yara izlerini tamamen yok etmek değilde kendimizi yara izlerimizle kabul etmemiz gerektiğidir. Yara almaktan ve geçmişte oluşan izlerin bize şimdi çağrıştırması gereken şey acı değil de deneyim olduğudur..
Var tabiki, kimin yoktur ki? Yaşamayanların yoktur sadece. O yara izleri insana yaşadığını hatırlatır. İnsan yanılabilen bir varlık ve içsel yaralarımızın acısı elbet geçiyor. Hatta gelecek için bize yol gösteriyor. Kazanan her daim mantığımız olacaktır.
Görünür görünmez yara izleri sevilir mi, bazıları sevilir. Hatırası iyi ise ve sende yine iyi birşeyin başlangıcı ise sevilir. Tam tersi kötü hatırası varsa yine sende karanlık günlerin başlangıcı ise sevilmez...
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Ruhumdaki yara izlerini seviyorum onu oraya yapanı unutturmuyor ve her zamanda yaşatıyor.