Zaman su gibi akıp gidiyor. Hayat acısıyla, tatlısıyla devam ediyor. Küçük bir çocukken bir bakmışsın kendinden emin bir birey oluvermişiz. Peki yaşınız ilerledikçe nelerin farkına vardınız?
Etrafında ki insanları seçerek hayatına dahil etmeliymiş insan. İnce ince elekten geçirmeli, herkesi yakın bilmemeliymiş. İyi niyet yeterli değilmiş, hep fazlasını istermiş insanoğlu. Sevdikleride toprakla bir olabiliyormuş insanın. 40 yıllık bir dostluğun özlemiyle sarılırmış ve sevdiğini alır götürürmüş toprak. Her nefes son olmaya adaymış ve kararı insan vermezmiş. Geleceğin belirsizliğini kabul etmezse ne çok nefessiz kalırmış insan. Geceleri ayrı boğulur ayrı görürmüş hayatı. Aslında insan hayli acizmiş de hayvandan bilirmiş üstünlüğünü. Her acı her insana aynı sirayet etmezmiş. Bildiğin adam seçermiş ruhunu daraltan bu masum şeytan. Herkes insan olmaktan bahsedermiş oysa başta kendileri insan değilmiş...
Lisede üniversiteye gidince her şey düzelecek dedim, üniversitede üniversite bitsin işimi bulayım her şey yerli yerine oturur dedim. İşe girdim her şeyi güzelleştirmeye çalışırken ben:
Günlerin çok çabuk geçtiğini, zamanın değerini. Kaybolan yılların asla geriye gelmediğini. Tatlı, acı yaşanılan her şeyin değerli olduğunu. Ne olursa olsun yaşamın değerli olduğunu!..
Vaktin en değerli varlığınız olduğu gerçeği. Bu vakti nasıl bir insan olarak geçirmek istediğinizi fark edip buna uygun yaşamaktır. Tabii ki burada önemli olan evrensel insani değerlere sahip olmak.
Fazla fedakarlık insanı yıpratıyor.. çünkü karşılığında gördüğünüz şey vefasızlık ve nankörlük.. ve insanların 90 larda ki samimiyeti yok malasef herşey menfaate dayalı bir halde.. buna rağmen insanın kendine ait küçük bir dünyası olmalı ki huzur bulsun.. az insan çok huzur.
Ailenin önemli bir şey olduğunu. Sadece maddi desteğin yeterli olmadığını, Psikolojik şiddetin boyutunun olmayıp bunu kimsenin haketmediğini ve en önemlisi küçük- çocuk- beceriksiz vb. gözüyle bakmadan kişiyi bir birey olarak görüp saygı gösterilmesinin öneminin en azından benim ailemde olmadığını ama olması gerektiğinin farkına vardım. Ha bir de dünyaya getirilen bir çocuğa bakmanın anne baba sorumluluk ve görevi olduğunu ileride bunun üzerinden konuşulup insanın yüzüne vurulmaması gerektiğini anladım. Aile önemli bir şeymiş!
Değer yargılarını tekrar gözden geçiriyorsun. Acziyetini anlıyorsun. Gerçek dostun Allahü teala, olduğunu anlıyorsun (gerçek manada). İnsan dünyaya tek geldi, tek gidiyor. Devamlı bir sevkiyat var ve bunu daha çok hissediyorsun. Hiç kimsenin elinin ulaşamadığı aciz kaldığı noktada, bütün sebeplerin sustuğu yerde, fani bir varlığın değil, baki olan Allahü Teala'nın ipine tutunmaktan başka çare olmadığını anlıyorsun...
En çok da üç kuruşluk adamlara musallat ettik ömrümüzü, Sıla' nın da dediği gibi. Ben gerçekten değmeyen insanlara çok zaman harcamışım, yaşım ilerledikçe vazgeçtim bu huyumdan. Zamanın çok çabuk aktığının da farkına vardım. En son 7 yaşında filandım, ip atlıyorduk kızlarla ne ara düğünlerine gider oldum. Ve de insanların çok acımasız olduğunun farkına vardım. Küçükken hep büyümek isterdim şimdi ise neden büyüdüm diyorum.
Hayatın zorluklarının kademe kademe olarak daha da zor olduğunu anladım lay lay lom geçen hayatların perde arkasında mutsuz hayatlar olduğunu farkettim insanların güvenilmez olduğunu öğrendim güzelsen daha çok değere bindiğini çirkinsen ya da kiloluysan değer pek görülmedigini gördüm masum görünürlü insanların içindenden çıkan ne şeytanlar gördüm hayatın faniğini farketmeksizin insanların hiçbir korkusu olmadan ne kadar rahat iğrenç hayatlar yaşadığını gözlemledim benden bu kadar hakim bey
hayatta hiç bir şeyin tesadüf olmadığını, her şeyin insanlar için olduğunu, insanoğlunun çok dayanıklı olduğunu, dert edindiğimiz bir çok şeyinde aslında dert sayılmadığını zamanın ve özgürlüüğün en değerli şey olduğunu...
Şerefsizliklere boyun eğmemek gerektiğini, hayatıma alacağım kişileri iyi secmem gerektiğini, herkese güven olmadığını kısacasi herkesi kendim gibi sanmamam ger gerektigini, kendimin değerini anladım. ..
Ölüm gelmedikçe hayatın, Ayrılık olmadıkça Vuslatın, sağlık olmadıkça sıhhatin, yokluk görmedikçe Şükrün. Ne kadar kıymetli olduğunu en büyük hazine olduğunu anladım. Allah kimseyi sevdikleri ile sınamasın Ayrılık vermesin.
İyi niyetli olmanın insanların yanında enayilik olduğundan yapılmaması gerektiği, Hiçkimse için hayatımdan, kendimden taviz vermemem gerektiğini çok güzel şekilde öğrettiler.
Kimse kimsenin umrunda değil Evlat, anne babanın umrunda değil. Anne baba, evladın umrunda değil. Herkes kendi derdinde Tam olarak bunu öğrendim bunu gördüm
İnsan neslinin dinozorlardan önce bittiğinin farkına vardım. Zira bu vahşi, cani ve yamyamca düşünceler hal tavırlar düşünebilen bir canlıya ait olamaz
Daha çok olgunlaştım dogru kararlar vermek o kadarda zor degilmis dedim acısını cekiyom ama eskiden o aciyi cekmekten korktum icin asla diyemiyordum mantikla hareket etmiyordum
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(36-45)
+1 yıl
Dinlerin boş oldugunu insanların boş oldugunu hayatın nasıl işledigini ögreniyorsun sonraki gelen nesile bakıyorsun tuaf. kendine bakıyorsun dökülüyorsun.. kısaca acı çeke çeke yavaş bir ölüme gitmek gibi bir duygudur bu.. hem psikolojik olarak hemde fiziki olarak.. eritemdir..
aslında yaş ilerledikçe gerçeğin farkına varıyorsun sadece. hayat yaşla beraber anlamsızlaşmıyor hayat hep anlamsız ama ancak yaşlandıkça farkına varabiliyorsun