Sık duyarız "artık zoruma gidiyor" söylemlerini; insanlar bazı yaptırımlar ve davranışlar karşısında patlama noktasına gelebiliyor. Artık sözlerin tesir etmediği yerde, kalplerin kırıldığı o savaş alanlarında; duyguların hiçe sayıldığı zeminlerde zorumuza gidiyor çoğu şey. Bu bazen iki kişi arasındaki anlaşmazlık, bazen de global ölçekte ruhumuzun kaldırmadığı gündeme dair sorunlar olabiliyor. Neticede hepimizin sınırları ve o sınırların çiziminde kullandığı kırmızı çizgileri var. Sanıyorum ki bunlar aşıldığında veya bir şekilde geçilme teşebbüsünde bulunulduğunda "zorumuza gidiyor" içten içte kendimizi yiyip bitiriyoruz.
Kanaatimce insanın bana kalırsa en çok zoruna giden, içini oyan, egosunu, kendine güvenini, benliğini ezip geçen iki temel nitelik var.
Birincisi reddedilmek. Hayallerinizin içerisinde hevesle çabaladığınız bir şeyin reddedilmesi durumundan bahsediyorum. Bu bir iş olur, bir proje olur, bir fikir olur, bir başvuru olur, bir teklif olur, aşk olur her ne ise, karşınızdaki kişi veyahut kişiler tarafından reddedilmek, elenmek, kabul görmemek ve akabinde dışarı itilmektir. İnsana körü körüne kendini sorgulatır ve aynı zamanda değersiz hissettirip karamsarlığa yol açar.
İkincisi de birilerine, bir şeylere muhtaç olmak, mecbur olmak, mecbur olmaktan dolayı istemediğin, hak etmediğin, kişiliğine uymayan, gururuna dokunan şeylere boyun eğmektir. Hani derler ya köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyelim diye işte bu deyiş biçilmiş kaftandır durumu anlatabilmek için.
Bu hayatta zorunuza giden kimler, neler veya hangi durumlar var?
Son zamanda yaşadığım bir olayda sevdiğim , saydığım kişlerden hakketmediğim davranışlara maruz kaldığımda anladım. Artık onları sürekli aramak, samimi olmak zoruma gidiyır.
İlk başta söyleyebileceğim şey çaresizliktir bu konuda. Kişiler bir şey yapamadıkları, bir olaya etki edemedikleri zaman sinirlenirler, üzülürler ve bu da onların zoruna gider. Elinin kolunun bağlı olma durumu ve ihtiyacının yalnızca zaman olması insanın zoruna gider çünkü yapabileceğin bir şey yoktur. Onun dışında bir diğer şeyse sanırım kaybetmek. Bazı insanlar özellikle kendilerini sürekli başarılı olmak zorundaymış gibi sınırlandıran insanlar kaybettiğinde bu onların zoruna gider. Bu tarz insanların lügatında kaybetmek yok, her daim kazanmak kavramı olduğundan kabullenemez ve yediremezler bunu kendilerine. Bir diğer şeyse bence ihanete uğramak. İhanete uğradığında insan aklına gelen şey yetemedim mi düşüncesi. İhanete bağlı olarak bu duygu insanda oluştuğunda bu da insanın zoruna gider mesela. Hani kişi kendine sormaya başlar; ben yetemedim mi, fiziksel olarak mı yetersiz kaldım, karakter olarak mı, davranış olarak mı diye. Bu duygu da insanı zorlar. Onun dışında son olarak söyleyebileceğim şeyse ihanete uğramak olabilir. Kişi olmayan bir şeyle suçlandığında ve özellikle de karşı tarafa bir kant sunamadığında bu onun zoruna gider. Aslında kişi kötü bir şey yapmamıştır ama o kişiye yüklenir. Bu da insanın zoruna gider haliyle. Bu saydıklarım dışında sizin söylediklerinize de katılıyorum. Doğru yerlere değinmişsiniz yeniden.
Kalbini kırmamak için uğraştığın insanın, acımasızca kalbini kırabilmesi Verdiğin emeklerin karşılığını alamamak Biri tarafından yanlış anlaşılmak, beni yanlış tanıması
Bir çok şey sıralanabilir buraya. Benim en zoruma giden şey haksızlıktır. Kimsede kimsenin hakkını bırakmamaya çalışırım. Ve bir insanın karşısında ki kişiyi aptal yerine koyup yüzüne karşı yalan söylemesi benim için bir insanın zoruna giden en büyük şey.
Haketmediğim değeri görüyorsam, ortada haksızlık varsa bu zoruma gider. Verilen sözler yerine gelmiyorsa ve aptal yerine konuyorsam bu benim zoruma gider. Bazen elimden bişey gelmez bir olay karşısında zoruma gider. Hiç birşey olmamış gibi arkamdan konuşup yüzüme gülen insanlar var ya “yapmayın şöyle davranmayın” diyorum içimden zoruma gidiyor.Öyle işte uzatmıcam
Eski eşim bana gay olduğunu neden söylemedi? Hayatımı mahvetti. Yıllarca ailemden utanıp bir şey diyemedim. Sorunu hep kendimde aradım, psikolojim bozuldu. Hala çok öfkeliyim. Hem yıllarım gitti hem çok zoruma gitti çook..
Sevmediğim birilerinin bana yanaşmaya çalışması, ait olduğum statüde olamamak, iyi şeyleri hakediyorken hep kötülere denk gelmek ve siyah bayrakları çekmek
İşin aslını öğrenmek istersen geçmeyecek. Biz hep kaçacağız; onlar da peşimizden gelecek. Belki anlık ötelediğimi sanacağız ama en ufak bir gülüşün içinde acı acı tebessümlere sebep olacak. Geçmiyor hiçbir şey yavaş yavaş daha da yerleşiyor, hatırladıkça batıyor. İnsan hafızası işte öğrenirken kolayca kavrayabiliyor ama unuturken zora koşuyor işi.
Kimsede hakkım olduğunu düşünmüyorum şu ana kadar. İllaki yerine getirilmesi gereken durumlar neticesinde davranmışımdır. Onun da alacaklısı değilim, sorun yok gizli üye belki de çok sevdiğim birisindir.
Kim olduğunu anladım, ben çok uğraştım... Olsun, zaman bu asla bilemiyorum kesinlik arz etmiyor bana. Umuyorum sadece isteyeceğim her şey için biraz kafamı dinlemeye ihtiyacım var. Özür dileme canını sıkma hala değerlisin, boşver.