Yine savrulup duruyorum kendimden öteye beriye. Beklememeyi ne denli öğrendiyse de bu gönül, uslanmayı beceremedi bir türlü umutlara dair. Belki milyon kere ezber ettirmiş olmama rağmen, milyonlarca kez aynı umuda sarılmaktan vazgeçemedi. Biliyor işte, biliyor koskoca maskelerle dolaştığımızı. Bin bir yüzle, onca yalan söyleyerek önce kendimize, başkalarından değil birbirimizden çaldığımız rolleri. Hiçbirimiz biz değiliz işte, öğrettim ona kaç kez.
Bir düşü sahnelemek
Oğuz Atay' ın düşünen insanı oynayan insana dönüştürdüğü gibi, düşünmek yerine oynayanlarız işte hepimiz. Demiş ya Shakespeare "Bir sahnedir bu dünya". Ve Calderon de la Barca; "Hayat bir düştür".
Kurguladığımız düşleri oynamıyor muyduk yoksa? Sadece düşlerimize sığdırabildiğimiz gerçeklerimizi ne zaman olduğu gibi hayata geçirsek, burun büken, kullanmak isteyen, aşağılayan, imkansız kılan, aptallaşan, çirkefleşen, çirkinleştiren, yadırgayan, utanan, utandıran, ayıplayan birileri her zaman olmayacak mıydı? Yaşamın içinde kabul gören ne varsa, korkakça kabul edenler değil miyiz?
Gider diye, kaybolur diye, gelmez diye, kızar diye, küser diye, aşağılar diye, utandırır diye, belki diye, bu kez diye, istiyor diye, incinir diye, incitir diye. İncileri dökülür diye!..
Öyle ya! O ya da bu şekilde tepkiyle karşılaşmayacak mıydık? Kabul edilebilir neyimiz var? Yok işte!..
Cesur muyuz, korkak mı aslında?
Ne zaman Mevlana’ya kulak verip, olduğumuz gibi görünsek ya da göründüğümüz gibi olsak, görünür kıldığımız onca şey, asıl bizi biz yapan onca değer, bir çırpıda harcanıyor olduğunda, kıyı köşe saklananlar değil miyiz hepimiz?
Oynadığımız oyunun adı biraz saklambaç, biraz köşe kapmaca. Ve hayat bir düş ise gerçekten, düşlediğimizi yaşayacak kadar cesur olamayan, ipleri başkalarının elinde başkalaşan kuklalarız o halde.
Çevremiz, bizden daha iyi bilenler, bizden daha bilgililer, bizden daha tecrübeliler tarafından kuşatılmışken, biz de kim oluyoruz? Oynayacak olmaktan başka çıkar yol olmadığı değil, olduğumuz gibi görünmemiz gerektiği öğretilmişken üstelik.
Kendimiz olabildiğimizde harcanıyoruz evet. Ama asıl kazanç da bu değil mi? Kendin olduğunda kendi gibi olanlarla oluyorsun sadece. Yüreğine sağlık. :) Sana boşuna Deli Rüzgar demiyoruz biz. :) Sen anladın :)
İtiraf etmeliyim ki ben de saklanmayı tercih edenlerdenim. Ama kumanda edilme, kuklalaştırılma durumu değil. Yorgunluk ve kırgınlıklar hep sebep. Afiyetle okudum.
En İyi Cevaplar