Bir süredir burada denk geldiğim sorulara kendimden, deneyimlerimden yola çıkarak yardımcı olmak için bu ‘bence’yi yazıyorum. Okulda, işte, aşkta, evlilikte her zaman dominant (baskın) karakterde insanlar vardır. Bu insanlardan biriyseniz bırakın okumayı, değilseniz devam edin.
Kendini tanımak
Öz güven, insanın kendini ne kadar tanıdığı ile ilgilidir. Aslında kimsiniz? Neyi seviyor neyi sevmiyorsunuz?.. Önünüze boş bir sayfa alıp bir çizgiyle ikiye ayırın. Ön tarafına, Nasıl biriyim / Nasıl biri değilim yazın. Arkada tarafına da, Sevdiklerim / Sevmediklerim yazın. Bunları yazarken dürüst olun.
İnsanların okuduğu kitaplar içerisinde kendini özdeşleştirdiği karakterler var
Neden kendinizi o karaktere yakın hissediyorsunuz? Bunu düşünün. O karakterin yer aldığı, betimlendiği bölümleri tekrar tekrar okuyun.
Kendinizi tanımak için yapacağınız en yanlış şey, başkasına sormaktır. Yahut başkasının sizle ilgili yargılarını dikkate almaktır. Unutmayın onların hayatında bir rolünüz var ve değerlendirdikleri bu. Yani objektif değiller. Kendinize üçüncü kişi gibi yaklaşın. Başka birini değerlendiriyor gibi kendinizi yorumlayın. İster dedikodu gibi olsun, ister profesyonel fark etmez. Kendinizle ilgili fikirlerinizi bu şekilde netleştirebilirsiniz.
Yeteneklerini keşfetmek
Bireysel aktivitelere yönelik sosyal gruplara katılın. İlla kursa gitmenize gerek yok. İnternetten ya da televizyondan da bir alan seçebilirsiniz. Müzik olabilir, resim olabilir, yazarlık olabilir, kağıt katlamak olabilir, sporun herhangi bir dalı olabilir. Burada önemli olan yeteneğinizi keşfetmek. Size ressam olun demiyorum. Resim çizin diyorum.
Yerini bulmak/ yerini bilmek
Futbolda bir takımda en çok forvetler konuşulur ama defans oyuncuları da onlar kadar önemlidir, bunu herkes bilir. Bir filmde ya da dizide başrol oyuncuları kadar yardımcı oyuncular da etkilidir. Nedir bu göze çarpmayan ama her zaman aranan insanların ortak özelliği? İşlerini iyi ve istikrarlı yapmaları. Bunu sağlayan nedir? Kendilerini bilmeleri, azına razı olmamaları, fazlası için risk almamaları. İnsan yaptığı her şeyde başarısı oranında kendine sahip çıkmalıdır. Bu sizin toplumdaki yerinizi belirler. Üst sıralarda olamasanız da vazgeçilmez olursunuz.
Korku/cesaret
İnsan bilmediğinden korkar. Eğer herhangi bir konuda bir şey yaparken kendinize güvenemiyorsanız, bunun nedeni o konuda kendinizle ilgili yeterli veriniz olmadığındandır. Geçenlerde burada, “dayak yemekten korkuyorum, ne yapmam lazım?” diye soran arkadaşa verdiğim yanıt da olduğu gibidir hayat; Dayak yemekten korkuyorsan önce bir temiz dayak yemen lazım. Çünkü korkunu yenmenin, neye ne kadar dayanabildiğini öğrenmenin başka yolu yok.
Sonuç olarak...
Öz güven bir konuda en iyi olmakla ilgili değildir. Sadece ne kadar iyi olduğunu bilmekle ilgilidir. İyi olduklarınızı ön plana çıkarırken zaaflarınızı geri planda tutacak bir yol izlerseniz saygı, sevgi ve başarı sizi takip eder.
Bu problem bende de var. İşin kötüsü tam da bahsettiğiniz gibi kendimi tanımıyorum. Aslında nelerden hoşlanırım nelerden hoşlanmam bilmiyorum. Bulamıyorum da; sonuç itibariyle özgüvensiz, korkak, hiçbir tuttuğunu koparamayan, aslında tutmaya bile cesaret edemeyen umutsuz bir vaka çıktı ortaya.
Özgüvenin başkaları ile ilgisi yok. Başkasının söylemesi ile ne daha iyi ne daha kötü olunmaz. Özgüven insanın kendini ne kadar tanıdığı ve kapasitesini ne kadar kullanabildiği ile ilgilidir. Bu benim fikrim
Siz de aynı hatayı yapıyorsunuz. Kendinize sırt çevirmeyin. Bitmiş bir ilişkinin suçlusu olmaz. Siz bu durumu kendi eksikliklerinize bağlamışsınız muhtemelen.
Öz-güven, adı üstünde kendine güvenmek demek. Yani burada özne sizsiniz. Başkalarının düşünceleri ya da hissettirdikleri ile kendinizi yargılamayın. Onlar hayatlarındaki rolünüze göre yorum yaparlar. Kendinizi sevin herşeyden önce. Kimse sizden daha değerli değil.
Doğru söylüyorsun kendimi çok yargıladigim yıpratım insanlar tamamen kendi çıkarına göre yorum yapıyor ve ben bunu kafaya takip ozgüvenimi etkilemwlerine izin verdim canım gibi sevdiğim insanlar yapınca tabi kendimi sucluyacam başka çare yok tu
Tip olmadıktan sonra boy olmadıktan sonra özgüvenli olsan nolur ki? Yine kaybedersin. Ayrıca dayak yemen gerek diyon da rezil olursak nolacak? Elaleme alay konusu oluruz her şekilde. Ben yenilgiyi hazmedemem arkadaş
Mesele tip boy meselesi değil ki arkadaşım. Mesele kendini, kapasiteni bilmek ve tercihlerini buna göre yapmak. Asıl dayak yiycem diye kaçarsan rezil olursun. Önemli olan mücadeleci olmak. Kolay teslim olmamak.
yanlış. kavga da daima kazanman lazım. eğer kaybedersen hayatın boyunca daha fazla ezilirsin. ben çok yaşadım. o yüzden kavgayı kazanmak şart. kaybedersen rövanşını alacaksın ve herifi hastanelik ediceksin. ayrıca tip boy daha çok mesele artık bütün insanlar dış görünüşe bakar dışını beeğenilmeyen birinin içi hiç merak edilmez.
Özgüven, kişinin kendisi ile ilgilidir. Başkasının söylemesi ile değişmez. Herkes sana sesin kötü diyebilir. Ama sen şarkını söylemeye devam et. Seni mutlu eden şeylerden başkaları için asla vazgeçme.
Eskiden özgüven i çok yüksek biriylen depresyondan sonra özgüveni sıfılanmış birisi oldum. Artk başladığım hiçbir işi bitiremiyor, hergün sabahları stresle uyanıyorum. Çok şey değiştiriyor. Anı bile yaşayamıyorum. ya geçmişteyim ya gelecekte.
Bu yaşadığın çok normal. İnsan kendiyle ilgili bir konuda şüpheye düştüğü zaman genel olarak kendine olan güveni sarsılır.
Yapman gereken şey, yanıldığını düşündüğün konuya odaklanmak. O noktadaki gerçek kapasiteni keşfetmek ve kabullenmek. Bunu bir tür downgrade olarak düşün. Sonrasında genel anlamda özgüvenin eski haline dönecektir.
Bu durum, yani bu kendinle yüzleşme süreci biraz zaman alır, kolay da değildir. Önemli olan kendinle ilgili gerçeklerden kaçmamak ve kabullenmektir. Özgüvenini tekrar kazandıktan sonra eksik ya da zayıf olan yönlerini nasıl geliştirebileceğine odaklanabilirsin. Ama şu an değil. Dilersen bunun üzerine konuşabiliriz, yardımcı olmaya çalışırım.
Şimdi düşün ki sen bir uçaksın. Beynin de bu uçağın pilotu. Birden bire uçak düşmeye başlıyor, sen panikliyorsun. Biz buna depresyon diyoruz. Bu panik mantıklı düşünmeni engelliyor. Uçağın kendisini bir sorun olarak görüyorsun.
Oysa sorun uçak değil. Sorun parçalardan biri. Senin şansın şu ki zaten sorunlu parçayı biliyorsun. Odaklanman gereken bu parçadaki sorunu nasıl halledebileceğin. Bu sorunu çözünce uçağın idaresini yine kendi eline alabileceksin.
Anladım. Yalnız ben neden depresyona girdiğimi bilmiyorum. Çok fazla problemle mücadele ediyordum ama depresyonda değildim. Sonra bız şeyler de üst üste gelince çöktüm
Domino etkisi olabilir. Olmaya da bilir. Kendinle ilgili emin olmadığın yetenek, zeka v. s detaylı olarak düşünmelisin. Bencemde bunla ilgili yapabileceklerin yazıyor. Kapasiteni bilmek, olmayacak işlere atlamanı önlerken yapabileceklerine karşı cesaretini artırır.
En İyi Cevaplar