Dibine Kadar Yaşama Sanatı!

Atasözlerimiz vardır, hepiniz bilirsiniz, hepsi de anlamlıdır. Hayatımız ilerledikçe, onun her anında daha anlarız her birinin ne denli doğru olduğunu. Sonunu düşünen kahraman olamaz da bunlardan bir tanesidir. Zira sonunu düşünen insan kahramanlık yapmaya cesaret edemez. Risk almak gereklidir. Cesur olun, tabii aptallığa dönmesin bu. Aradaki çizgi de çok incedir.

Hayat, öleceğimizi bile bile yaşamak değil midir?

Dibine Kadar Yaşama Sanatı!

Yaşa, sev, gül.

Hangi biriniz bana sonsuza kadar yaşayacağını söyleyebilir? Ya da hangi biriniz bana öleceği günün ne zaman olduğunu net bir şekilde belirtebilir? Şahsen ben ikisinde de net konuşamam. Zira ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz. Ama buna rağmen, bir şeyler için uğraşıyoruz. Hayat için, sevdiklerimiz için, kariyer için vesaire vesaire. Bu liste uzar da gider.

O hâlde kaybetme korkusundan ötürü, elimizde olanları bırakmak ne denli mantıklıdır?

Dibine Kadar Yaşama Sanatı!

Yaşayacak tek bir hayat var ve harcanacak hiç vakit yok.

Evet bir laf vardır; hiçbir şeyin yoksa, hiçbir şey kaybedemezsin. Fakat bir düşünün azizim, hiçbir şeye sahip olmamak... Yani hiçbir şey olmak. Kendinize bunu yakıştırıyorsanız diyecek sözüm yok elbette. Lâkin denemeden bilemezsiniz.

Korkmadan sevin, korkmadan yaşayın.
Dibine Kadar Yaşama Sanatı!

Savaşmazsan, kazanamazsın.

Zaten altı üstü 70-80 yıllık bir hayatımız var. Şans eseri 100 desek buna... Çok mu? Bence az. Yeter mi? Yetmez. Zira öldüğümüz zaman daima bir şeyler yarım kalmış olacak. Unutmayın;

Her ölüm, erken ölümdür.

O hâlde niçin elimizde olan kısıtlı zamanı doya doya yaşamıyoruz? Vurun dostlarım, en dibe vurun. Aşık olun, aşk acısı çekin, en kötü duyguları dibine kadar yaşayın. Keza en güzel duyguları da öyle. İçiniz çıka çıka ağlayın, sevişin mesela. Her şeyi yaşayın.

Bu hayat sizin ve bir daha gelmeyeceksiniz bu dünyaya.
Dibine Kadar Yaşama Sanatı!

Hayal ettiğin hayatı yaşa.

Öldükten sonraki inancınız ne bilmiyorum lâkin oraya girmiyorum da. İstekleriniz, amaçlarınız uğruna yaşayın. İnsanların ne düşündüğüyle ilgilenmeyin, daha önce bir yazımda da demiştim; onlar sizin hayatınızla ilgili 15 dakika konuşacaklar, sizse onu bir ömür yaşayacaksınız. Tekrar ediyorum, bu hayat sizin.

Yağmurun altında sırılsıklam olun mesela, yüzmeyi öğrenin, hatta dalış yapın! Bütün imkânlarınızı zorlayın. Resim çizmeyi deneyin, bir müzik aleti çalmayı öğrenin! Yeni insanlar tanıyın mesela... Gidene üzülmeyin, gelene daima açık olsun kapınız. Ve birini alın hayatınıza. Meghan Trainor diyor ya bir şarkısında, seni kaybedecekmiş gibi seveceğim, sana hoşça kal diyormuş gibi sarılacağım diye. Siz de öyle sevin o birini. Yaşayın üstâdım, yaşayın işte...

Bu yazımı, birisine armağan ediyorum. Çok sevdiğim bir dostuma; asla korkma.

Okuduğunuz için teşekkürler.

#Aethra

Dibine Kadar Yaşama Sanatı!
Cevapla