Yürüyorum, her gün geçtiğim yollardan. Bir farklılık görmek istercesine yürüyorum. Necip Fazıl’ın mısraları, Ece Ayhan aykırılığı gibi…
Başkalarının esiri olduğum şu zamanlarda kendim olmak istercesine, hiç olamayacağını bile bile özgürcesine. Bütün hayal kırıklarım özlemlerim, yenilgilerim… Hepsini aşmak istercesine. Ne düşüneceğimi bile bilmeden yürüyorum. Tıpkı ne için yaşadığımızı unutmak gibi. Hatırımdan silinenlerin kefaretiymişçesine ağlıyorum. Bilmiyorum, hatalarımı yalnız gözyaşları paklar mı? Ya kendimi nasıl affedeceğim?
Karmakarışık bir iç dünyası, buna karşın aksiyonlu ve gözü yaşlı bir dünya
Bingöl’deki patlama en son duyduğum. Hepsi için teker teker ağlasam bile evimde rahat oturmamdan, sakinliğimden dolayı bağışlanmış sayılmam değil mi? Ankara’daki, İstanbul’daki patlama; şehit olanlar ihanet edenler.
İçimize yerleşmiş hainler ve her şey karmakarışık
Bu yalnız benim kördüğümüm mü? Yoksa her kar kardeşimin ruhuna nakış nakış işlemiş mi?
Sorgulamalarım, gözyaşlarım, kendimi suçlamalarım büyüyor, büyüyor, büyüyor. Bir varoluşsal sancının misafiri oluyorum adeta. Kulaklarımı kapatıyor ve bağırıyorum. Hayıııııııır! Ve son olarak aynaya bakıp soruyor o yorgun yüze:
En İyi Cevaplar