Söylesene Mercia...



"Hayatım neye benziyor biliyor musun Mercia?
Bak, nöbete geliyorum. Alt kata...
Alt kat nasıl anlatayım sana;
Böyle bir masa var. Karşısında büyük bir plazma tv. Kameraları yansıtıyor odaya. İşte hastaların yaptıklarını filan. Hasta dediğime de bakma. Cezai sorumluluk testi için gönderilen normal kişiler de var.


Neyse giriyorum Hemşire odasına. Uzunca bir oda... Çantamı masanın hemen yanındaki deri koltuğa koyuyorum. Alıyorum tedavi tabelasını. Çıkıyorum üst kata. İlaçlar üst katta çünkü. Hazırlıyorum ilaçları tekrar yerime geçiyorum."


"Hayatın insanlara ilaç hazırlamakla mı geçiyor yani Worni?"


"Elbet de hayır. Kendimi hiç bir zaman derde derman olan biri gibi düşünmedim.

Söylesene Mercia...
Neyse kapı sürekli çalıyor. Giriyor insanlar, isteklerini filan söylüyor. Yerine getirebileceğin bir şeyse yapıyorsun. Çalışanlar arasında tek onlarla ilgilenen benmişim. Öyle diyorlar. Dua filan ediyorlar. Sonra gidiyorlar.


Bir de personel var yanımda Mercia. İyi bir insan. Bir şey istemeye utandığımı biliyor, o yüzden benim dememe gerek kalmadan yapıyor. Çay filan getiriyor. Az önce ben getirdim. Utandı... O da böyle davranışları bir tek benim sergilediğimi söylüyor...


Tabi o da çalışıyor. Yalnız kalıyorum, aşağıda tek kalıyorum. Sevdiklerime yazayım diyorum telefondan. Sonra rehbere bakıyorum, pek kimseye yazasım gelmiyor. Bir kaç adet çok ama çok değer verdiğim insan var. Bunlardan sadece bir tanesine istediğim zaman yazma imkanım var. O da sadece çok sıkılırlsa bana cevap veriyor."



"Bir bayan mı? Worni, kendini bayanlara bu kadar ezdirmemelisin."


"Hayır... Bir bayan değil. Bir insanı sadece bir karşı cins mi hayata bağlar?"


"Homo değilsen evet."


"Homo değilim. Hali hazırda bir bayana aşığım zaten."


"Ona yaz o zaman."


"Yazmamı gerektiren bir durum yok."



"Görünüşe göre hayatına benzediğini söylediğin iş şu; insanlar sana bir sıkıntısı olduğu zaman ya da sadece onlara lazım olduğun zaman geliyor. Sen de memnuniyetle yardım ediyorsun. Karşılık olarak vefa bekliyorsun sadece. Ama o da olmuyor. Vefalı olanlardan da sen sıkılmışsın. Ama onların seni kullandığını hiç düşünmüyorsun. Muhtemelen kullanmıyorlardır da. Sen de karşılık beklemiyorsun değil mi?"


"Ben sevgi bekliyorum sadece Mercia."


"Bence yeterince seviliyorsun Worni. Sence?"


"Beni benim sevdiğim gibi sevenler olsun istiyorum. İnsanlar bir omleti sever gibi sevmesinler istiyorum Mercia."


"Çünkü omlet yemesi güzeldir ama vazgeçilmez değildir değil mi?"


"Bazen omlet olduğumu düşünüyorum Mercia. Amerikanların bir sözü geliyor aklıma."


"Bir kaç yumurta kırmadan omlet yapamazsın?"


"Evet."


"İnsanlara omletin zevkini tattırmak için kırıldığını mı anlamalıyız burdan?"


"Sen de ben değil misin? Sen söyle..."


"Ben senin avutan yanınım Worni..."


"Peki ya ben. Kötü olan kısım mıyım? Söylesene Mercia..."


"İyi veya kötü karakterler değiliz biz. Nasıl olduysa biraz iyi biraz kötüyüz. Sadece sen daha duygusalsın ben daha umursamaz. Ve sen yıpranmış olan kısımdasın haliyle."


"Umursamazsan beni neden umursuyorsun?"


"İkimiz de aynı kişiyiz Worni. Sana bir şey olursa bana da olur. Söyleyesene her gün aldığın en büyük karar ne? Fark etmediğimi mi düşünüyorsun?"


"Eee şey..."


"Bekliyorum hadi itiraf et. Aldığın en büyük karar ne? Her gün uyandığında, henüz uyku sersemiyken. Aldığın o karar ne?"


"Bu gün intihar etmeyeceğim."


"Her gün seni intihar etmemen için ikna etmeye çalışıyorum Worni."


"Yani kısacası sen de omlet seviyorsun Mercia."


"Ben omlet seviyorum ama sen de kırılmayı seviyorsun Worni. Eskiden yağmurlu bir sonbahar gecesi, sokak ortasında buz gibi bir bıçağın kalbine saplanması sonucu ölmek istiyordun. Şimdi?"


"Şimdi ölümcül bir hastalık sonucu. Sevdiklerimin gözü önünde eriyerek, acı çekerek ölmek istiyorum."


"Neden onlar sana sevgi göstersinler diye mi? Acınası..."


"Hayır tabi ki! O iş işten geçtikten sonraki an için. O geç gelecek sevgi sözlerini her birinin yüzüne vurmak için! O ufacık hatada çekip giden sadece vicdanını rahatlatmak için gelecek olan bencillere günlerini göstermek için."


"Onlara olan sevgin zamanla nefrete dönüşüyor yani."


"Hayır tabiki, sadece onlara yiyemeyecekleri bir omlet yapmayı hayal ediyorum."


"Muhtemelen bu gerçekleşmeyecek. Biliyorsun değil mi?"

Söylesene Mercia...
Cevapla