Çocukluğunu Hastanede Geçirmek, Hasta Olarak Büyümek

Merhaba,


Bu bence tamamen yaşadıklarımı kapsıyor. hasta bir birey olmanın kişiliğime, kişiliğimize kattıklarını, neler yaşadığımızı anlatmak istiyorum. Yıllarca içimde yaşadım kimseye anlatmadım, burada yazacağım.


Çocukluğun hastanelerde geçmesi = Olgunlaşmak


Çocukluğunu Hastanede Geçirmek, Hasta Olarak Büyümek


Hastanede olmadığım zaman dilimini hatırlamıyorum. Hani küçüklüğümüz aklımızda film kareleri gibi durur ya. Benim karelerimin içinde hep bir doktor, röntgen, hemşireler var. Sizin çocukken "iğne" olmak için kokarak gittiğiniz hastanelere ben elektrik tedavileri için gidiyordum. Tedavinin ismini bilmiyorum çocuktum, hatırlamıyorum. Hatırlamak da istemiyorum zaten. Daha 5-6 yaşlarındayken annem ile babamın başka odaya gönderilip 2 doktor ve bir kaç hemşire ile başbaşa bırakılıyordum.


Siz o yaşlardayken annenizin elini bırakmadan iğrenizi olamıyordunuz değil mi? Hastanede elinde şırınga ile bir doktor görünce korkuyordunuz, size geldiğini sanıyordunuz halbuki o size gelmiyordu. Ama çocukluk işte bu, doktorlardan korkarak büyümek. Tabii bu sizin için geçerli. Benim o odada yaşadığım şey korku değildi, tırsma da değildi. Sanırım şaşkınlıkdı, belki de bıkkınlık. Kesin bir duygusu yok, hepsi bir arada da olabilir.


Bu tedaviyi ilk olduğumda neler dönüp bittiğini anlamadım. O beyaz sinir bozucu sedyeye yatırdılar. Şeffaf bişeyler sürüp kablolar bağladılar, bir de şu küçük yuvarlak yapışkanlar. O an, o cihazı çalıştırdıklarında, elektriği vücuduma verdiklerinde hissettiklerimi size anlatabilmeyi çok isterdim, ama tarif edilemez. Ampuldaki elektriğin çarpması gibi bir şey değildi kesinlikle, vücudda yayılan bir dalga ve bıraktığı tuhaf bir acı. O an çığlığı basabilirdim her çocuk gibi, annemi istiyorum diye bağırabilirdim. Ama ben çığlığımı içimde bastırdım, göz yaşlarım aktı sadece.


Sınıf arkadaşlarını anlayamamak = Çocuk olduklarını bilmemek


Bunu çok geç fark ettim. Çocukluğumu hastanede geçirirken atladığım bir detay vardı, büyümüştüm ben. Büyümenin fiziksel bir şey olduğunu sanıyordum, yanılmışım. Büyümek çok farklı bir şeymiş. Yaptıkları her harekete, düşünme yapılarına anlam yüklemeye çalıştım. Bana çok tersti bu yaptıkları, çok çocuksuydu. Ama onlar zaten çocuk değiller miydi, bunda tuhaf olan neydi?



Tuhaf olan bendim, onlar değil.



Sürekli sebebinin sorulması = Yeni insanlarla tanışma korkusu


Çocukluğunu Hastanede Geçirmek, Hasta Olarak Büyümek


Okul hayatım boyunca o kadar çok aldım ki bu soruyu. İnsanlar nasıl bu kadar görgüsüzdü? Nasıl bu kadar rahat şekilde soruyorlardı bunu? Benim gösterdiğin anlayış neden onlarda yoktu?


-Sana ne oldu?


- x yerin neden öyle?


- Bu hareketi yapabiliyor musun?


"Zaten açıklasam da anlamayacaksın ki. 12 yaşında çocuksun, sen nerden bilicen tıptaki terimleri hastalık isimlerini. Sa na ne.. "


Bu cümle benim söyleyip isteyip de söyleyemediklerim, her defasında bir dahakine söylicem diyip de yine söyleyemediğim cümle işte. Neden söyleyemiyordum biliyor musunuz? Çünkü bir anda geliyordu bu cümle, hiç beklemediğim bir anda, içimi soğutuyordu. Şok etkisi mi yapıyordu bilmiyorum ama o an söylemek istediklerimi yutkunmam 10 saniyemi alıyordu. Sonra da tebessüm ederek bu cümle çıkıyordu, her zamanki gibi aynı cümle.



Bilmem ki, doğuştan heralde..



Artık sıkılmıştım. Ne zaman biriyle arkadaş olmaya kalksam hep bunu soruyorlardı. Her tanıştığım insanda "acaba o da sorucak mı" korkusu başlıyordu. Korkmak, farklı bir duyguydu benim için. Ben acıdan korkmadım hiçbir zaman, bu yüzden gurur duydum kendimle. Ama beni korkutan manevi acıymış meğer. Herneyse .. Bu soruyu daha fazla almamak için insanları uzak tuttum kendimden. O zaman da arkadaşlarıma sormaya başladılar, insanlar hiçbir zaman susmadılar, bu daha da olgunlaştırdı beni.


Okulda alay edilmek = Duvar örmeye ilk adımlar


Çocukluğunu Hastanede Geçirmek, Hasta Olarak Büyümek


Beni yaralayan en güçlü silah buymuş. İnsanları bilirsiniz, savunacak bir şeyleri kalmayınca dış görünüşünüze laf ederler. "Tipsiz , kepçe kulak , cüce..." Bana bunları demediiler hiçbir zaman. Çünkü ellerinde daha güçlü bir koz vardı, fark etmeleri zor değildi bakmaları yetiyordu zaten. Bu darbeyi ilk 8.sınıftayken aldım.


Şaşırmıştım. Bana hep ortaokul ve liseli kızların sevgilileriyle evleniceklerini sanmaları çok saçma ve komik geliyordu. bir gün sıra arkadaşım sevgilisinin fotoğrafını gösterdi bana. Dedi ki " Bak bu İhsan, ona sırılsıklam aşığım. Gelecek de evlenicez. Eğer onu öpersem bana daha da aşık olucağını söyledi." Saçmalıktı bu. Tutamadım kendimi güldüm. "Sen buna inandın mı gerçekten? Güldürme beni bu çocuk seni kullanıcak, senin gibi konuştuğu kaç kız vardır belli değil." dedim.


Düşünüyorum da, belki de dememeliydim. Ergen bir kızın aşk hayali ile dalga geçmek.. Tam da ergenlik zamanlarında, olucak iş miydi bu şimdi? Kız da açtı ağzını yumdu gözünü, " Kıskanıyorsun dimi beni? sen evde kalıcan diye benim evleneceğimi kıskanıyorsun. Sen kendine bak be, kim alır ki seni" diye saydırdı. Ne hissettiğimi anlatmicam uzun olur, duvarıma sağlam bir temel attı diyip geçiyorum.


Yakın arkadaş diye bir şeyin olmadığını anlaman = Güvensizlik


Böyle birşey yok en yakın arkadaşmış. Herkes gelip geçici. Benle alay edenlerden biri de en yakınım dediklerimdendi. Nasıl yaptı ki bunu neden yaptı? Kaşım gözüm elim kolum değil de neden hastalığım? Ben istermiydim böyle olmayı? Artık kimseye yakın arkadaşım demedim, gerektiği zaman iletişim kurdum.



Çıkar ilişkisiydi belki de bu. İnsanları sadece gerektiğinde kullanmak, başka zamanlar görmemek. Kötü bir davranış, ama bana da şimdiye kadar iyi davranmadılar.



Tartışmalardan uzak durmak = Hakkının alınması


İnsanlar her tartışmada kozlarını kullanıcaklardı. Buna daha fazla dayanamayacaktım. Zaten ucu bana dokunmadığı sürece tartışan bir kız değildim, artık hiç olmayacakcaktım.


"Ne yaparsanız yapın hakkımı yiyecekseniz yiyin ama o cümleyi söylemeyin ne olur"


Alınan en mantıklı karar "yalnızlık" = Huzura ilk adımlar


Çocukluğunu Hastanede Geçirmek, Hasta Olarak Büyümek


Hep yalnızlığın kötü bir şey olduğu söylenerek büyümedik mi? Hep kötülemediler mi yalnız insanları?


"Bak o adama, karısından boşanmış, yazık evde hep tek"


"Şu kadın varya az ötede olan bak bak iyi bak, hah işte o, işinden ayrılmış eve kapanmış. Allah sabır versin"


Ama bu cümlelerin doğrusu bu;


"ŞU KADIN VARYA ŞU, BAK BAK İYİ BAK HANİ ORDA YALNIZ OLDUĞU İÇİN MUTLU OLAN KADIN GÖRDÜN MÜ, İŞTE O KADIN İŞİNDEN AYRILMIŞ."


"BAK O ADAMA, SÜREKLİ DIRDIR EDEN, TARTIŞMA AÇAN KARISINDAN BOŞANMIŞ, KAFASI RAHAT EVDE OTURUYOR ŞİMDİ"



Az insan = Çok huzur



Liseye geçmek = Yeni bir döneme başlamak


Benim için önemliydi bu, her şey sıfırdandı. Yalnızlığımın temelini ilk burda atıcaktım. Bu bir anda olmadı, zaten ortaokul arkadaşlarımdan dolayı sapasağlam örülmüş 4 duvarım vardı. Almıyordum kimseyi içeri. Liseye geçmemin tek artı yanı insanları beni böyle tanıması olucaktı, sonradan böyle olduğumu bilmemeleri daha iyiydi. Zaten anadolu lisesine girdim, bu insanlar daha aklı başında hoşgörülü insanlardı. Ama duvarlarımı yıkmaya yetemediler. Temeli sağladımdu çünkü. Lise hayatım boyunca hiç konuşmayan, soğuk, yalnız takılan bir kızdım ben, esrarengizdim onların gözünde. Neden böylesin demelerine de fırsat vermedim. Yanıma yaklaşamıyorlardı. Soğuk duruşum, bıkmış gözlerim, az konuşmam korkutuyordu belki onları. Böylesi daha iyiydi. Beni getirdikleri hal işime yaramıştı.



İnsanları taktığım kadar takmadım hastalığımı, insanlardan zarar


gördüğüm kadar zarar görmedim muayenelerden.



Yakın arkadaşlığın sadece erkeklerde olduğunu anladım


Çocukluğunu Hastanede Geçirmek, Hasta Olarak Büyümek


Toplum bizi nasıl büyüttü? Erkekler abaza, erkekler tehlikeli, erkekler kaba. Erkeklerin en iyi dost olduklarını söylemediler bana hiçbir zaman. Onlar kızlardan farklıydı, onlar kırmak için alay etmiyorlardı, onlar detaycı değildi. 8.sınıfta sen evde kalırsın diyen kızın görüşüne rağmen beni seven erkekler vardı,. Öğrendiğimde bana çok tuhaf gelmişti biliyor musunuz.


Nedenki dedim, neden hasta bir kızı seviyor ki bu, belki de kördür? Böyle öğrenmiştim çünkü kız ortamlarından. "Onun kaşı kalın, bunun boyu kısa, şunun gözleri yakın" vs. detaycıkdız biz. 4'4'lükleri seviyordun. Erkekler öyle değilmiş. Tamam kabul ediyorum benim hastalığım göze çok batan bir durum değildi belki de bu yüzden bana "hasta" gözüyle bakmadılar. Ama ben hala erkeklerin daha güvenilir olduğuna inanıyorum. Bana "normal" bir insanmışım gibi muamele yaptılar. Kızların yanındayken hasta olduğumu hissettiriyorlardı bana, erkeklerde bu yoktu. Onlar sevince kalpten seviyorlardı, her şekilde.



Erkek kalbiyle, kadın gözüyle sever.



Yaşama tekrar tutundum bir erkekle arkadaş olunca


Sevgili değil, arkadaştı. Aslında öyle bir iyiliiği yoktu, normaldi. İstediğimde buydu zaten "normallik". Benim yanımda olmadığı gibi değildi rahattı. Bana şunu yapma, bunu yapma, ay acıdı mı gibi saçma cümleler söylemiyordu. Erkeklerin bu aşırı dikkatsizliği bağladı beni hayata. Beni normal hissettirdi. Bu sayede kırdım biraz duvarlarımı ama onlar hala varlar, hep de olucaklar. Onlarla yaşamayı öğrendim. Şimdi diyorum ki, küçüklükten beri erkeklerle arkadaş olsaydım o duvarlar belki de hiç olmayacaktı..


Okuduğunuz için çok teşekkür ederim, ben sadece bazılarını paylaşmak istedim. dünyayı bir de bu gözle görün istedim.

Çocukluğunu Hastanede Geçirmek, Hasta Olarak Büyümek
Cevapla