Yalanlar üzerine...

Yazar Notu:


Tam bir bence olacak bu aslında. Yalanlar üzerine içimdekileri dökmek istiyorum bugun. Bakalım kime ne faydası olacak. Unutmadan söyleyeyim. Bugün yazdığım bu bencemin sonu nokta ile değil bir soru işareti ile bitiyor. Hepimizin kendi vicdanına, iradesine ve hatta özüne sorması gerek bu soruyu. Bu bence faydalı bir bence mi? BUnun cevabını elbette siz verebilirsiniz, umarım sadece 1 harf dahi kazandırmış olabilirim size.



Hepinize iyi okumalar.



Yalanlar üzerine...




Yalan nedir ile başlamak istiyorum önce.



TDK ya göre yalan:



Aldatmak ereğiyle ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz.



Şimdi çıksak sorsak mesela yüz kişiye, yalan söylüyor musunuz diye? Kaç kişi dürüstçe evet ben yalan söylerim der.



(Bu arada kaç kişi cevaplar bilmiyorum ama bununla ilgili bir anket de paylaştım benimle birlikte takip etmek isteyenler BURAYA tıklayarak sonuçlara bakabilir, ankete katılabilirler)



Evet gelelim konumuza. Yine geçenlerde bir muhabbet sırasındayken bir konuda suçlandım arkadaşlar tarafından. bir baktım çok rahat bir şekilde yalan söyleyebiliyorum. Ne zaman bu duruma geldim, vicdanım neden beni uyarmıyor artık bilmiyorum. Sonra farkettim ki köşeye sıkıştığım hemen her zaman kolaylıkla yalana başvurabiliyorum. Ahlaki olarak çok rahatsız edici bir durum. Bunun yanında yakalanma tedirginliği vs hepsini de yaşıyorum. Dürüst bir hayat yaşamak bu kadar zor mu? diye içimden geçmedi değil ne yalan söyleyeyim (ironik oldu :))



Yalanlar üzerine...



Benim gibi olan kaç kişi var aranızda?


Bunu bilmiyorum elbette ama yaşamlarımızın benzer olduğundan eminim. Sen bu yazıyı okuyan arkadaşım. Seninle benim o kadar ortak yönümüz var ki? Mesela ikimizde aynı dili konuşuyor, hemen hemen aynı şeyleri yiyor, aynı kültürü paylaşıyor ve milyonlarca site arasından aynı "ortak" internet sitesine takılıyoruz. Ben yalan söylediğimi kabul ediyorum. Sen ediyor musun? ya da ilk soru olarak "Sen Yalan Söylüyor musun?", Nasıl birisin bilmiyorum. Eğer yalan söylemiyorsan işte peşinde olduğum noktaya şimdi ulaştık. Sen yalan söylemiyosun ve ben söylüyorum. Beni senden farklı kılan ve bundan sonra da senden farklı yaşamama yol açan, zamanın kırıldığı o an, o kelebek etkisi ne zaman oldu acaba? Peşinde olduğum konu, bu benceyi yazmamdaki sebebim de bu aslında. Acaba her birimiz günlük yhayatımızda kaç yalan söylüyor, ya da kaç maske takıyoruz.


Yalanlar üzerine...




Söylediğimiz pek çok şeyin yalan olmasına karşı, yalan olduğunu farketmediğimiz ya da umursamadığımız olmuyor mu? " Nasılsın sorusuna verilen iyiyim cevabı" ya da dünyanın en büyük yalanı olan "Onun da sana selamı var" dediğimizde, adı bahse geçen "Onun" hiç umurunda olmaması durumun?



Birisi size bir şey sorduğunda mesela, sırf konuşmak istemediğinizden ya da konu çok uzayacak şimdi hiç gelemem diye düşündüğünüzde "Bilmiyorum" diye geçiştirmediniz mi hiç? Peki uzerinde yorum yapabilecekken bilmiyorum dediğiniz bu konuda aslında Yalan söylemiş olmuyor musunuz? Asıl önemli olan soru bu değil. Bu bilmiyorum'u dedikten sonra, yalan söylediğiniz halde vicdanınız neden rahatsız olmuyor ve her birimiz bu hale ne zaman geldik?



Evet sevgili KS'daşlarım. Ben sorumu sordum. Siz de cevaplarsanız memnun olurum. Şimdilik sağlıcakla kalın. Bir sonraki bencemde görüşmemiz dileği ile, musmutlu ve sağlıcakla kalın.



Saygılarımla.


Yalanlar üzerine...
Cevapla