"Kadın Yıllanmış Şarap, Erkek Ekşimiş Boza" İddianamesi

Ayna Ayna, Söyle Bana, Kim Var Senin Karşında? Bu ironi, bir #CeyCess & #Blueobsession Ortak Yapımıdır. Bize "Ah yıllar" dedirten. Ben hep diyordum da, @CeyCess bugün itiraf etti. Kim bilir, yolun yarısı keserek yolumuzu, tam nizamiyeden çıkış yapıyorken bize, "Dur!" şeklinde ellini kaldırıp, "evraklar" diye seslenen bir nöbetçi asker edasıyla, "Öyle çektirip gidemezsiniz, önce aynaya bakacaksınız." uyasında bulunmasındandır belki de. İnanmıyor musunuz? Bkz. (CeyCess ne dedi) :)


O şimdi "Adama bak ya, benim popilaritemi kullanarak meşhur olmaya çalışıyor" diye burnundan soluyarak, "Bir elime geçirirsem seni" hevesinde bana veryansın ededursun, biz devam edelim.


Şaka bir yana, Aynaya baktığınızda ne görüyorsunuz? Cidden kendini görebilen var mı aranızdan? Özellikle şöyle koca koca diye hep avunduğunuz ama nasıl geçip gittiğine bir türlü anlam veremediğiniz hani şu kocatan yıllardan bahsediyorum.


"Kadın Yıllanmış Şarap, Erkek Ekşimiş Boza" İddianamesi


Siz Yıllanmış Şarap, Biz Ekşimiş Boza.
"Kadın Yıllanmış Şarap, Erkek Ekşimiş Boza" İddianamesi


Hayat hiç adil davranmıyor bizlere. "Eşitlik eşitlik" diye kıvrananlar. Neredeymiş bu eşitlik. Kadın ve erkek asla eşit değildir. Kadın, her zaman erkekten bir değil yüz adım öndedir. Bakmayın siz sarıklı amcamın en az üç beş adım geriden gelen hatunlarına. Çarşaflarını çıkardıklarında huri olurlar da, sarıklının ruhu bile duymaz. Donup, bakakalır önden önden koşar adım atmalarına. Şaşkınlıktan değil ha o donup bakakalması. Şöyle sakalını sıvazlayıp derin bir tövbe çekerken, önünde bir sağa bir sola ritmini hiç bozmayanlara. Uzun lafın kısası hanımlar, yıllar sizi eskitemiyor eskitmesine de, bizi eskici dükkanındaki paçavraya dönüştürüyor. Şarap sevenler bilir. Yıllandıkça güzelleşir şaraplar. Boşuna demiyoruz, Yaşlandıkça (yaş mı dedim, pardon hemen düzeltiyorum.) yılları eskittikçe kadın, yıllanmış şarap gibidir. Rengi başkadır, kokusu bir başka. Olgunlaştıkça daha bir güzelleşir, daha bir anlam kazanır dudaklarından dökülenler. Şöyle boğazınızdan yumuşacık ve sıcacık akarken içinize, kulak vermez benim diyen bir erkek "boğazında kalırım, fazla yudumlama" uyarısına.


Albümler, "Kalk Gidelim" diyor, Fotoğraflar, "Otur Oturduğun Yerde".
"Kadın Yıllanmış Şarap, Erkek Ekşimiş Boza" İddianamesi


Eski resimleri kurcaladım geçenlerde. Albüm albüm karıştırdım. Önceden sadece benim evimde, benim dolabımda, sadece bana ait bir çekmecede, sadece bana ait anılara gülümsediğim, şimdi aralarından tek tek arayarak zor bulduğum, her beş altı yapraktan sonra "ha işte burdayım" diye sevindiğim fotoğraflara baktım. Elbette artık sadece benim olmayan bir evde, bir dolapta, bir çekmecede, sadece bana ait olmayan bir fotoğraf albümünün, artık albümler halini almasını kimse yadırgayamaz. Benim takıntım, geçmişimi görmeye çalışırken ara yapraklara sıkışmış, "vay be, hey gidi gençlik" diye iç çekerek, diğer yaprakların çokluğuna pek de aldırmadan bakarken, eşiminin fotoğraflarına, "he he şuna bak, tipsiz seni" şeklindeki alaycı bakışlarımın, zaman sonra ve çevirdikçe sayfaları, "şu güzelliğe bak, bu kadın nasıl başarıyor bunu" şeklini alması. Ve bugün O'na, dünlerden daha hayran bakıyor olduğum.


Aynaların Dili Olsa.
"Kadın Yıllanmış Şarap, Erkek Ekşimiş Boza" İddianamesi


Olgunlaştıkça daha da güzelleşiyorsunuz hanımlar. Güzelliğinize güzellik katıyorsunuz. Boşuna sızlanmayın. Bizlerden biri, kırklı yaşlara gelmeden daha, kellikle savaşır bulurken kendini, hatta kır olan kılları sayarken kılı kırk yararak, sizlerden biri, kızıl mı açık kestane mi derdinde. Bizlerin en fazla beş dakika, sizlerin saatlerce karşısından ayrılamadığı o ayna bile, bana bakarken "çekil be şuradan", eşime bakarken "gözüm gönlüm açıldı yahu" diye konuşuyor ben eminim. İşte o yüzden ben ona küsüp yüzüne bile bakmazken, eşimle sevgili olup, bir gün Üsküdar'da sandal, başka bir gün Kanlıca'da yoğurt keyfi yaşıyor, ballı lokma tatlısı kıvamında, günlerini gün ediyorlar. Ayna üşenmeden her gün "Sultanım bu olmadı, başka bir şey dene" diye fikirler verirken saatlerce, bana düşmanca bakıyor. İşte o yüzden ben kendime daha fazla tahammül edemeden çekiliyorum karşısından, eşimin saatlerini alıyor. Ayna memnun halinden. Ne yapsın beni. Benim karşımda da saatlerce bana bakan bir kadın olsa, benim de içim erir. Ayna olarak gelmek vardı şu dünyaya. :)



Yaşlı kadın yoktur. Yıllara meydan okuyan kadın vardır. Ve bu meydan okumadan, her zaman kadın galip çıkar.





Tekstil Bana Israrcı, Sana Üretken.
"Kadın Yıllanmış Şarap, Erkek Ekşimiş Boza" İddianamesi


Fırsat buldukça bu konuya değinmeden duramam. Kanıma dokunuyor ne yapayım. Benim gibi eskimişlerimden kurtulayım, şöyle cillop gibi giyineyim hevesiyle çıkıyoruz üç beş kıyafet almaya. Daha kapıdan içeri girdiğimiz an başlıyor handikap. Görevli kızcağız, o bildiğimiz zorunlu tebessümüyle "buyrun beyefendi" diye karşılarken beni ve en fazla on bilemedin onbeş çeşitle kısıtlarken seçeneklerimi, eşime doğru yönelen çakı gibi delikanlı, en güleç ve en içten yüz ifadesiyle, en nazik tavrını takınarak "bu güzelliğe yakıştıracak bir kıyafetim olduğundan emin değilim" diye başlayan cümlelerle karşılayıp eşimi, yüzlerce desen ve renk dünyasında, her cins çiçekle donatılmış bir bahçenin ortasında saatlerce salınıyorlar. Ben zavallı hangi parçaya elimi uzatsam, tezgahtar kız, "çek elini ondan" diyerek, marketin rafındaki çikolataya uzanma yasağını çiğnemiş bir çocuğu cezalandırırcasına, elime vuracakmış gibi geldiğinden, dokunmakla dokunmamak arasında kalırım. Kız kendinden emin, "Beyefendi sanırım şu size daha çok yakışacak" diye uzattığı dedemin hırkasına benzeyen kazağı başına geçirmemek için, zor tutuyorum kendimi. Ulan zaten patates tarlasında üç beş farklı patates ararken, sen kalkmış kuru soğan uzatıyorsun. Zaten seçenekler kısıtlı. Eşime bakıyorum, dolmalıklar, domatesler, biberler, brokoliler, kiviller, ananaslar, hindisdan cevizleri. Dolu dolu poşetler. İşte bizler o yüzden beyefendi, sizler çiçek bahçesinin en nadide gülü. Peh. Kadın erkek eşitmiş. Ne eşiti be. Bir matematik sorusunun, kareköklerindeki eksilerinin hızına yetişemeyecek bir ölçü birimi kadar eşit. Mağazanın kadın reyonu 3000 metrekareye sığmazken, erkek reyonu 50 metrekarede sınırlıyken, hangi eşitlikten söz ediyorsunuz. Benim sayısal bilgim yeterli gelmiyor diye sordum matematik profösörüne. O da bilemedi.


- Ayna ayna. Söyle bana. Ne görüyorsun karşında?


"Sen geçtiğinde karşıma, patates çuvalı. O muhteşem kadın geçtiğinde karşıma, dilim tutuluyor, gözlerimi alamıyorum. Dilim dışarıda seyredalıyorum. Ne desem şimdi sana".


#Sevgiylekalın


#Blueobsession

"Kadın Yıllanmış Şarap, Erkek Ekşimiş Boza" İddianamesi
Cevapla