Afet-i Devransınız İşte! Var mı Ötesi?

Nerede kalmıştık. Hatırladım evet. Son olarak dedik ki; "Bir erkek bir kadının dişini değil, dişiliğini görmek ister. Fakat dişilik, seksapalite demek değildir sadece. Kadına has, kadına özel, kadına özgü, kadına yakışan duruşudur çoğu zaman."


Hani o, yaratılışındaki estetik mucizeyi "afet-i devran" tanımlamasının içine "cuk" diye oturtabilen, devranı, yani günümüz türkçesiyle "dönem" i çıkarıp sadece "afet" olarak kalabilen, o dönemlerin "bir içim su" yu olabilecek kadar asil. Aslında tüm dünya erkeklerini parmaklarında oynatabilecek kadar güçlü olmasına rağmen, bu gücü, sadece gerektiği zaman yerinden çıkarmak üzere hasır altı edebilen, bir bakışıyla canlar yakarken, bir başka bakışıyla da can alabilen, nefis bir gülümseyişi, benim için adi, çoğumuz için şuh bir kahkaya dönüştürmemeyi bilen bir duruştan söz ediyorum. Bir cikleti ağzının içinde yuvarlaya yuvarlaya çiğnerken, o cikleti uçan balon haline getirmek için çabalamak yerine, çiğnemekle çiğnememek arasında tutabilmekten, varlığıyla yokluğunu belli edememekten. Sizlerin "özgür ve bir o kadar rahat olma" hakkınızı "kolay lokma" algısından çıkarabilen bir duruştan.

Afet-i Devransınız İşte. Var mı Ötesi (Devam ediyoruz)



"O yolun yolcusu" ndaki "O" nun peşinden koşanlar olmayı çoktan unuttuk bizler. "Bizim yolumuz" olsun istiyoruz birlikte yürüdüğümüz. "O yolun" tanımını değiştirdik, tüm yollar "Sevgi" ye çıksın istiyoruz daha çok.



Haydi. Var mısınız? Eski İstanbul' a gelin benimle. İstanbul yerine "Istanbul" denilen günlere. Eski bir Türk filmi açıyorum şimdi sizlere. Hangisi olsun. Durun bakayım. Hah buldum. Tosun Paşa. Ya da Yedi Kocalı Hürmüz. Konumuz bu filmlerin hikayeleri değil. Oyuncuların büründüğü karakterler de değil. Bir kadının duruşu ve asaleti. Tepeden tırnağa sergilediği o can alıcı güzellik. Gözlerinizde canlandı mı? Hani o bir elinde şemsiyesi, diğer elinde mendili. Kaytan bıyıklı delikanlının ayaklarına bırakacağı şu meşhur mendil. Asalete, nezakete, kibarlığa, inceliğe, zerafete bakar mısınız."Yağmur falan yağmıyor bu şemsiye de neyin nesi" demeyin hemen paşa kerimeleri. Paşazadeler de fes takmıyor artık. Mizansen yapıyoruz şurada.

Afet-i Devransınız İşte! Var mı Ötesi?


Kopmayın kopmayın. Dönün günümüze. Film bitti.


Ah şu şımarıklarınız yok mu? Beni benden alıyor. Tahammül sınırlarımı aşıyor yemin ederim. Derdiniz ne kuzum sizin? Şimdiki gençlik "Tiki" mi diyordu. Ha işte ondan. Nedir o ağzını yaya yaya yeni bir lisan üretme çabaları. Beni benden çalıyorsunuz. Bırakın beni bana. Tamam. Şımarmayı sonuna kadar hakediyorsunuz. Ama bu zevki biz tatmak istiyoruz. Sizi biz şımartmak istiyoruz. En çocuksu halinizi görebilmek için. Kedi gibi sokulabilesiniz diye. En savunmasız, en samimi, en sevimli, en sıcacık, en içten halinizi seviyoruz. İşte o zaman, başarmış hissediyoruz. Sizi mutlu edebilmeyi başarmış. Değerinize değer katabilmenin bize verdiği zevki bilemezsiniz. Bizde oluşturduğu güveni. Yahu bırakın da biz şımartalım sizi. Bunu yapabilmek için ne parendeler atıyoruz bir bilseniz. Sizi yere göğe sığdıramamak adına bir fırsat verebilseniz bize, gökten zembille biz indireceğiz sizi yere. Siz, sizin deyiminizle tiki olmayı kendinize yakıştırdığınız sürece aha işte şöyle oluyor. Dumb down durumu. Kolay elde edilebilirlik. (Şekil 1-A)


Afet-i Devransınız İşte! Var mı Ötesi?


Başınızdan aşağı paralar atılması değil size yakışan. Şampanyalar patlatılması değil adınıza.


Gül yaprakları sermek de değil ayaklarınızın altına. Onlarca gül demetinin içinden, en tomurcuk olanı seçilip, zevkle uzatılmasıdır size yaraşan. Bu inceliği gösterebilmek fırsatını tanısanıza bize. Hangisi yüreğinizi titretti. Başınızı döndüren hangisi. Siz kendi değerinizin farkına varabildiğiniz sürece değerlisiniz bizim için. Sizi değersiz kılan da sizsiniz çoğu zaman.


O son model telefonlarınızdan, en iyi fotoğrafçı hüneriyle, top model edasına bürünüp çektiğiniz fotoğraflarınız yok mu?


Gülmekten kırılıyorum. Size değil ha. Vallahi size değil gülmelerim. Hani ilk yazımda (Bir erkeği mutlu etmenin yolu .... başlıklı) bahsettiğim o boy aynanızın karşısına geçip, artık fotoğraf makinesi haline getirdiğimiz o telefonla yapıyorsunuz ya bunu. Kahkaha krizine giriyorum inanın. Hanımlar. Hiçbir erkeğin görmek isteyebileceği resimler değil bunlar güvenin bana. Sadece ergenlerin sapkınlıklarını ve azgınlıklarını dürtülemek. Onlara kendinizi teşhir etmeye ne hakkınız var. Bırakın da o resimlerinizi cüzdanlarımızda taşıyalım. Özledikçe çıkarıp öpelim. Siz bizlere ne kadar çok sunarsanız kendinizi, bizler o denli yüzsüz oluruz. Ulaşılması zor olun ki, size ulaşabildiğimizde bir zafer kazanmış olmayalım. Özel bir kadın kazanmış olalım. Ömrümüze ömür katan bir kadın. Sonra soruyorsunuz ya "Beni hiç özlemedin mi" diye. "Özlemeye fırsat mı verdiniz" diyorum ben de size.

Afet-i Devransınız İşte! Var mı Ötesi?


Biriniz bana söylesin. Lütfen cesurca söylesin hem de. Hiç çekinmeden cevaplasın ne olur. Sorarım sizlere;


Tanrının özenerek yarattıkları, dünyanın en güzel ve en özel varlıkları olup da, kendini bu denli çirkin hale getirmek neyin çabasıdır. Erkekleri etkilemek olamaz biliyorum. Moda olsun diye de değil. Ne o zaman? Neydi şu programın adı. Tarzım mı, stilim mi? İşte o. Onlar siz olamazsınız değil mi? Saçma sapan abartılı makyajlar, saçma püsküller. Absürt kıyafetler. Ne yani, seksapalite bu mu şimdi? Barbie bebek olmaktan sıkılmadınız mı? Biz sıkıldık. Daha üretken, daha çalışkan, daha sorumluluk sahibi, yere daha sağlam basabilen, zaaflarına yenilmeyen, dik duruşlu, kimselere minneti olmayan kadınlar çekiyor artık bizi. Askılı bahçıvan kotlarıyla bahçesine çiçek dikenler, safari pantolonu üzerine askılı tişörtüyle ve yüzü gözü tozlanmış, tarih kazıyanlar mesela. Ralli yapabilen, ata binen, motosiklet kullanabilen, herhangi bir enstrüman çalarken kendinden geçen kadınlardan alamıyoruz gözlerimizi. Takdirle ve bir o kadar keyifle bakıyor gözlerimiz. Şu kadınlara bakar mısınız.




Haklısınız. Azınlığız. Hatta aynı konuya ilişkin ilk yazıma; "Erkeklerin çoğu bu doğal diye bahsettiğiniz kadınlardan haz etmiyorlar. Aksine kendini ortaya koyan kadınlar ilgi çekiyor. Evet yaratılışımız estetik. Bu yüzden de güzel olma isteğimiz ve bunu ortaya koymamız iç güdüsel. Kadınların kültür düzeyi artıkça daha az makyaj ve bahsettiğiniz davranış ve elbiselerden arınmış haldeler. Çünkü o kadınlar kendini ifade etmek ya da dikkat çekmek için kadınlığını değil entellektüel zekasını kullanıyor. Ama ne oranda bu kadınlara talep var o da ilginç." yorumunu getirmişti değerli bir bayan arkadaşımız. Haksız da sayılmaz. İtiraz edeceğim tek şey şu. Kadınlar, seçilen değil seçen olmalıdır. Talep edilen değil, talep eden olmalıdır bana göre. Belki de sadece bana ve ben gibi düşünenlere göre.


Kadının duruşu dedik ya hani. Gizemini hep koruyan. İçinden ne çıkacağı belli olmayan. Evet anlıyorum. Her gün aynı psikolojide olamıyorsunuz. Biliyorum günleri değil saatleri farklı farklı yaşayabiliyorsunuz. Fizyolojik, biyolojik,hormonal durumlarınız çok farklı. Ve her şey için bir nedeniniz var. Anlıyorum, kapıları arkanızdan kilitlemek, banyodan saatlerce çıkmamak,o bizim sandığımız yatağa bizi sokmamak, soksanız da arkanızı dönüp, yorganı aniden üzerimizden çekmek, o yatakta mutlaka bir ismi olan peluş bir tavşana, ya da bizim kadar olmayan bir ayıya sarılmak, hiçbir nedeni olmaksızın baş ağrısı çekmek gibi nedenleriniz var. İzin verin yanınızda olalım. Belki yumuşak bir masaj, kendinizi daha iyi hissettirecektir size.


Afet-i Devransınız İşte! Var mı Ötesi?


Bakın lütfen, iki ayrı resim. Fakat aynı kadın. Biri dişli, diğeri dişi. İkisi de muhteşem değil mi? Evet gerçekten muteşem. Ama benim önünde eğileceğim ve gözlerimi ayıramayacağım, hayran hayran saatlerce seğredebileceğim sizce hangisi. Ya da; mutlu bir gelecek hayali kurabileceğim. Bir cevabınız var mı? Ben söyleyeyim. Nerede nasıl olması gerektiğini, nasıl bir davranış sergilemesi gerektiğini çok iyi bilen bir kadın. Burada tek bir kadın var. Görünüşleri farklı olsa da tek bir kadın.


Ne demiş Mehmet Sadi Bey;



Sen gitgide bir afet-i devran olacaksın
Canlar yakacak ateş-i suzan olacaksın
Bilmem ne zaman derdime derman olacaksın
Çağın geçecek sonra peşiman olacaksın



Başka bir şair de;


" Öyle güzel bakıyor ki gözlerin, sebepsiz iç çekmelerim bu yüzden benim. Bu yüzden her düşte seni görmelerim. Her düşümde seni düşlemelerim hatta. Özlemlerim sana dair, yalnız sana. Beni ben yapan ben değilim artık. Sen ve dudaklarındaki o tebessüm. Öyle bir duruyorsun ki karşımda. Hayal misin, serap mısın, mehtap mısın bilemedim. Bilememek değil benim senden yana şikayetim. Korkularım senden değil. Sana kapılmak da değil endişem. Sende kaybolmak hiç değil. Ya giderse! Gidipte dönmezse! Ya hiç gelmediyse! lerim. "


Dedik ya hanımlar. Benim gözlerim sizlere sizin baktığınız gibi bakmıyor. Benim gördüklerimi göremez gözleriniz. Siz benim gözlerimle bakamadığınız için göremeyeceksiniz. O yüzden, benim yazmalarım bitmez size dair. Size dair lerim de bitmez.


#Sevgiylekalın


#Blueobsession

Afet-i Devransınız İşte! Var mı Ötesi?
Cevapla