Bana Bedenini Anlatır mısın?

Uzun ve sıkıcı bir iş gününden sonra evime geldim , kravatımı çıkarttım ve koltuğun üzerine fırlattım. Oldum olası sevmem zaten kravatı. Yapmacık bir resmiyet katmaktan başka bir işe de yaramaz. İki yakası bir araya gelmeyenler için önerilebilir belki.


Ellerimle yüzümü ovuşturduktan sonra ristretto ısmarlayarak şımarttım kendimi. Ristretto eşliğinde sigaramı içerken televizyonun sağ çaprazındaki koltukta bir kadın varmış gibi aklıma gelen ilk soruyu sordum.


Bana bedenini anlatır mısın? Bunca yıldır bu soruyu bekliyormuş gibi anlatmaya başladı.


Bir bilsen bir kadının kendi bedenini sevmesi nasıl zor. Onun biricikliğini hissetmesi. Ona kanat takması. Onunla özgürce kanatlanması. Şiddet eylemlerinin nesnesi, tüm günahların kaynağı. Yasakçı zihniyet en çok kadın bedeninden korkmuştur çağlar boyunca. Korku ve arzu arasına sıkıştırılmış kadın bedeni.


Ahlak, din, töre yasalar, senin yasak bir kitap olduğunda hem fikirler. Yok edilmek, yok sayılmak istenen bir günah kitapsın. Erkek egemen toplumların iktidar savaşında rolün büyük. Erkeğin patriarkal gücünü sınadığı bir "şey"sin. Arzularını maskelemen, dizginlemen gerekir. Kendi tutkularından vazgeçip erkeklerin tutkularına boyun eğmen beklenir. Erotik doyum senin için değil erkek için önemlidir.


Dur bir saniye dedim, nefes al. Kafam allak bullak oldu bu sözlerden sonra ve utandım biraz anlattıkları karşısında. Macchiato ister misin diyerek kendimi toparlamaya çalıştım. "Türk kahvesi lütfen "diyerek bir kez daha şaşırttı beni.


Anlatmaya devam etti kaldığı yeri işaretlemişcesine...


Üremek için kullanılan bir araçsın. Aklında eksik olduğundan yanlış yapmayasın diye dört koldan denetlenirsin. Senin yerine düşünür abin, baban, kocan, toplumun, dinin, devletin....


Değilse öldürülürsün, Sevilerek öldürülürsün dövülerek öldürülürsün boğularak öldürülürsün , kesilerek öldürülürsün, olmadı içine şeytan falan girdiyse yakılarak öldürülürsün. Bir güç gösterisi olara , ereksiyon halinde bir penis yok eder seni. Değilse, kolay mı o ereksiyona ulaşıp onu dimdik koruyabilmek elegüne karşı.


Bana Bedenini anlatır mısın ?


Cennet de öyle ayaklarının altına serilmiyor. Hormonlarda ani iniş çıkışlar aşırı hassasiyet , yoksunluklar , zorunluluklar, durmadan artan bir kaygı ve korku durmadan genişleyen ve büyüyen bir sen. O uzun, çilekeş dönem bittiğinde, normal doğumu tercih edip saatler süren senin ter, kan, irin, su, sancı, ağrı içinde çabalamana rağmen ters duruyordu bebek.


Mecburen sezeryan. Ortadan ikiye yarılıyor insan, öyle nar gibi değil, karpuz gibi hiç...


Bedensel aşağılanmanın öbür adıdır kürtaj. O istemsiz masalarda bacakların ayrık isimsiz ve dilsiz bir "şey"sindir. Suçluluk duyarsın. Bedensel gücün kaltaklığa dönüşüverir, seçim hakkın yoksa. Meryem ana değil de cadıların arketipine dönüştürdükleri Lilith'e benzetirler seni.



Namusunu korumak için ant içer erk. "s...kişirken iyiydi de mi ? der bir hastabakıcı, bir başkası yüzüne tükürür, karnını tekmeler, olmadı tetiği çeker. Her kürtaj bir uluderedir der bir başbakan . Tecavüze uğrayan kadın doğursun gerekirse devlet bakar der bir sağlık bakanı .Çocuk aldırmak cinayet hükmündedir der diyanet ..



O der, bu der, şu der, Derlerizm akımına kapılır herkes. Faşizm uzanır senin vajinana, rahmine iner ,utanma nedir bilmez.


Sustu... Döndü ve bana baktı.Gözlerimin içine. Gözlerimi kaçırdım ve yanıbaşımda duran sigaradan bir dal daha yaktım. Birşeyler söylemek istedim.


Hiçbirşey gelmedi aklıma. Tüm söyleyeceklerimi söylemiştim.

Bana Bedenini Anlatır mısın?
Cevapla